Çin Devlet Başkanı Xi’den Net Mesaj: "Tayvan’da Yanlış Adım Çatışma Getirir"

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı zirvede Tayvan meselesinin Çin-ABD ilişkilerinin en kritik başlığı olduğunu vurguladı. Xi, Tayvan konusunun yanlış yönetilmesi halinde iki ülke arasında çatışma ve hatta savaş çıkabileceği uyarısında bulunurken, “Tayvan bağımsızlığı ile barış ateş ve su kadar uzlaşmaz” ifadelerini kullandı.

15.05.2026-09:47 - (Son Güncelleme: 15.05.2026-09:47)
Çin Devlet Başkanı Xi’den Net Mesaj: "Tayvan’da Yanlış Adım Çatışma Getirir"

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen ilk zirve perşembe günü tamamlanırken, görüşmeden çıkan karşılıklı “iyi niyet” mesajları dünya basınında geniş yankı buldu. Ancak birçok uluslararası medya kuruluşunun geri planda bıraktığı en kritik başlıklardan biri, Xi’nin Tayvan meselesine ilişkin Trump’a verdiği son derece açık ve sert mesajlar oldu.

Çin lideri görüşmede, rekabet ve gerilim yerine “ortak çıkarlar” temelinde hareket edilmesi gerektiğini vurgularken, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasının Çin ile ABD ilişkilerinin temel direklerinden biri olduğunu ifade etti. Xi Jinping, Tayvan dosyasının yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyecek en kritik başlık olduğunu da özellikle dile getirdi.

Ancak Xi’nin asıl dikkat çeken çıkışı, Tayvan konusundaki uyarılarında kullandığı sert ton oldu. Çin Devlet Başkanı, Tayvan meselesinin doğru şekilde yönetilmesi halinde iki ülke ilişkilerinin genel istikrarını koruyabileceğini belirtirken, aksi bir senaryoda Çin ile ABD arasında doğrudan çatışmaların hatta savaş riskinin ortaya çıkabileceğini söyledi.

Xi Jinping’e göre böylesi bir gelişme yalnızca Tayvan Boğazı’ndaki dengeleri değil, Çin ile ABD arasındaki tüm diplomatik, ekonomik ve askeri ilişkileri de büyük tehlikeye sürükleyebilir.

Çin lideri mesajını, “Tayvan bağımsızlığı ile Tayvan Boğazı’ndaki barış, ateş ile su kadar uzlaşmaz iki konudur” sözleriyle tamamladı. Pekin yönetimi açısından Tayvan’ın bağımsızlık yönündeki girişimlerinin doğrudan kırmızı çizgi olarak görüldüğü bir kez daha net şekilde ortaya konmuş oldu.

Tayvan konusu uzun yıllardır Çin ile ABD arasındaki en hassas başlıkların başında geliyor. Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin büyük çoğunluğu gibi ABD de resmî olarak Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor. Washington yönetimi diplomatik söyleminde “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunu ve Çin’in toprak bütünlüğünü desteklediğini ifade ediyor.

Ancak Pekin’e göre sahadaki uygulamalar bu söylemle çelişiyor. ABD’nin yıllardır Tayvan’a milyarlarca dolarlık silah satışı yaptığı, ada çevresindeki askeri varlığını artırdığı ve Asya-Pasifik stratejisinde Tayvan kartını Çin’e karşı baskı unsuru olarak kullandığı belirtiliyor.

Washington yönetimi ayrıca Japonya, Filipinler ve Avustralya gibi bölgesel müttefikleriyle Tayvan çevresinde ortak askeri tatbikatlar düzenlemeyi sürdürüyor. Çin tarafı ise bu adımları, Pekin’i çevrelemeye yönelik daha geniş kapsamlı stratejinin parçası olarak değerlendiriyor.

Çin yönetimi Tayvan’ı ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak görürken, adadaki bağımsızlık yanlısı hareketlerin dış müdahaleler sayesinde ayakta tutulduğunu savunuyor. Pekin’e göre mesele yalnızca egemenlik tartışması değil, aynı zamanda Çin’in tarihsel bütünlüğü, ulusal güvenliği ve stratejik geleceğiyle doğrudan bağlantılı.

Xi Jinping daha önce yaptığı açıklamalarda da Çin anakarası ile Tayvan’ın yeniden birleşmesinin “kaçınılmaz tarihsel süreç” olduğunu ifade etmişti. Çin lideri, Pekin yönetiminin önceliğinin barışçıl birleşme olduğunu vurgularken, gerektiği takdirde güç kullanımının da seçenekler arasında bulunduğunu açık şekilde dile getirmişti.



Kaynak: Aydınlık Gazetesi

YORUM YAZ!..
Modal