Yurt içi pay piyasaları, yılbaşında yakaladığı pozitif ivmeyi, mart ayında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimlerin yarattığı baskıya rağmen, ilk çeyrekte de korumayı başardı.
Borsa İstanbul’da en büyük ve likiditesi yüksek şirketleri kapsayan BIST 30 endeksi, 2025 yılını 12.223,61 puandan kapatmasının ardından, bu yılın ilk çeyreğinde 14.518,03 puana yükselerek yatırımcısına yüzde 18,77 kazanç sağladı ve en fazla yükselen borsalar arasında ilk 10’da yer aldı. Söz konusu endeks, Dolar bazında da yüzde 14,7 artış kaydederek dünyada en çok yükselen borsa endeksleri arasına girdi ve ilk çeyrekte gösterdiği performansla birçok önemli küresel endeksin aksine yatırımcısının yüzünü güldürdü.
Bu dönemde, ABD’de New York borsasındaki ana endeksler başta olmak üzere Asya ve Avrupa’daki birçok endeks geriledi. Geçen yılı 11.261,52 puandan kapatan BIST 100 endeksi de ilk çeyreği 12.790,98 puandan tamamlayarak yüzde 13,6’lık artış elde etti. Endeks, ocakta yüzde 22,9 yükselerek Kasım 2022’den bu yana en iyi aylık performansını kaydetti.
Şubat ayında yabancı yatırımcı girişlerinin sürmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerini artırmaya devam etmesiyle BIST 100, 14.532,67 puana çıkarak tarihi zirveye ulaştı. Dezenflasyon sürecinin güçlü şekilde devam edeceğine dair yönlendirmeler de alım iştahını destekledi.
Mart ayında ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu’daki gerilim, küresel piyasalarda sert satış baskısı oluşturdu. Bölgede süregelen jeopolitik riskler, küresel piyasalarda toplam değerin son bir ayda yaklaşık 14 trilyon dolar azalmasına yol açtı.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı gölgelemesi, petrol fiyatlarında yukarı yönlü hareketleri tetikleyerek küresel Enflasyon görünümü ve merkez bankalarının politikalarında belirgin değişimlere neden oldu. Başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere, olası “şahin” adımlar endişesi varlık fiyatlarını baskıladı. Dolar diğer para birimlerine karşı güçlenirken tahvil piyasalarında da satış baskısı oluştu. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,48702’ye çıkarak Temmuz 2025’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Dolar, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü etkisiyle diğer para birimlerine karşı değer kazanırken, dolar endeksi 100 seviyesindeki güçlü seyrini sürdürdü.
Yurt içi Ekonomi yönetiminin hızlı pozisyon alması ve etkili önlem geliştirme kapasitesi, küresel dalgalanmalara karşı görece daha dirençli bir görünüm oluşmasına katkı sağladı. Küresel risklerin artışıyla güçlenen dolar endeksi diğer varlıkların seyrini etkiledi.
Bu süreçte TCMB, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak önlemler aldı. Bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap işlemlerine başladı. Bu adım, hem kredi hem faiz tarafında oynaklığı önlemeyi ve TL üzerindeki baskıyı hafifletmeyi hedefliyor. Böylece hem piyasalardaki Türk lirası sıkışıklığı önlenecek hem bankaların likidite sorunu yaşaması engellenecek ve kredi koşulları daha makul hale gelecek.
TCMB’nin bu hamlesi, bankacılık sistemindeki TL likiditesinin desteklenmesi ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Piyasada döviz alınıp karşılığında TL verilmesiyle likidite artırılacak.
Öte yandan TCMB verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler 27 Mart haftasında 137,1 milyon dolarlık hisse senedi alırken, 1 milyar 369,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 78,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçlarını (ÖST) sattı.