Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünde usta öğretici olarak görev yapan Semanur Tokat, iğne oyasının sadece bir yazma kenarı olmadığını vurguladı. Tokat, geçmişten geleceğe iğne ve iplik ile konuşlandırdıkları düğümlerin önemini ifade etti.
Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü, köklü geçmişe sahip geleneksel Türk el sanatlarını modern tasarımlarla bir araya getirerek bu eşsiz kültürel mirası gelecek nesillere aktarma çabalarını sürdürüyor. Uzun yıllardır enstitü bünyesinde çalışan Tokat, unutulmaya yüz tutmuş iğne oyası sanatının inceliklerini ve karşılaştıkları zorlukları basın mensuplarıyla paylaştı. Tokat, iğne oyasının sadece el emeği değil, aynı zamanda yoğun bir sabır, dikkat ve derin bir sevgi gerektiren bir sanat dalı olduğunu kaydetti.
Tokat, enstitünün kurumsal yapısı altında tasarımdan çizime, işlemeden dikime kadar uzanan bir ortak çalışma disiplini yürüttüklerini de sözlerine ekledi.
Semanur Tokat, iğne oyasının zorluğunu şu şekilde açıkladı: “İğneyle kuyu kazıyoruz ama bu işi seviyoruz.” İğne oyasının çok geniş bir kullanım alanı olduğunun altını çizen Tokat, şunları söyledi: “İğne ve ipliğin buluştuğunda geleneksel ürünlerimizi çalışıyoruz. Broşlar, namaz örtüleri ve kıyafetler yapıyoruz.”
Tokat, enstitüdeki tasarım sürecine de değinerek, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurduklarını ifade etti: “Çizildiğinde burada Olgunlaşma Enstitüsünde çizim yapılır. Tasarımımız vardır. Giyim atölyelerinde de kıyafetlerimiz dikilir.” Tokat, çalıştıkları kıyafetlerin üzerine iğne oyası işlediklerini kaydederek, bu sürecin gelenekselliği ve yeniliği bir araya getirdiğini belirtti.

ESKİŞEHİR OLGUNLAŞMA ENSTİTÜSÜNDE USTA ÖĞRETİCİ OLARAK GÖREV YAPAN SEMANUR TOKAT, İĞNE OYASININ SADECE BİR YAZMA KENARI OLMADIĞINI BELİRTEREK, BİR İĞNE VE BİR İPLİKLE GEÇMİŞTEN GELECEĞE DÜĞÜMLER ATTIKLARINI SÖYLEDİ.