Yenilmez ABD" Efsanesi Bitti mi, NATO Çatlıyor mu? Türkiye'yi Bekleyen Büyük Tehlike: Ceyhun Bozkurt ve Seda Ateşoğlu ile Görüş Alanı
Haber365 YouTube kanalında Seda Ateşoğlu ve Ceyhun Bozkurt, ilk programında dünyanın değişen jeopolitiğini masaya yatırıyor. İran'ın ABD karşısındaki direnişi, "yenilmez ABD" algısının çöküşü, NATO'daki çatlaklar, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin önemi, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporu ve Türkiye'ye yönelen tehditler tüm boyutlarıyla değerlendiriliyor.
>Gazeteci Ceyhun Bozkurt ve Haber365 Genel Yayın Yönetmeni Seda Ateşoğlu, YouTube ekranlarında başlayan yeni programlarının ilk bölümünde küresel siyasetteki tektonik kırılmaları masaya yatırdı. ABD ve İsrail’in Orta Doğu’da aldığı ağır yaraları, NATO’nun dönüşen yapısını ve Doğu Akdeniz’deki yeni güç dengelerini inceleyen ikili, Batı emperyalizminin dayatmalarına karşı Türkiye’nin sahada kendi milli mevzilerini inşa ettiğini vurguladı.Dünyanın ekseni doğuya kayıyor: Çok kutuplu yeni dönemProgramın açılışında dünya siyasetinin büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade eden Seda Ateşoğlu ve Ceyhun Bozkurt, analizlerin mutlak surette yerli bir bakış açısıyla yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yaklaşık 300 yıldır dünyaya hükmeden Avrupa gücünün artık silindiğini belirten Bozkurt, çok kutuplu yeni dünyayı şu sözlerle özetledi:"Rusların, Çinlilerin, Türklerin, İranlıların ve Pakistan’ın önemli aktörler olarak tarih sahnesine çıktığı, dengenin Doğu’ya kaydığı bir dönemde yaşıyoruz. Nasıl bir Amerikalı Washington’a ayaklarını basarak kendi çıkarları ekseninde analiz yapıyorsa; Türklerin de bu mücadeleyi ayağını Ankara’ya basarak okuması gerekir. Çünkü Ankara’nın çıkarları tüm vatandaşlarımızı ilgilendiriyor.""Bu saldırı sürpriz değildi"Seda Ateşoğlu, Batı medyasının "kurşun geçirmez" olarak parlattığı ABD-İsrail ittifakının, İran'ın kararlı hamlesi sonrasında nasıl bir güç kaybı yaşadığını sordu. Amerika ve İsrail’in başlattığı saldırıların hemen ardından sahada oluşan güçlü direncin yoğun bir diplomasi trafiğini tetiklediğini belirten Ateşoğlu, bunun arka planının çok daha derin olduğunu vurguladı.Ateşoğlu’nun bu tespitini onaylayan Ceyhun Bozkurt, yaşananların arkasında yarım asırlık bir devlet planlaması bulunduğunu ifade etti. İngiliz ve Amerikan emperyalizminin 1953'teki meşhur "Ajax Operasyonu" ile Muhammed Musaddık’ı devirdiğini hatırlatan Bozkurt, 1979 Devrimi’nden itibaren İran’ın, bir gün bu küresel saldırının kendi kapısını çalacağını bildiğini ve tüm savunma stratejilerini o tarihten beri ilmek ilmek işlediğini aktardı."Ulus devletleri yıkmak istiyorlar, hedef vadedilmiş topraklar"Siyonizm ve Batı emperyalizminin çıkarlarının bu coğrafyada ortak bir hareket planıyla örtüştüğünü vurgulayan Ceyhun Bozkurt, İsrail’in"vadedilmiş topraklar" planını devreye soktuğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:"İsrail, Gazze ve Batı Şeria’daki işgali tamamen bitirip bir sonraki aşamada Lübnan ve Suriye hattına doğru bu işgal kuşağını genişletmek, yapabilirse yeniden Sina hattına çökmek istiyor. Bu teokratik genişleme stratejisi, küresel emperyalizmin ticaret koridorlarını ve enerji kaynaklarını kontrol etme çıkarıyla tam bu noktada örtüşüyor. Emperyalist güçlerin bu operasyonları rahatça yapabilmelerinin önündeki en büyük engel ise direnç gösterebilecek ulus devletlerdi. Yıllardır hazırladıkları plan bu engelleri kaldırmak üzerine kurulu. Irak’ın işgali, Suriye’deki iç savaş ve Mısır’ın zayıflatılması hep bu yüzdendi. Hatta 1970'lerde Batı’ya vanaları kapatan Suudi Kralı Faysal’ı kendi yeğenine öldürtecek kadar gözü kara operasyonlar yaptılar."Ankara’nın da bu küresel kuşatmaya karşı boş durmadığını belirten Bozkurt, "Yöntemi ve dozu askeri anlamda farklı olabilir ama biz de yıllardır maruz kaldığımız bu saldırılara karşı belli bir şekilde taarruz hazırlıklarımızı yapıyoruz" diyerek Türkiye'nin stratejik savunma bariyerlerine dikkat çekti.ABD-İsrail ittifakı kurşun geçirmez değilSeda Ateşoğlu; Batı’nın zihinlere kazımaya çalıştığı "kurşun geçirmez ittifak" imajının bölgede fiilen çöktüğünü, Körfez’deki ABD üslerinin mutlak güvenlik şemsiyesinin tek tek delindiğini vurguladı.Ceyhun Bozkurt ise bu durumu Amerikan derin yapılanması CFR (Dış İlişkiler Konseyi) raporları üzerinden somut verilerle destekledi. İttifakın ilk etapta "üç-beş günde İran’ı vurup devleti çökertme" beklentisiyle hareket ettiğini ancak bunun tam tersi bir iç kenetlenmeyle sonuçlandığını belirten Bozkurt, faturayı şu verilerle açıkladı:"Savaşın ilk 100 günlük sürecinde ortaya çıkan resmi maliyet 130 milyar doların üzerinde. ABD’nin en kritik füze sistemlerinin neredeyse yarısı bu süreçte tüketildi ve Pentagon içerisinde 'Bugün Rusya ve Çin ile karşı karşıya gelsek bu füze stoklarıyla çatışamayız' itirafları yükseldi. Körfez ülkelerindeki o milyar dolarlık devasa radar sistemleri, 10-15 bin dolarlık ucuz dronlarla kullanılmaz hale getirildi."Kadim devlet bilinciSeda Ateşoğlu'nun bölgedeki yönetimlerin direnci üzerine sorduğu soruya kadim devlet geleneği üzerinden yanıt veren Ceyhun Bozkurt, Batı’nın rejim çökertme senaryolarının neden başarısız olduğunu açıkladı. Coğrafyanın devletsizliği asla kabul etmeyeceğini ifade eden Bozkurt, İran rejimine muhalif olan kitlelerin bile dış tehdit karşısında anında devlet refleksine sahip çıktığını aktararak şu örneği verdi:"İnanılmaz bir planlı süreklilik var. Lider kadrodan askeri, siyasi veya dini 10 kişi bile sırayla öldürülse, arkadan gelecek 11. kişinin kim olacağı savaş öncesinden bellidir. Siz Hamaney’i vuruyorsunuz; arkasından hemen o savaşta ailesini kaybetmiş yaralı oğlu Mücteba Hamaney geliyor ve liderliği devralıyor. Batı medyası 'yönetim çöktü' diye ne kadar manipülasyon yaparsa yapsın, bu devlet aklı emperyalizmin oyununu bozdu ve karşı cepheyi kendi içinde böldü."Sahadaki bu kararlı direncin Amerika içinde "Önce Amerika" diyen milliyetçi bir kitleyi harekete geçirdiğini belirten Bozkurt; bu kitlenin siyonist lobiyle çatışmaya başlayarak "İsrail yüzünden bu batağa girdik" seslerini yükselttiğini ifade etti.Küresel enerji savaşında büyük kırılma ve Kurtuluş Savaşı stratejisiCeyhun Bozkurt, asıl büyük darbenin ekonomik cephede yaşandığına dikkat çekerek Amerika'nın hiçbir hedefine ulaşamadığını vurguladı:"1979'dan beri yaptırım uyguladığın ülkeye şimdi yaptırımları kaldırma sinyali veriyorsun ve dondurulan fonlarından 300 milyar dolarlık bir kısmı serbest bırakmaya hazırlanıyorsun. Bu durum İran'ın küresel enerji pazarına çok güçlü bir şekilde geri dönmesi demektir. Bu yeni tablodan İran’la birlikte Türkiye, Rusya, Çin ve Pakistan kazançlı çıktı."Türkiye'nin bir NATO üyesi olmasına rağmen sergilediği dik duruşu takdir eden ikili, Ankara'nın yürüttüğü akıllı diplomasiye dair tarihi bir benzetme yaptı. Ceyhun Bozkurt, kamuoyunda yükselen bazı eleştirilere Kurtuluş Savaşı üzerinden şu yanıtı verdi:"Karşınızdaki düşman cephesini bölmek bile başlı başına devasa bir başarıdır. Kurtuluş Harbimizde Yunanistan’ın arkasındaki İngiliz ve Fransız emperyalizmini gösterdiğimiz dirençle böldük ve ardından Fransızlarla tarihi 1921 Ankara Antlaşması’nı imzaladık. Türkiye'nin bugün yürüttüğü esnek diplomasi tam olarak bu stratejinin bir devamıdır. Ancak tek bir diplomatik hataya da değinmek gerek; Körfez ülkelerine yönelik İran taarruzunu kınayan 12 ülkelik ortak bildiriye Türkiye'nin de imza atması açıkçası benim zoruma gitti. Savaşı sanki tamamen İran çıkartmış gibi gösteren o metne imza atılmamalıydı.""NATO 3.0" kapıda: Avrupa ve ABD karşı karşıyaSeda Ateşoğlu, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı tarihi NATO zirvesine ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gerçekleştirdiği Moskova seyahatine dikkat çekerek, bu görüşmenin NATO zirvesi öncesindeki derin anlamını sordu.Ceyhun Bozkurt, ittifakın tamamen Rusya ve Çin’i çevrelemeye odaklanan "NATO 3.0" sürümüne geçmek istediğini aktardı. ABD’nin dayatmaları yüzünden Avrupa halklarının enerji ve ham madde krizleriyle boğuştuğunu, bu durumun kıtada tehlikeli bir milliyetçilik dalgasını tetiklediğini belirten Bozkurt; Türkiye'nin ise yaptırımlara katılmayarak ve Moskova ile diyaloğunu sürdürerek NATO içinde tamamen bağımsız bir milli çıkar alanı oluşturduğunun altını çizdi.Ceyhun Bozkurt; 1945 sonrasında Churchill ve siyonist aklın ortaklığıyla kurulan, Avrupa'yı zenginleştirip Washington'a bağlayan sistemin artık çöktüğünü belirtti. Çin, Rusya, Türkiye, Pakistan ve Körfez'in yükselişiyle paranın doğuya kaydığını ifade eden Bozkurt, ABD'nin Rusya ile gerilim dayatmasının Avrupa'yı askeri ve ekonomik felakete sürüklediğini söyledi. Batı dünyasındaki bu çelişkiyi ve yükselen kamuoyu tepkisini şu sözlerle deşifre etti:"Avrupa halkları 'Biz sadece ekonomik ve askeri zarar ediyoruz' diyerek isyan ediyor. Amerikan güdümündeki kukla yöneticiler ise hala Rusya ve Çin'le savaş çığırtkanlığı yapıyor. İşte bu durum Avrupa'da tehlikeli bir milliyetçilik dalgası başlattı. Ancak Avrupa'daki milliyetçilik bizimki gibi kültürel derinliğe sahip değildir. Orada milliyetçilik ekonomik krizle tetiklendiğinde Naziler ortaya çıkar; bizde ise Kuva-yı Milliye ortaya çıkar. Bugün Fransa'da Le Pen'in, Almanya'da AfD'nin yükselişi, Avrupa kamuoyunun Amerika'dan bağımsız bir güvenlik alanı oluşturma çığlığıdır. Bu yüzden NATO zirvesinde çok ciddi sıkıntılar yaşanacak. Amerika'nın dayatmalarına karşı İngiltere'de peş peşe gelen istifalar da bu çaresizliğin ve sıkışmışlığın ilk işaretleridir."Ankara'nın kadim devlet refleksi: "Türkiye Rusya ile savaşmaz"
Ceyhun Bozkurt, Ankara'nın NATO üyesi olmasına rağmen körü körüne Washington'a bağlı bir uydu devlet olmadığını vurguladı:
"Türkiye, 3000-4000 yıllık bilinen tarihiyle köklü bir devlet geleneğine sahip. Biz milli çıkarlarımız çatıştığında NATO içinde de bağımsız alan oluştururuz. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda da bunu yaptık, Ege Ordusu’nu kurarken de. Hatta Sovyetler Birliği döneminde bile Batı sürekli gerilim izlerken, Türkiye Moskova ile diyaloğunu hiç kaybetmedi. Bugün Antalya Diplomasi Forumu ile başlayan, Sayın Cumhurbaşkanımız ile Putin arasındaki o kesintisiz hat ve Sayın Hakan Fidan'ın Moskova'da bizzat Rusya Devlet Başkanı tarafından kabul edilmesi bu köklü geleneğin ürünüdür. Yarın öbür gün Amerika çıkıp 'Rusya ile savaş' dese; kuklalar hariç kimse bunu kabul etmez. Türkiye Rusya ile savaşmaz, Rusya da Türkiye ile savaşmaz."
AP’nin raporuna sahada yanıt: Türkiye-Mısır ekseniSeda Ateşoğlu, programın son bölümünde Avrupa Parlamentosu’nun son Türkiye raporundaki tehlikeli dayatmalara dikkat çekti. Raporda Türkiye'nin iç dinamiklerine yönelik tehditlerin yanı sıra Mavi Vatan politikalarının doğrudan hedef alındığını belirten Ateşoğlu, "Yunanistan'ın maksimalist iddiaları savunuluyor, 12 mil söylemlerinin hukuka uygun olduğu iddia ediliyor. Avrupa, her zaman olduğu gibi yine Yunanistan'ın arkasında yerini aldı. Yunanistan 'Müttefikleri belli; Amerika, İsrail, Avrupa arkamda' diyerek hava atıyor. Peki, bu denklemde Türkiye’nin müttefiki kim? Türkiye kiminle hareket ediyor?" sorusunu yönelterek sözü Türkiye-Mısır askeri ortaklığına getirdi.Avrupa Parlamentosu'nun son 40 yıldır her zaman Türkiye karşıtı bir konumlanma içinde olduğunu vurgulayan Ceyhun Bozkurt, Batı’nın Türkiye'yi kontrol altında tutma stratejisinin perde arkasını şu şekilde açıkladı: "Batı emperyalizmi 90'lardan itibaren terör örgütlerini destekleyerek içeride kaos planları yaptı, hükümetlere ve ekonomiye saldırdı. Çünkü o dönem Türkiye'de 'Tamam Batı ile ilişkiler sürsün ama Rusya ve İran ile de iletişimi güçlendirelim' diyen üst düzey bir Avrasya perspektifi tartışılmaya başlanmıştı. Türkiye Batı'dan kopmasın diye hemen hamle yaptılar. Eski Almanya başbakanlarından biri açık açık itiraf etmişti; 'Biz Amerika Birleşik Devletleri'nin talebi üzerine Türkiye'yi Avrupa Birliği kapısına bağladık' dedi. Amaçları Türkiye'yi kendi çıkarlarına ortak etmek değil, tamamen kendi ihtiyaçları çerçevesinde kontrol altında tutmaktı."Houston'daki ittifaka hava kuvvetleri ile yanıtAvrupa Parlamentosu'nun Mavi Vatan'ı hedef alan raporu yayınladığı günlerde, eş zamanlı olarak ABD'nin Houston kentinde de kirli bir mutabakata imza atıldığını açıklayan Ceyhun Bozkurt, sahada verilen tarihi yanıtı şu sözlerle aktardı:"12 Haziran'da Houston’da ABD Enerji Bakanı’nın da katılımıyla Rumlar, İsrail, Yunanistan ve Amerika arasında dörtlü bir enerji niyet beyanı mutabakatı imzalandı. Tam da bu kuşatma hamlelerinin ortasında Türkiye, Mısır ile çok kritik bir ortak Hava Kuvvetleri tatbikatı gerçekleştirerek yanıtını sahadan verdi. Bu hamle; Amerika'ya, İsrail'deki o soykırımcı siyonist zihniyete, Avrupa emperyalizmine ve Atina-Rum ikilisine çok net bir mesajdır. Doğu Akdeniz’in en önemli iki aktörünün gökyüzünde kurduğu bu ortaklık, bölgedeki tüm dengeleri altüst etti."Washington ve Berlin alarmda: Diplomatlara "Acil Rapor" talimatıTürkiye ile Mısır arasında geçmişte yaşanan soğukluğun artık tamamen sıcak bir stratejik ortaklığa evrildiğini belirten Bozkurt, iki ülke ordularının adım adım yükselen askeri entegrasyon takvimini paylaştı:>Denizde Ortaklık: Geçtiğimiz Eylül ayında, 13 yıllık aranın ardından iki ülke ordusu Türk Hava Kuvvetleri'ne ait F-16'ların da katılımıyla "Dostluk Denizi" adlı dev bir deniz tatbikatı gerçekleştirdi.>Karada Elit Kuvvetler: Nisan ayında Türk ordusunun en seçkin birliği olan Bordo Bereliler, Mısır’ın en elit özel kuvvetleriyle ortak bir tatbikata imza attı.>Gökyüzünde Çelik Kalkan: Son olarak gerçekleştirilen Hava Kuvvetleri tatbikatı ve bunun ardından Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında gelişen iş birliği mesajları küresel cephede deprem etkisi yarattı.Bu hamlelerin ardından Yunan ve Siyonist basınında büyük bir panik dalgasının başladığını vurgulayan Ceyhun Bozkurt, kulislerdeki en sıcak istihbaratı paylaştı:"Yunan ve İsrail kamuoyu bu yakınlaşmayı büyük bir endişeyle takip ediyor. Yunan basınında şu an en büyük korku; 'Türkiye ile Mısır arasında yakın zamanda bir Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması imzalanabilir' tezi. Bu ortaklığın nereye evrildiğini gören Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, hem Kahire'deki hem de Ankara'daki diplomatlarına acil talimat gönderdi. Askeri ilişkilerin derinliğini, savunma iş birliği anlaşmalarının detaylarını inceleyip raporlamalarını istedi. Aynı şekilde Almanya'nın da bu stratejik yakınlaşmayı özel raporlarla çok yakından takip ettiği söyleniyor. Ama batı ne yaparsa yapsın, Türkiye bir çadır devleti olmadığını, dayatmalara karşı kendi milli hamlelerini yapıyor."
Görüş Alanı programının ilk bölümünü YouTube üzerinden kesintisiz ve tek parça izlemek için tıklayın: