Gazze Şeridi’nde süren abluka, yıkım ve yerinden edilme krizi, binlerce Filistinliyi insan sağlığını tehdit eden ağır koşullarda yaşamaya zorluyor. İsrail’in uzun süredir devam eden saldırıları ve sonrasında sınır kapılarının büyük ölçüde kapalı tutulması, bölgede temel hizmetlerin neredeyse tamamen durmasına neden oldu. Bu durum, özellikle çöplerin toplanamamasıyla birlikte ciddi bir çevre ve sağlık krizini de beraberinde getirdi.
Evleri yıkılan ya da yaşadıkları bölgelerden zorla ayrılmak zorunda kalan Filistinli aileler, bugün çoğunlukla enkazların yakınında ya da şehirlerin dışındaki geçici alanlarda kurdukları çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ancak bu çadırların büyük bir bölümü, toplanamayan çöp yığınlarının hemen yanında bulunuyor. Bu nedenle özellikle çocuklar, hijyenin olmadığı, hastalık riskinin son derece yüksek olduğu bir ortamda büyüyor.
Gazze’de ekonomik hayatın neredeyse tamamen durması, iş imkanlarının ortadan kalkması ve gelir kaynaklarının tükenmesi, halkı hayatta kalabilmek için çöp yığınları arasında yiyecek ve kullanılabilir malzeme aramaya itiyor. Çocuklar da bu zorlu koşulların en ağır yükünü taşıyor. Günlük yaşamları, çöpler arasında dolaşmak, bulduklarıyla karınlarını doyurmaya çalışmak ve sağlık riskleriyle baş etmeye çalışmakla geçiyor.
Bölgede yaşayan Filistinliler, yakıt ve gaz bulunmadığı için yemek pişirebilmek adına kağıt, plastik ve tahta parçalarını yakmak zorunda kalıyor. Bu durum hem hava kirliliğini artırıyor hem de sağlık sorunlarını derinleştiriyor. Çöplerin birikmesiyle birlikte böcek, sinek ve kemirgen sayısında ciddi artış yaşanırken, cilt hastalıkları, enfeksiyonlar ve salgın riski de giderek büyüyor.
Yerinden edilmiş Filistinlilerden Atta Maruf, çöplüklerin yanında yaşamanın artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Başka gidecek yerimiz yok. Ya burada kalacağız ya da tamamen aç kalacağız” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getiriyor. Benzer şekilde bölgedeki aileler, çocuklarının sürekli hastalandığını, yüksek ateş ve enfeksiyonlarla mücadele ettiğini ifade ediyor.
Çocuklar ise bu ağır koşulların en görünür yüzü haline gelmiş durumda. 13 yaşındaki Samir Vedi, çöpler arasında yiyecek ararken zaman zaman yaralandıklarını ve bazen bulduklarını yemek zorunda kaldıklarını söyleyerek, yaşadıkları gerçekliği gözler önüne seriyor. Alternatiflerinin olmadığını belirten çocuklar, hayatta kalmak için bu riskli ortamda bulunmaya devam ediyor.
Uzmanlar ve yerel yetkililer, çöplerin toplanamamasının temel nedenleri arasında İsrail’in “Sarı Hat” olarak adlandırılan bölgede sürdürdüğü kontrol nedeniyle ana çöp toplama alanlarına erişimin engellenmesini gösteriyor. Buna ek olarak yakıt ve ekipman eksikliği de sorunu daha da derinleştiriyor. Belediyeler, mevcut imkanlarla bu krizi yönetmekte yetersiz kalıyor.
Birleşmiş Milletler destekli raporlar ise durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Gazze’de yüz binlerce insanın açlık, yoksulluk ve sağlık krizleriyle karşı karşıya olduğu belirtilirken, kıtlık riskinin giderek geniş alanlara yayılabileceği uyarısı yapılıyor. Bu tablo, sadece insani bir kriz değil, aynı zamanda uzun vadeli bir halk sağlığı ve çevre felaketi anlamına geliyor.
Yetkililer, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulunurken, temiz su, gıda, sağlık hizmetleri ve atık yönetimi gibi temel ihtiyaçların karşılanamamasının Gazze’deki yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırdığına dikkat çekiyor. Bölgedeki aileler ise tek taleplerinin çocuklarını daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda büyütebilmek olduğunu vurguluyor.