Türkiye’nin nüfusu, 2025 yılında bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168’e yükseldi. Veriler, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025 Sonuçları raporunda yer aldı.
TÜİK verilerine göre yıllık nüfus artış hızı, 2024’te binde 3,4 iken 2025’te binde 5 seviyesine çıktı. Bu artış, son yıllarda düşüş eğiliminde olan nüfus artış hızında yeniden bir toparlanmaya işaret ediyor.
Türkiye nüfusunun yüzde 50,02’sini erkekler, yüzde 49,98’ini kadınlar oluşturdu.
İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı yüzde 93,6’ya yükselirken, belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,4’e geriledi. Yeni sınıflandırmaya göre Türkiye nüfusunun:
yüzde 67,5’i yoğun kentlerde
yüzde 15,8’i orta yoğun kentlerde
yüzde 16,8’i kırsal alanlarda yaşıyor.
Türkiye nüfusunun yüzde 18,3’üne ev sahipliği yapan İstanbul, 15 milyon 754 bin kişiyle en kalabalık il olmayı sürdürdü. İstanbul’u:
En az nüfusa sahip il ise 82 bin 836 kişiyle Bayburt oldu.
İstanbul’un Esenyurt ilçesi, 1 milyon 3 bin 905 nüfusla Türkiye’de 1 milyon barajını aşan ilk ilçe olarak kayıtlara geçti. Esenyurt’u Şahinbey, Çankaya ve Keçiören takip etti.
Türkiye’de ortanca yaş 34,9’a çıktı. Bu artış, nüfusun giderek yaşlandığını gösteriyor.
En yüksek ortanca yaş: Sinop (44)
En düşük ortanca yaş: Şanlıurfa (21,8)
65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 11,1’e yükselirken, çocuk nüfus oranı yüzde 20,4’e geriledi.
Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus 1 milyon 519 bin 515 olarak açıklandı. Bu kapsamda geçici koruma statüsündeki Suriyeliler ve kısa süreli vizelerle kalanlar nüfusa dahil edilmedi.
Türkiye genelinde nüfus yoğunluğu kilometrekare başına 112 kişi olarak hesaplandı.
En yoğun il: İstanbul (2.943 kişi/km²)
En seyrek il: Tunceli (11 kişi/km²)
2025 verileri, Türkiye’de kentleşmenin arttığını, nüfusun yaşlandığını ve çalışma çağındaki nüfusun yükünün ağırlaştığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu tabloyu Ekonomi, sosyal güvenlik ve istihdam politikaları açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 nüfus verileri, tek bir soruyu kaçınılmaz biçimde gündeme getiriyor:
Türkiye yaşlanıyor mu?
Kısa cevap: Evet.
Uzun cevap ise daha dikkat çekici ve stratejik sonuçlar barındırıyor.
2007 yılında Türkiye’nin ortanca yaşı 28 civarındaydı. Bugün ise bu rakam 34,9.
Bu artış, yalnızca istatistiksel bir detay değil; toplumun yaş yapısında köklü bir dönüşümün göstergesi.
Ortanca yaşın yükselmesi şu anlama geliyor:
Türkiye artık genç bir ülke olmaktan yavaş yavaş çıkıyor, orta yaş ağırlıklı bir nüfus yapısına doğru ilerliyor.
Bu tablo özellikle:
Doğurganlık hızındaki düşüş
Kentleşmenin artması
Eğitim süresinin uzaması
Evlilik ve çocuk sahibi olma yaşının ötelenmesi
gibi faktörlerle doğrudan bağlantılı.
Veriler oldukça net:
0–14 yaş grubu: %26,4 → %20,4
65 yaş ve üzeri: %7,1 → %11,1
Yani Türkiye’de çocuk nüfus azalırken, yaşlı nüfus hızla artıyor. Bu eğilim, Avrupa ülkelerinin 20–30 yılda yaşadığı dönüşümün Türkiye’de daha kısa sürede gerçekleştiğini gösteriyor.
En kritik gösterge ise “yaş bağımlılık oranı”.
2025 itibarıyla Türkiye’de:
100 çalışan kişi
29,7 çocuğa
16,2 yaşlıya bakıyor.
Bu oran, sosyal güvenlik sistemi, emeklilik yapısı ve sağlık harcamaları açısından alarm eşiğine yaklaşıldığını gösteriyor.
Bugün hâlâ “yönetilebilir” olan bu tablo, gerekli önlemler alınmazsa önümüzdeki 10–15 yıl içinde ciddi bir ekonomik baskıya dönüşebilir.