Artan maliyetler ve rekabet baskısı, Türk tekstil ve hazır giyim üretimini Mısır gibi düşük maliyetli ülkelere itiyor. Peki çözüm “teşvik” mi, “kur” mu, yoksa bambaşka bir strateji mi?
TEKSTİL SEKTÖRÜNDE KRİZ
Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörü, son dönemin en sert türbülanslarından birini yaşıyor. Sektör temsilcileri, üretimin Mısır’a kaydığını açık biçimde dile getirirken; kapanan şirket sayısı, konkordato dalgası ve istihdam kaybı krizin boyutunu büyütüyor.
Nitekim 2025’te sektör ihracatında gerileme dikkat çekti: Tekstil + hazır giyim toplam ihracatının 2025’te %4,6 düşüşle 25,83 milyar dolara indiği bildiriliyor.
Öte yandan, sektörde son üç yılda 380 bin kişinin işini kaybettiği; yalnızca 2025’te 4.500’den fazla şirketin kapandığı yönündeki veriler de tabloyu ağırlaştırıyor.
Neden Mısır?
Sektörün Mısır’a yönelmesinin temel nedeni, “aynı ürünü daha düşük toplam maliyetle” üretebilme imkânı. Uluslararası raporlar, artan iç maliyetler nedeniyle Türk üreticilerin Mısır’da üretim ve yatırım arayışını hızlandırdığını vurguluyor.
Sektördeki bu değişiklik sadece tekil firma kararı değil; bir üretim coğrafyası değişimi olarak okunuyor.
Mısır’daki Türk ekosistemi büyüyor
Mısır’da Türk yatırımcı varlığı yeni değil ama ölçeği büyüyor. DEİK Türkiye–Mısır İş Konseyi üzerinden aktarılan bilgilerde, Mısır’da yaklaşık 1500 Türk firmasının yatırımı bulunduğu; toplam yatırım hacminin 4 milyar dolara yaklaştığı ve her yıl yaklaşık 500 milyon Dolar yeni yatırım eklendiği belirtiliyor.
Peki Türkiye ne yapmalı? (Strateji)
Tekstil krizi global bir kriz olmadığı için çeşitli çözüm yolları mevcut. Bu noktada gerçekçi bir ayrım şart: Türkiye’nin Mısır’la salt işçilik maliyeti üzerinden yarışması zor. Çözüm ise “kaçan işi geri çekmeye çalışmak” yerine, Türkiye’de kalması gereken işi büyütmek ve kaçan işi de kontrollü yönetmek.
Aşağıdaki 4 başlık, sektör için en rasyonel hat:
1)
Ürün stratejisi: “Basic” yerine “hız + kalite + kısa seri”
Türkiye’nin doğal avantajı konum olarak yakın tedarik ve hız. Avrupa’ya daha kısa sürede, daha küçük lotlarda ve daha sık koleksiyonla üretim… Bu model, fiyat yerine stok riskini azaltma değerini meydana getiriyor.
2)
Operasyon stratejisi: görünmeyen maliyetleri kır
İşçilik tek maliyet değil. Fire, duruş, yeniden işlem, teslimat sapması gibi kalemler “gizli maliyet” üretir. Rekabetçiliği artırmak için işletmelerin:
3)
İkili model: Türkiye “merkez”, Mısır “tamamlayıcı üs”
Bazı firmalar için en doğru hamle, Mısır’ı “rakip” değil ikiz üretim üssü gibi konumlamak:
Böylece müşteri “tek tedarikçi” gibi satın alır, firma “iki maliyet bandını” aynı çatı altında yönetebilir.
4)
Uyum ve şeffaflık: Avrupa için “risk azaltan tedarikçi” ol
Avrupa alıcıları açısından izlenebilirlik, sosyal uygunluk ve sürdürülebilirlik başlıkları giderek daha kritik hale geliyor. Türkiye burada “daha güvenli tedarikçi” algısını premium değere çevirebilir.
İzlenmesi Gereken 4 Kritik Gösterge
Özetle: Türkiye tekstilde “ucuzluk yarışını” kaybediyor olabilir; ama “hız, kalite ve tedarik güveni” yarışını kazanma şansı hâlâ güçlü. Strateji, basic üretimi tutmaya çalışmak değil; Türkiye’yi yüksek değerli ve hızlı tedarikin merkezi yapacak dönüşümü başlatmak.
Burada görev Devlet’e değil İş İnsanları Derneklerine yani STK’lara düşüyor. Doğru yönlendirme ve gerekli bilgi aktarımları ile krizi fırsata çevirmek gayet mümkün.