“Tel Aviv’de yeni korku senaryosu: Türkiye’nin yükselişi”
Maariv’e konuşan Haifa Üniversitesi’nden Prof. Amatzia Baram, ABD–İran arasında yeniden gündeme gelen nükleer anlaşmanın “nükleer riski azaltacağını” savundu. Ancak İsrail’in İran’ın füze programı ve vekil ağları nedeniyle “kırılgan kalacağını” iddia etti. Baram’ın asıl dikkat çeken çıkışı ise şu oldu: “Güçlenen Türkiye, silahsızlandırılmış bir İran’dan daha güçlü stratejik meydan okuma olabilir.”
İsrail basınında Türkiye’nin bölgesel etkisine dair yeni bir “alarm dili” yükseliyor. Haifa Üniversitesi’nden Prof. Amatzia Baram, Maariv’e verdiği röportajda Washington ile Tahran arasında olası bir nükleer anlaşmanın masada olduğunu, ancak İsrail açısından risklerin bitmeyeceğini savundu. Baram’a göre ABD, 2015’teki anlaşmadan daha “başarılı” bir metin ortaya koymak isterken, nükleer başlığı öne çıkarıp İran’ın balistik füzeleri ve vekil ağları gibi konuları geri plana itebilir.
Baram ayrıca İran’ın hızlı ve doğrudan müzakereye yanaşmaması halinde ABD’nin askeri seçenek ihtimalini “%50’nin biraz üstünde” gördüğünü öne sürdü. Temasların şu aşamada Umman üzerinden yürüdüğünü ve sürecin yavaş ilerlediğini söyledi.
Röportajda Lübnan başlığı da öne çıktı. Baram, Lübnan’da Hezbollah’ın silahsızlandırılmasını isteyen geniş bir siyasi çoğunluk olduğunu ileri sürdü; ancak uluslararası baskının yetersiz kaldığını savundu. Silahsızlanma için kabine kararı ve kapsamlı bir parlamento yasası gibi adımlar önerirken, Hezbollah’ın finans ağlarının hedef alınması gerektiğini belirtti.
Fakat röportajın en çok konuşulacak bölümü, Baram’ın uzun vadeli bölgesel denge yorumu oldu: Türkiye’nin güçlenmesinin İsrail için İran’dan sonra yeni bir stratejik başlık haline gelebileceğini dile getirdi.
1. “NE DEDİ?”
2. “NE DEMEK İSTEDİ?”
· Bu söylem, İsrail’de klasik bir refleksi işaret ediyor:
· Tehdit alanını genişlet, güvenlik gündemini sürekli yüksek tut.
·
· İran dosyası “kontrol altına” girerse bile Tel Aviv’de güvenlik söylemi bitmesin diye yeni başlıklar öne çıkarılabiliyor. Baram’ın Türkiye vurgusu, bu açıdan “yarının tehdidi” anlatısına benziyor: İran’la sınırlı kalmayan yeni bir alarm çerçevesi.
3. “TÜRKİYE İÇİN ANLAMI NE?”
Bu röportaj Türkiye için iki şeyi gösteriyor:
İsrail kamuoyunda Türkiye, sadece gündelik diplomasi başlığı değil; “stratejik denklem” içinde anılıyor.
Türkiye’nin bölgesel etkisini “tehdit” diye çerçeveleyen dil; diplomatik gerilimi besleyip uluslararası zeminde Türkiye’yi tartışmalı başlık haline getirmeye çalışabilir.
Ankara’nın bölgedeki çizgisini “milis/proxy” değil; devlet düzeni, güvenlik, ticaret ve istikrar ekseninde tutması, bu tür çerçevelemeleri boşa düşürür.