Türkiye’nin en zor başlıklarından birine Adalet Bakanı Akın Gürlek sert bir cümleyle girdi:
“Suça sürüklenen çocuk kavramının değişmesi gerekiyor.”
Bu cümlenin arkasında tek bir odak noktası var: suçu bizzat işlemeyen çocuklar değil, çocukları “kalkan” gibi kullanan çeteler. Gürlek’in ifadesi net: “Çeteler bu çocukları kullanıyor… Gerekirse düzenleme yapacağız, cezanın tamamını yatacaklar.”
Bu açıklama ister istemez iki tartışmayı aynı anda ateşliyor
1. Çocuk adalet sisteminin rehabilitasyon omurgası zedelenir mi?
2. Çetelerin çocukları araçsallaştırdığı bir düzende caydırıcılık nasıl sağlanır?
“Suça sürüklenen çocuk” ne demek, neden hedefte?
“Suça sürüklenen çocuk” ifadesi, yıllardır ceza adaleti içinde bir “dil tercihi” olarak kullanılıyor: Çocuğu yalnızca fail değil, çoğu zaman ihmalin, istismarın, çevrenin sonucu olarak gören bir yaklaşım.
Ama işin karanlık tarafı şu: Çeteler ve suç şebekeleri, bazı suçları bilerek çocuklara yaptırıyor. Çünkü çocukların yargılanması, tutukluluğu, infaz rejimi yetişkinden farklı. Gürlek de tam bu noktada “kavram değişmeli” diyerek aslında “kavram” üzerinden değil, mekanizma üzerinden konuşuyor: Çocukların kullanıldığı suçlarda yaptırım ve infaz rejimi yeniden tasarlansın.
Bakan ne dedi?
Bakan Gürlek’in altını çizdiği üç mesaj öne çıkıyor:
• “Çeteler bu çocukları kullanıyor.”
• “Gerekirse düzenleme yapacağız.”
• “(Bu durumda) cezanın tamamını yatacaklar.”
Habertürk’te yer alan haberde de Gürlek’in Avrupa’daki örneklere atıf yaparak yaş sınırlarına değindiği aktarılıyor.
Asıl soru: “Cezanın tamamını yatacaklar” ne anlama geliyor?
Bu cümle iki şekilde okunuyor:
1) Caydırıcılık okuması
Çeteler “çocuk kalkanı” kullanıyorsa, devlet de “bu kalkan işe yaramaz” mesajı vermek istiyor. Bu bakış açısına göre amaç, çocukları cezalandırmaktan çok, çocukları kullanan şebekeyi stratejik olarak boşa düşürmek.
2) Çocuk adaleti okuması
Diğer tarafta haklı bir çekince var: Çocuk adaletinin ana mantığı rehabilitasyon. “Cezanın tamamı” gibi sert bir hat, çocukları daha fazla suça itebilir mi? Rehabilitasyon mekanizması zayıflarsa, çocuklar ceza sistemi içinde “suç kariyerine” itilmiş olmaz mı?
Bu iki okumanın kesiştiği yer şurası: Eğer düzenleme yapılacaksa, “genel” değil hedef odaklı olması gerekir. Yani “başörtüsü gibi semboller üzerinden” değil; suç örgütlerinin çocukları kullandığı somut suç tipleri ve örgütlü suç bağlamı üzerinden.
En kritik ayrım: Çocuk fail mi yoksa araç mı?
Toplumun gözüyle bakınca “suç işleyen çocuk” görünüyor. Ama sahadaki tablo bazen daha farklı:
Çocuk fail gibi duruyor, ama geride “organizasyon” var.
Tam da bu yüzden Gürlek’in çıkışı siyasi değil, daha çok ceza siyaseti tartışması:
• Çocukları suça iten mekanizmaları kırmak
• Çocukları kullanan şebekelerin yöntemini boşa düşürmek
• Bunu yaparken çocuk adalet sisteminin rehabilitasyon mekanizmasını yıkmamak