Stres ve vitamin eksikliği ağız içi yaraları tetikliyor

Ağız içi yaralar, stres ve vitamin eksiklikleri nedeniyle sık görülen bir sağlık sorunu. Uzmanlar, altta yatan nedenlerin araştırılmasını öneriyor.

14.06.2026-10:31 - (Son Güncelleme: 14.06.2026-10:31)
Stres ve vitamin eksikliği ağız içi yaraları tetikliyor

Toplumun yaklaşık yüzde 20-25Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, "Aftlar genellikle kendiliğinden iyileşse de sık tekrarlayan veya 2 haftadan uzun süren yaralarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.

Ağız içi yaralar, yani aftlar, toplumda sık görülen ve kişinin günlük yaşam konforunu ciddi şekilde etkileyen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yemek yemeyi, konuşmayı, diş fırçalamayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilen bu ağrılı lezyonların toplumun yaklaşık yüzde 20-25’ini hayatlarının bir döneminde etkilediği belirtiliyor. Özellikle tekrarlayan ağız yaralarının kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Barıt, aftların genetik yatkınlık, stres, beslenme yetersizlikleri ve bağışıklık sistemiyle ilgili çok sayıda faktörle ilişkili olabileceğini söyledi. Ağız içi yaraların genellikle kendiliğinden iyileştiğini ancak tekrarlayan vakalarda dikkatli olunması gerektiğini belirten Barıt, "Bu ağrılı lezyonlar günlük yaşamı, yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilir. Aftlar çoğu zaman kendiliğinden iyileşir ancak sık tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.

Ağız içi yaraların bulaşıcı olmadığını ve uçukla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Barıt, aftların kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirtti. Barıt, "Ağız içi yaralar bulaşıcı değildir ve uçuk ile karıştırılmamalıdır. Aftların kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çok faktörlü bir tablo söz konusudur" ifadelerini kullandı.

Neredeyse herkesin yaşamının bir döneminde karşılaştığı ağız yaraları, yanak veya dudak içini ısırma, sert yiyecekler, diş fırçalama sırasında oluşan tahrişler veya protez kaynaklı yaralanmalar sebebiyle ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, stres ve psikolojik faktörlerin de ağız içi yaralarda önemli rol oynadığını söyleyen Barıt, B12 vitamini, demir, çinko ve folik asit eksikliklerinin aft oluşumunda etkili olabileceğine dikkat çekti. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı grip, yorgunluk ve uykusuzluk dönemlerinde de ağız içi yaraların daha sık görülebildiğini kaydeden Barıt, asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerin ağız içi yaraları artırabileceğini belirtti.

Doç. Dr. Barıt, "Asitli gıdalar, özellikle portakal ve domates gibi, ağız içini tahriş ederek mevcut yaraların ağrısını artırabilir. Behçet hastalığı, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi otoimmün veya inflamatuar hastalıklar da tekrarlayan ağız yaralarıyla ilişkili olabilir" diye konuştu.

Ağız içi yaraların özellikle asitli ya da sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyete neden olabileceğini belirten Barıt, aftların genellikle beyaz veya sarı renkli yaralar şeklinde görüldüğünü, çevresinde ise kırmızı bir halka oluştuğunu ifade etti.

Aftların çoğu zaman 7 ila 10 gün içinde iyileştiğini belirten Doç. Dr. Barıt, yaraların uzun sürmesi ya da sık tekrarlaması halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Barıt, "Aftlar genellikle 7-10 günde geçer. Ancak sık tekrarlıyor veya 2 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan bir sistemik sorun olabileceği için kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir" ifadelerini kullandı.

Büyük, derin, sık tekrarlayan ya da tedaviye rağmen iyileşmeyen yaralarda zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirten Barıt, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtilerin de önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi. Doç. Dr. Barıt, "Yaralar 2 haftadan uzun sürüyorsa, çok büyük, derin veya çok sık tekrarlıyorsa, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtiler varsa ya da tedaviye rağmen iyileşmiyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir" dedi.

Ağız içi yaraların önlenmesinde stres yönetiminin önemli bir yer tuttuğunu belirten Doç. Dr. Barıt, düzenli yaşam alışkanlıklarının atakları azaltabileceğini söyledi. Barıt, "Stres yönetimini öğrenmek, günlük egzersiz yapmak, meditasyonu hayata dahil etmek ve düzenli uykuya önem vermek ağız içi yaraların kontrolünde destekleyici olabilir" dedi.

Dengeli beslenmenin, vitamin ve mineral eksikliklerinin kontrol ettirilmesinin önemine de değinen Barıt, ağız hijyeninin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Barıt, "Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol ettirilmeli, ağız hijyenine dikkat edilmeli ve tahriş edici faktörlerden kaçınılmalıdır. Düzenli diş hekimi ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı kontrolleri de ihmal edilmemelidir" diye konuştu.

Doç. Dr. Barıt, evde uygulanabilecek yöntemler hakkında da bilgi vererek, "Günde 3-4 kez tuzlu su veya karbonatlı su ile gargara yapılabilir. Papatya ya da ada çayı demlenerek gargara olarak kullanılabilir. Doğal bal, Hindistan cevizi yağı veya dut pekmezi uygulaması da destekleyici yöntemler arasında yer alabilir" dedi.

Ağız içini tahriş eden gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Barıt, "Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerden uzak durmak, yumuşak kıllı diş fırçası tercih etmek ve SLS yani sodyum lauril sülfat içermeyen diş macunu kullanmak ağız içi tahrişleri azaltmaya yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.

Evde yapılan uygulamaların fayda göstermediği durumlarda uzman kontrolünde tedavi seçeneklerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Barıt, topikal kortikosteroid jel veya spreyler, antiseptik ağız gargaraları, lokal anestezik içeren ağrı kesici jeller ve eksiklik tespit edilmesi halinde vitamin ile mineral takviyelerinin kullanılabileceğini söyledi. Sık ve şiddetli tekrarlayan vakalarda daha ileri tedavilerin gündeme gelebileceğini belirten Barıt, "Uygun vakalarda düşük seviyeli lazer tedavisi uygulanabilir. Sık ve şiddetli tekrarlayan ağız içi yaralarında ise sistemik kortikosteroid veya immünsüpresif ilaçlar uzman kontrolünde kullanılabilir. Günümüzde ağız içi yaralar modern yaklaşımlar ve basit önlemlerle daha konforlu şekilde yönetilebiliyor" dedi.

DOÇ. DR. NESLİHAN YAPRAK BARIT

DOÇ. DR. NESLİHAN YAPRAK BARIT

YORUM YAZ!..
Modal