Yunanistan eski Başbakanı Antonis Samaras, Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasulas ile 17 Şubat Salı günü gerçekleştirdiği görüşmede hükümetin dış politika çizgisine yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Samaras, Türkiye ile yürütülen “pozitif gündem” politikasının uluslararası kamuoyu önünde Ankara’yı “akladığını” savundu.
Görüşmeye yakın kaynaklara göre Samaras, ülkenin dış politikada “yanlış bir istikamete” sürüklendiğini belirterek özellikle ulusal meselelerde ciddi kaygılar taşıdığını ifade etti.
Başbakanın Türkiye ziyareti sonrası yapılan açıklamalar ve sahadaki gelişmelerin, Yunanistan aleyhine fiili durumların kalıcı hale gelmesi riskini artırdığını öne sürdü.
Samaras, “pozitif gündem” ve Atina Dostluk Anlaşması’na yapılan sürekli vurgunun, Türkiye’nin uluslararası alandaki tutumunu meşrulaştırıp meşrulaştırmadığını sorguladı.
Samaras ayrıca, hükümetin “uluslararası yargı organında çözüm” ifadesine de değindi.
Yunanistan’ın değişmez tutumunun yalnızca Uluslararası Adalet Divanı’na (Lahey) başvurulması olduğunu hatırlattı. Bunun da sadece tek bir ihtilaf konusunda ve Türkiye’nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni kabul etmesi ile iki ülke parlamentolarınca onaylanacak bir mutabakat metninin imzalanması şartıyla mümkün olabileceğini ifade etti.
Türkiye’nin Deniz Hukuku’nu kabul etmediği sürece başka bir müzakere zemininden söz edilemeyeceğini vurguladı.
Samaras, göç meselesinde Türkiye ile yürütülen iş birliğini de eleştirerek Ankara’nın bu konuyu “araçsallaştırdığını” iddia etti.
Sakız Adası’ndaki trajediyi örnek gösteren eski Başbakan, arama-kurtarma yetkisine yönelik itirazların neden sert şekilde kınanmadığını ve Türkiye’den sorumluluk talep edilmediğini sorguladı.
Enerji alanında, özellikle elektrik bağlantıları ve yenilenebilir enerji projeleri çerçevesindeki iş birliği söylemlerine de değinen Samaras, bunun Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki projelerde söz sahibi olmasına kapı aralayıp aralamadığını sordu.
Kritik bir başlık olarak, Türkiye’nin süresiz Navtex ilanına Atina’dan açık bir kınama gelmemesini eleştirdi ve bunun Ege’yi fiilen ikiye bölen bir uygulama olduğunu savundu.
Samaras, konuşmasında iç politika başlıklarına da değindi.
Demografik gerileme, Batı Trakya’nın boşalması ve bölgede artan bir Türk etkisi olduğunu ileri sürerek dikkat çeken eski Başbakan, hayat pahalılığının hızla arttığını ve Yunan vatandaşlarının alım gücünü düşürdüğünü belirtti.
Yüksek üretim maliyetleri, enerji yükü ve tarım-gıda sektöründeki sıkıntılara değinen Samaras, Mercosur anlaşmasının birincil sektör üzerindeki olası olumsuz etkileri konusunda da uyarıda bulundu.
Eski Başbakan, Yunanistan’ın başından itibaren Trump’ın “Barış Konseyi” girişimine tam katılım göstermesi gerektiğini dile getirdi.
Türkiye, İsrail, Güney Kıbrıs, Bulgaristan ve İtalya gibi ülkelerin bu platformda yer aldığına dikkat çeken Samaras, Atina’nın yalnızca gözlemci statüsüyle yetinmemesi gerektiğini savundu.
Kaynak: Birlik Gazetesi