"Gül İrepoğlu Anlatıyor" konferans serisinin yeni bölümünde "Turkuaz: Gökyüzünün ve Yeryüzünün Mirası" başlığı altında değerli akademisyen Prof. Dr. Gül İrepoğlu, turkuazın derin kültürel anlamını katılımcılara aktardı. Program, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nde gerçekleşti.
İrepoğlu, konuşmasında turkuazın, sanatın çeşitli alanlarındaki yeri ile birlikte şiirsel bir bakış açısıyla sunulmasını sağladı. Türk kültürü ve geçmişi açısından büyük bir öneme sahip olan turkuaz taşı ve rengi, İrepoğlu'nun detaylı araştırmalarına dayalı örnekleri ile ele alındı.
Konferansın ilerleyen bölümlerinde, eski Türk kültürlerinde Güneş'in doğduğu yönün kutsal sayıldığını belirten İrepoğlu, "Gökyüzünün mavisi, hayal gücünü kutsayan bir renk olarak her yerde karşımıza çıkıyor. Turkuaz, gök mavisinin tonlarıyla bezenmiş bir renk paletidir. Bu taş, tarih boyunca farklı coğrafyalarda değerli mücevherlerde kullanılmıştır," ifadelerini kullandı.
İrepoğlu, turkuazın 3 bin yıldır İran'ın Nişabur ve Damgan madenlerinden çıkarıldığını vurgulayarak, Osmanlı döneminde de bu taşın kullanılmaya devam edildiğini açıkladı. Ayrıca, turkuazın Afganistan, Meksika, Mısır, Özbekistan, Peru, Şili ve Tibet gibi geniş bir coğrafyada bulunduğunu belirtti.
Osmanlı'nın bu taşla üretilmiş mücevherleri Avrupa'ya ihraç ettiğini dile getiren İrepoğlu, "Avrupa, bu eserleri 'Türk taşı' olarak adlandırırken, bu terim zamanla 'Turquoise' kelimesine dönüşmüştür," dedi. Bu süreçte, ünlü şair ve oyun yazarı William Shakespeare'in de bu kelimeyi kullanmasıyla Türk taşlarının uluslararası alanda tanınması sağlanmıştır.
İrepoğlu, Anadolu Selçukluların turkuazı ince ve zarif bir şekilde kullandığını belirterek Bursa, Konya ve İznik gibi şehirlerdeki tarihi yapılar ile sanatçılara örnekler vererek sunumunu tamamladı.

Prof. Dr. Gül İrepoğlu, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nde gerçekleştirilen "Gül İrepoğlu Anlatıyor" konferanslarının yeni bölümünde konuşma yaptı.