Tunuslu yönetmen ve yazar Nacer Khemir, "Bab'Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens", "Güvercinin Kayıp Gerdanlığı", "Çöl İşaretçileri" ve "Muhyiddin'i Aramak" gibi eserlerinin yanı sıra, modern dünyanın insanları nasıl etkilediği ve sinemanın iyileştirici gücü üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Khemir, günümüz görüntülerinin, dünya üzerindeki mutsuzluğun bir yansıması olduğunu belirtti ve bu durumun insanın umudunu çaldığını vurguladı. "Artık birçok alanda gerçekleri aşarak daha derin hikayeler anlatma çabasındayız. Vahim durumlar yaşanırken, bunu yansıtmak yerine hikaye anlatıyoruz," şeklinde konuştu.
Usta yönetmen, masalların çocukların ruhsal gelişimine katkı sağladığını belirtirken, "Çocuklar sadece beslenme ile değil, aynı zamanda masallarla da büyürler. Hisler ve zevkler, çocukluğu oluşturan unsurlardır," dedi. Khemir ayrıca, paylaşmanın sufizmin önemli bir bileşeni olduğunu vurguladı.
Khemir, dünyayı daha iyi bir yere dönüştürmenin anahtarının iyilik değil, aşk olduğuna dikkat çekti. "Kötülüğü ortadan kaldıran şey, iyilikten çok aşktır," ifade ederek, sanatının toplumsal bağlantıları güçlendirmeye yönelik bir işlev taşıdığına inandığını söyledi.
Khemir, İslam kültürel mirasının Batı müzelerinde hapsedildiğine işaret ederek, modern insanın kendi topraklarında yetimlik hissi yaşadığını dile getirdi. "Arap ve Müslüman dünyasının mirası, Batı'nın müzelerinde saklanıyor," dedi.
Khemir, Türkiye ile Tunus arasında köklü bir kültürel etkileşimin bulunduğunu, İstanbul’da kendisini yabancı hissetmediğini ifade ederek, "Bu şehirdeki mimikler ve jestler tanıdık geliyor," diye konuştu.
Son olarak, Khemir, "Biz doğduğumuz yeri ve nasıl yaşayacağımızı kendimiz seçmiyoruz. Hayatın anlamlarından biri, kendimizi evi bulmaktır," diyerek, sanatının insanları iyileştirme ve farkında olma üzerine olduğunu vurguladı.

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.