Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağatay Esin, geçmişte ölümcül kabul edilen "feline infectious peritonitis (FIP)" hastalığında artık umut verici sonuçlar görüldüğünü açıkladı.
Kedilerde uzun yıllar "ölümcül ve tedavisiz" olarak bilinen FIP hastalığı, günümüzde geliştirilen yeni antiviral tedavilerle birlikte yeniden gündemin en önemli veteriner sağlık başlıklarından biri haline geldi. OMÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağatay Esin, hastalığın hem ortaya çıkış mekanizmasını hem de toplumda sık yapılan hataları detaylarıyla anlattı.
FIP’in geçmişte büyük ölçüde ölümcül olduğu hatırlatıldı
Esin, FIP’in geçmişte büyük ölçüde ölümcül kabul edilen ve teşhisi oldukça zor bir hastalık olduğunu, ancak gelişen tanı yöntemleri ve antiviral tedavi seçenekleri sayesinde bazı vakalarda başarılı sonuçlar alınabildiğini söyledi. Fakat hastalığın hâlâ ciddi ve karmaşık bir tablo olduğuna dikkat çekti.
Son yıllarda kliniklerde FIP vakalarının daha sık görülmesinin yalnızca gerçek bir artışla açıklanamayacağını belirten Esin, "Farkındalığın yükselmesi, tanı imkânlarının gelişmesi ve daha önce gözden kaçan vakaların artık daha net şekilde teşhis edilmesi bu görünürlüğü artırıyor. Özellikle çok kedili yaşam alanları, barınaklar ve kalabalık ortamlarda kedi koronavirüsünün daha kolay yayılması önemli bir risk faktörü" ifadelerini kullandı.
FIP’in biyolojik mekanizması açıklandı
Hastalığın biyolojik mekanizmasına değinen Esin, FIP’in basit bir enfeksiyon olmadığını vurgulayarak, "Kedi koronavirüsü bazı durumlarda mutasyona uğrayarak bağışıklık hücrelerinin içine yerleşir ve vücutta kontrolsüz bir bağışıklık yanıtına yol açar. Asıl yıkıcı süreç, virüs ile bağışıklık sistemi arasındaki bu dengesiz mücadeleden kaynaklanır" dedi.
FIP açısından en riskli gruplar arasında genç kediler, stres altında yaşayanlar, safkan ırklar ve çok kedili ortamlarda bulunan hayvanların yer aldığını belirten Esin, ortak mama-su kapları ve yetersiz hijyenin virüsün yayılımını artırdığını ifade etti. Esin, sürekli stres, kötü beslenme ve eşlik eden hastalıkların da hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını söyledi.
Erken belirtilere dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı
Erken belirtilerin çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırıldığına dikkat çeken Esin, iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı ve ateş gibi bulguların başlangıçta sıradan enfeksiyonlarla benzerlik gösterebildiğini belirtti. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde karın şişliği, gözde renk değişiklikleri ve nörolojik belirtilerin ortaya çıkabileceğini ifade eden Esin, bu bulguların "ciddi uyarı işaretleri" olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliğine dikkat çekildi
Toplumda özellikle sosyal medya kaynaklı bilgi kirliliğine de değinen Çağatay Esin, en büyük hatalardan birinin veteriner hekim kontrolü olmadan tedaviye başlanması olduğunu; internetten edinilen bilgilerle ilaç kullanımı, yanlış dozlar ve erken tedavi bırakma gibi uygulamaların ciddi risk oluşturduğunu açıkladı.
Son yıllarda geliştirilen antiviral tedavilerin FIP’e yaklaşımı değiştirdiğini kaydeden Esin, "Geçmişte ölümcül kabul edilen bu hastalıkta artık umut verici sonuçlar görüyoruz. Ancak tedavi mutlaka veteriner hekim kontrolünde ve ruhsatlı ürünlerle yürütülmelidir" şeklinde konuştu.
Sokak hayvanları açısından ise erken teşhisin zorluğuna dikkat çeken Esin, yerel yönetimler, barınaklar ve gönüllülerin iş birliğinin kritik olduğunu ifade ederek, düzenli sağlık taramaları ve hijyen şartlarının iyileştirilmesinin önemine vurgu yaptı.
FIP’in insanlara bulaşmadığına yönelik yanlış inanışlar
FIP’in insanlara bulaşmadığına yönelik yanlış inanışlara da açıklık getiren Esin, "FIP insanlara bulaşan bir hastalık değildir. Etken kediye özgü koronavirüstür. Toplumda görülen korkular bilimsel temele dayanmamaktadır" diyerek, hasta kedilerin dışlanmaması gerektiğini dile getirdi.
Hastalığın hâlâ ciddiyetini koruduğunu ancak erken tanı ve doğru tedaviyle artık daha umutlu bir tabloya sahip olunduğunu ifade eden Doç. Dr. Esin, bilinçli yaklaşımın hem evcil hem de sokak kedileri için hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.

DOÇ. DR. ÇAĞATAY ESİN