Ortadoğu’daki savaşın bölge ülkelerine sıçrama ihtimali her geçen gün daha ciddi bir başlık haline gelirken, sosyal medyada yayılan “Irak, ABD ve İsrail’e karşı İran safında savaşa resmen katıldı” iddiası dikkat çekti. Ancak mevcut açık kaynak taramasında bu iddiayı doğrulayan resmi bir Irak devlet açıklamasına ulaşılamadı. Güvenilir uluslararası haber akışında öne çıkan tablo, Irak’ın doğrudan savaş ilanından ziyade, kendi topraklarında artan saldırılar karşısında savunma refleksini sertleştirdiğine işaret ediyor.
Reuters’ın aktardığına göre Irak’ta İran’a yakın Haşdi Şaabi/PMF unsurlarını hedef alan hava saldırılarında en az 15 savaşçı öldü. Haberde, Irak Ulusal Güvenlik Konseyi’nin PMF’ye saldırılara karşı özsavunma ve misilleme hakkı tanıdığı, ayrıca Bağdat’ın hem ABD hem İran temsilciliklerini diplomatik düzeyde muhatap aldığı belirtiliyor. Bu adım, Irak’ın savaşa “resmen dahil olduğu” anlamına değil; ülkenin kendi sahasında büyüyen askeri baskıya daha sert yanıt verme eşiğine geldiğine işaret ediyor.
Öte yandan Reuters’ın 6 Mart tarihli özel analizinde, İran’ın yıllardır desteklediği Irak merkezli bazı vekil yapıların savaşa tam kapasiteyle girmekte isteksiz davrandığı, geniş ölçekli bir seferberliğin gerçekleşmediği vurgulandı. Bu çerçevede, sosyal medyada servis edilen mutlak ve kesin ifadelerin sahadaki karmaşık güç dengelerini basitleştirdiği görülüyor.
Irak Dışişleri Bakanlığı’nın son diplomatik mesajları da savaşın yayılmasını önleme çizgisine işaret ediyor. Bakan Fuad Hüseyin’in açıklamalarında Irak’ın diplomatik ilişkilerini savaşı durdurmak ve barış yolunu açmak için kullandığı, ayrıca Irak’ın çatışmanın sonuçlarından uzak tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor. Bu resmi dil, “Bağdat yönetimi resmen savaş cephesine geçti” anlatısıyla örtüşmüyor.
Analiz
Buradaki kritik nokta şu: Irak’ın savaşın içine çekilmesi ile Irak’ın resmen savaşa girmesi aynı şey değil. Sosyal Medya paylaşımları çoğu zaman bu iki alanı bilinçli biçimde birbirine karıştırıyor. Oysa devlet kararı, askeri angajman biçimi, hukuki statü ve sahadaki milis hareketliliği birbirinden ayrı başlıklar. Irak’ta şu an görülen tablo, merkezi devletin kontrollü diplomasiyle yangını sınırlandırmaya çalışırken, sahadaki İran bağlantılı silahlı unsurların baskı altında daha saldırgan bir reaksiyon üretme potansiyeli taşıdığı yönünde.
Bağdat için asıl problem stratejik denge sorunu. Bir yanda Washington’la resmi ilişkiler ve devlet kapasitesi, diğer yanda İran’a yakın yapıların ülke içindeki ağırlığı bulunuyor. Reuters’ın haberinde de vurgulandığı gibi, PMF’ye verilen özsavunma yetkisi misilleme sarmalını tetikleyebilir ve Irak’ı “resmi savaş ilanı olmadan” fiilen çatışma sahasına dönüştürebilir. Yani risk, hukuki açıklamadan çok fiili sürüklenme riskidir.
Bu nedenle akıllı okuma şu olmalı: Irak cephesinde tehlikeli bir sertleşme var, fakat eldeki verilerle “Irak resmen İran safında savaşa katıldı” demek erken ve yanıltıcı olur. Asıl haber değeri taşıyan unsur, Bağdat’ın diplomatik dengeyi koruma çabasıyla sahadaki milis refleksi arasındaki gerilimin artık daha kırılgan bir eşiğe ulaşmış olmasıdır.