ABD ve İran arasında dijital ortamda atılan imzaların ardından, Orta Doğu ve dünya enerji piyasalarını 100 günü aşkın süredir kilitleyen Hürmüz Boğazı krizinin nasıl çözüldüğüne dair önemli detaylar ortaya çıktı. Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir, Tahran’dan geçtiği sıcak bilgilerle küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin üçte birini doğrudan etkileyen mutabakatın askeri ve lojistik perde arkasını Haber365'e aktardı.
100 günlük enerji savaşı ve İran'ın "güvenli rota" hamlesi
Şubat ayında tırmanan gerilimin ardından ABD ve İsrail'in başlattığı savaşla birlikte İran, Hürmüz Boğazı'nı sivil ve askeri trafiğe kapatmıştı. Küresel enerji piyasalarını derinden sarsan bu hamlenin ardından Tahran yönetimi, süreç içerisinde sadece kendi belirlediği ülkelere geçiş hakkı tanıyan yeni bir deniz koridoru inşa etti.
Bölgedeki lojistik savaşı aktaran Gürkan Demir, sahada yaşanan ambargo savaşını şu sözlerle özetledi:
"100 günü aşkın bir süreç içerisinde İran Hürmüz Boğazı'nı kapalı tuttu. Bu süreçte Çin, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Rusya gibi doğrudan İran'la temas kuran ülkelerin gemilerinin geçişine izin verildi. Buna karşın ABD'nin kağıt üzerinde planladığı 'Özgürlük Operasyonu' ve gemilere askeri refakat hamlelerinin hiçbiri sahada başarılı olamadı."
İsrail saldırısı sonrası ABD'den yeni tavizler
Anlaşmanın perde arkasına dair Tahran'daki diplomatik koridorlardan bilgiler aktaran Gürkan Demir, mutabakat zaptının kesinleştiği pazarı pazartesiye bağlayan gece duyurulduğunu ancak imzaların henüz atılmadığı o kritik saatlerde masada dengelerin değiştiğini belirtti.
Demir'in aktardığı bilgilere göre; İsrail'in Lübnan'a gerçekleştirdiği son saldırıların ardından Tahran yönetimi masada elini daha da güçlendirerek ABD’den önemli iki taviz kopardı. Bu tavizlerin ilki, İran’a yönelik uygulanan deniz ablukasının pazar gecesinden itibaren fiilen kaldırılması oldu.
Nitekim İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de Devlet Televizyonu'nda yaptığı açıklamada, hafta başından bu yana Fars (Basra) Körfezi ile Uman Denizi istikametinde İran gemilerinin geçişlerinde hiçbir sorun yaşanmadığını ve deniz trafiğinin rahatlıkla akmaya başladığını resmen teyit etti.
Hürmüz Boğazı'nda yeni dönem: İki aşamalı plan
Donald Trump ve Mesud Pezeşkiyan’ın imzaladığı mutabakat metnine göre, dünyanın en kritik su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın geleceği kısa ve uzun vadeli olmak üzere iki aşamalı bir yöntemle yönetilecek:
İlk 60 Gün (Kısa Vade): İmza sonrasındaki 60 günlük nükleer ve yaptırım müzakereleri süresince İran, Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişini sağlayacak. Bölgedeki mevcut mayınlar temizlenecek, güvenli rotalar netleştirilecek ve ticari gemilere hiçbir müdahalede bulunulmayacak.
60 Gün Sonrası (Uzun Vade): Anlaşmanın en dikkat çekici maddesi olan uzun vadeli planda ise İran ve Uman, Hürmüz Boğazı için tamamen yeni bir hukuki yönetim mekanizması belirleyecek.
Trump onayladı: Geçen gemiler İran'a "hizmet bedeli" ödeyecek
Gürkan Demir'in aktardığı bilgiye göre; ABD Başkanı Donald Trump’ın bizzat imzaladığı metinde İran’a, boğaz trafiğini ticari olarak vergilendirme yetkisi tanındı.
Buna göre 60 gün sonra hayata geçecek yeni uluslararası hukuki yönetim uyarınca, İran ve Uman; Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan tüm uluslararası gemilerden "güvenlik hizmeti", "çevre hizmeti" ve "refakat hizmeti" adı altında doğrudan bedel tahsil edecek. Bu hamle, İran’ın bölgedeki tarihsel egemenlik haklarını ABD’ye resmen tescillettirmesi anlamına geliyor.