Hakan Fidan İran ve ABD'nin ateşkes konusunda samimi olduğunu söyledi

Hakan Fidan, ABD ile İran arasındaki ateşkes sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, iki tarafın da ateşkes ihtiyacının farkında olduğunu ve sürece samimi yaklaştığını ifade etti.

13.04.2026-18:03 - (Son Güncelleme: 13.04.2026-18:03)
Hakan Fidan İran ve ABD'nin ateşkes konusunda samimi olduğunu söyledi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan’ın başkenti Islamabad’da yürütülen müzakereleri kapsamlı şekilde değerlendirdi. Tarafların gelinen aşamayı kamuoyuyla paylaştığını belirten Fidan, Türkiye’nin de sürecin her anında devrede olduğunu, tıkanan başlıkları analiz etmek ve katkı sunmak amacıyla gün boyu taraflarla temas halinde kaldıklarını söyledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in müzakereler sonrası yaptığı açıklamaya dikkat çeken Fidan, bu açıklamaların masaya somut bir teklif getirildiğini ancak özellikle nükleer başlıkta ciddi bir tıkanma yaşandığını ortaya koyduğunu ifade etti. Tarafların başlangıç pozisyonlarının doğal olarak maksimalist olduğunu vurgulayan Fidan, zamanla arabulucuların desteğiyle ortak bir zeminde buluşmanın mümkün olduğunu dile getirdi.

“ABD ve İran ateşkes konusunda samimi” diyen Fidan, her iki tarafın da ateşkesin gerekliliğinin farkında olduğunu ve kalıcı bir çözüm iradesi taşıdığını belirtti. Ancak süreçte her zaman bir İsrail faktörünün bulunduğunu vurgulayan Fidan, bu durumun dikkatle hesap edilmesi gerektiğini söyledi.

Ateşkes süresine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, teknik başlıkların kısa sürede nihai anlaşmaya dönüşmesinin zor olduğunu belirterek, müzakerelerin 45 ila 60 gün daha uzatılabileceği bir formülün gündeme gelebileceğini ifade etti. Özellikle nükleer konuda “ya hep ya hiç” yaklaşımının süreci zorlayabileceğini de ekledi.

Hürmüz Boğazı’nın krizin küresel boyutunu gözler önüne serdiğini belirten Fidan, buranın dünya enerji arzının yaklaşık dörtte birinin geçtiği kritik bir hat olduğuna dikkat çekti. Boğazın kapanmasının yalnızca enerji değil, küresel üretim ve lojistik zincirlerini de derinden etkilediğini vurguladı.

Ateşkesle birlikte Boğaz’ın yeniden açılmasının temel hedef olduğunu belirten Fidan, uluslararası toplumun ortak beklentisinin serbest geçişin savaş öncesi koşullarda devam etmesi olduğunu ifade etti. İran’ın bu konuda bazı talepler gündeme getirdiğini aktaran Fidan, buna rağmen serbest geçişte ciddi bir sorun öngörmediğini söyledi.

Avrupa ülkeleri ile Asya-Pasifik’te China, India, Japan ve South Korea gibi aktörlerin çözüm arayışında olduğunu belirten Fidan, bazı ülkelerin uluslararası bir güçle Boğaz’ın güvenliğini sağlama fikrini gündeme getirdiğini, ancak bunun da ciddi zorluklar barındırdığını dile getirdi.

Türkiye’nin tutumunun net olduğunu vurgulayan Fidan, önceliğin askeri değil diplomatik çözüm olduğunu belirterek, Boğaz’ın barış yoluyla açılması gerektiğini söyledi. Tarafların karşılıklı hamlelerle birbirini dengelemeye çalıştığını ifade eden Fidan, müzakerelerin başarıyla sonuçlanması halinde Hürmüz Boğazı’nda kalıcı bir sorun kalmayacağını düşündüğünü dile getirdi.

Bölgedeki gerilimin daha geniş çatışmalara evrilebileceği uyarısında bulunan Fidan, özellikle Israel’in izlediği politikaların kırılgan zemini daha da hassas hale getirdiğini söyledi. Lübnan, Gazze ve Suriye’deki gelişmelerin birbirini tetiklediğini belirten Fidan, İsrail’in yayılmacı politikalarının bölgesel istikrarsızlığı artırdığına dikkat çekti.

Lübnan’daki durumun da ateşkes sürecini etkilediğini ifade eden Fidan, İsrail’in saldırılarının büyük insani krizlere yol açtığını ve bunun daha geniş bir çatışma riskini beraberinde getirdiğini söyledi.

Suriye’nin mevcut süreçte nispeten güvenli kaldığını belirten Fidan, Türkiye’nin hem insani hem diplomatik alanda aktif rol oynadığını, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini dile getirdi.

Enerji güvenliği açısından Türkiye’nin Hürmüz’e doğrudan bağımlı olmadığını ancak küresel fiyat artışlarının dolaylı etkiler yarattığını belirten Fidan, bu durumun uzun vadede ekonomik baskı oluşturabileceğini söyledi.

Fidan ayrıca, bölgede yeni ulaşım ve enerji hatlarının geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, alternatif projelerin hayata geçirilmesi halinde Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığın azalacağını ifade etti.

Son olarak bölgesel güvenlik mimarisine değinen Fidan, ülkeler arasında güveni tesis edecek bir güvenlik paktına ihtiyaç olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu yönde aktif diplomasi yürüttüğünü vurguladı.

YORUM YAZ!..
Modal