Özellikle gayrimenkul sermaye iradı (kira gelirleri), beyan edilmesi gereken ücret gelirleri, menkul sermaye iratları (faiz, temettü gibi) ve değer artış kazançları elde eden mükelleflerin, yasal süreyi geçirmeden beyannamelerini vermesi gerekiyor. GİB’in geliştirdiği yapay zeka destekli sistemler sayesinde artık tüm mükellefler kapsamlı ve kesintisiz bir şekilde izleniyor. Banka ve finans kuruluşlarından alınan veriler ile kamu ve özel sektörden temin edilen bilgiler tek merkezde toplanıyor, bu veriler idarenin beyan ve bildirim sistemleriyle entegre edilerek mükelleflerin fiili ekonomik faaliyetleri ile beyanları karşılaştırılıyor. Para akışları, tahsilat süreçleri ve işlem hacimleri üzerinden yapılan analizlerle uyumsuzluklar hızla tespit ediliyor.
Sistem özellikle sürekli zarar beyan eden işletmeleri ve düşük matrahlı beyannameler sunan mükellefleri yakından izliyor. Gelir ile beyan edilen kazanç arasındaki uyumsuzluklar, olağan dışı ciro dalgalanmaları ve sektör ortalamalarından sapmalar detaylı biçimde inceleniyor. Uzun süre zarar eden veya düşük kar bildiren işletmeler, ticari bir sonuçtan öte, detaylı incelenmesi gereken önemli risk göstergeleri olarak değerlendiriliyor.
Gayrimenkul piyasası da mercek altında. Mekansal Veri Analizi (MEVA) Projesi ile taşınmaz alım-satım işlemleri detaylı şekilde inceleniyor. Taşınmazların konumu, imar durumu, metrekare birim değerleri, bölgesel arz-talep dengesi, ulaşım olanakları ve sosyoekonomik göstergeler bir arada değerlendiriliyor. Uydu görüntüleri, tapu kayıtları ve coğrafi bilgi sistemleri verileri kullanılarak, piyasa değerinden sapmalar tespit ediliyor. Satış bedeli ile beyan edilen değerler karşılaştırılıyor, emsal analizleriyle fiyat tutarlılığı sorgulanıyor ve anomali gösteren işlemler riskli olarak belirleniyor.
Kira gelirleri özel bir denetim kapsamına alınmış durumda. GİB, kiracı ve ev sahipleriyle gerçekleştirilen saha çalışmaları ve doğrudan görüşmelerden elde edilen bulguları, elektrik, su ve doğal gaz abonelik verileri, kullanım sürekliliği ve tüketim yoğunluğu gibi verilerle çapraz kontrol ediyor. Bu sayede taşınmazların fiili kullanım durumu yüksek doğrulukla tespit ediliyor ve kira gelirlerinin gerçekliği analiz ediliyor. Düşük beyan, hiç beyan etmeme veya muvazaalı kullanım gibi riskler ortaya çıkarılıyor.
Menkul sermaye iradı gelirleri de yakından izleniyor. Merkezi Kayıt Kuruluşundan temin edilen veriler, hisse senedi işlemleri, temettü ve kar payı dağıtımları, portföy büyüklükleri ve işlem hacimleri üzerinden analiz ediliyor. Mükellef bazında gelir akışları detaylı şekilde izlenerek beyan edilen gelirlerle karşılaştırılıyor, eksik beyanlar ve riskli işlemler belirleniyor. Özellikle yüksek gelir grubunda yer alan mükellefler açısından, gelirlerin sürekliliği, dağıtım dönemleri ve yatırım davranışları da dikkate alınarak kapsamlı risk profilleri oluşturuluyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eksik veya hiç yapılmayan beyannameler nedeniyle mükelleflerin ilerleyen dönemde cezalı tarhiyat, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi gibi yaptırımlarla karşılaşabileceğine dikkat çekti. Şimşek, gelişmiş analiz ve karşılaştırma sistemleri sayesinde beyanlar ile gelir arasındaki uyumsuzlukların hızlı ve etkin şekilde tespit edilebildiğini vurguladı. “Mükelleflerimizin, herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için son gün yoğunluğunu beklemeden beyannamelerini gözden geçirmesi ve eksikliklerini tamamlaması önem taşıyor.” dedi.
Vergiye gönüllü uyumun artırılmasının, hem kamu maliyesinin sürdürülebilirliği hem de vergi adaletinin sağlanması açısından temel öncelik olduğunu belirten Şimşek, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ve dijitalleşme ile yapay zeka destekli denetim altyapısı sayesinde daha şeffaf, adil ve etkin bir vergi sisteminin güçlendirileceğini kaydetti.