Gaziantep'te yerel gazetecilik yapan Yaşar Yavuz, Türk siyasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 28 Şubat sürecini unutamıyor.
55 yaşındaki Yavuz, gazetecilik hayatına 1999 yılında Selam Gazetesi'nde başladığını ve o dönemde temsilcilik yaptığını belirtti. Bu süreçte yaşananların kendisinde derin izler bıraktığını dile getirdi.
Yavuz, 28 Şubat'ın hukuk ve insan hakları açısından ağır sonuçlar doğurduğunu ifade ederek, “O dönem, insanlık onurunun hiçe sayıldığı bir dönemdi.” dedi. Abone listeleri nedeniyle sivil polisler tarafından zor durumda bırakıldığını, evinde arama yapıldığını ve üç gün boyunca işkence gördüğünü anlattı.
Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın cezaevindeyken dağıttığı posterler nedeniyle sıkıntılar yaşadığını dile getiren Yavuz, polisin kendisine. “Bu adamın postersini neden dağıtıyorsun?” sorusunu yönelttiğini ve yaşadığı baskıları gözler önüne serdi. “Gazetecilik yapmaya çalıştığımızda terörist muamelesi görüyorduk” ifadesini kullandı.
Yavuz, 28 Şubat'ın kökü dışarıda bir darbe olduğunu, yapılanların inanç ve düşünce özgürlüğüne yönelik saldırılar olduğunu savunarak, “Darbeler çirkindir ve darbelere lanet olsun.” sözleriyle düşüncelerini ifade etti. 1980 darbesini de yaşamış biri olarak, 28 Şubat’ın çok daha ağır ve baskıcı bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.

Gaziantep'te gazetecilik yapan Yaşar Yavuz, Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını unutamıyor. Yerel bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini yapan 55 yaşındaki Yavuz, AA muhabirine açıklama yaptı.