Barış beklentisi zayıfladı, küresel piyasalarda tedirginlik arttı

Küresel piyasalarda, Orta Doğu’daki gerilimlerin sona ereceğine yönelik umutların ertelenmesiyle birlikte yön arayışı yerini dalgalı ve temkinli bir görünüme bıraktı. Jeopolitik risklerin yeniden ön plana çıkması, yatırımcıların risk iştahını baskılarken piyasalarda karışık bir seyir öne çıkıyor.

27.03.2026-09:13 - (Son Güncelleme: 27.03.2026-09:13)
Barış beklentisi zayıfladı, küresel piyasalarda tedirginlik arttı

Orta Doğu’da süren çatışmaların daha geniş bir alana yayılabileceği ve kısa vadede sona ermeyeceğine yönelik endişeler, küresel piyasalarda baskıyı artırdı. Hafta başından bu yana ABD Başkanı Donald Trump ile İranlı yetkililerden gelen çelişkili açıklamalar, bölgedeki tansiyonun düşmeyeceği beklentisini güçlendirdi.

Trump her ne kadar İran’ın elektrik santrallerine yönelik planlanan saldırıyı 6 Nisan’a kadar ertelediklerini ve müzakerelerin olumlu ilerlediğini ifade etse de Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatların aksaması, enerji arzına ilişkin riskleri canlı tutuyor. Bu durum, petrol fiyatlarında yukarı yönlü risk priminin korunmasına neden olurken, küresel Enflasyon baskılarının yeniden güç kazanabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.

Enerji maliyetlerindeki yükseliş ihtimali, merkez bankalarının para politikalarında yeniden sıkılaşmaya yönelebileceği beklentilerini artırdı. Para piyasalarında, ABD Merkez Bankasının (Fed) önümüzdeki dört toplantıda faizleri sabit tutmasının beklendiği, ancak yılın son çeyreğinde faiz artışı ihtimalinin güç kazandığı değerlendiriliyor.

Bu görünüm tahvil piyasalarında satış baskısını artırırken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi son haftalarda hızlı bir yükseliş sergiledi. Yaklaşık üç haftada 43 baz puan artarak yüzde 4,39’a çıkan getiri, bu hafta yüzde 4,45 seviyesini test ederek son 8 ayın zirvesine ulaştıktan sonra yüzde 4,41 civarında dengelendi. Analistler, tahvil faizleri ile fiyatların ters yönlü hareket ettiğini hatırlatarak, yükselen faizin tahvil satışlarının arttığına işaret ettiğini vurguluyor.

Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson da yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekerek, bunun fiyat istikrarı ve istihdam hedefleri açısından zorlu bir denge yarattığını ifade etti. Jefferson ayrıca tüketici ve şirket harcamalarında yavaşlama sinyalleri görülebileceğini belirtti.

Öte yandan OECD, Orta Doğu’daki gerilimin enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisine rağmen 2026 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 2,9’da sabit tuttu. Ancak bu oran, 2025’te beklenen yüzde 3,3’lük büyümeye göre belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Kurum, 2027 büyüme beklentisini ise yüzde 0,1 aşağı yönlü revize ederek yüzde 3’e çekti.

Piyasalarda dolar ve emtia cephesi de kritik seviyelerde seyrediyor. Dolar endeksi 99,8 seviyesinde bulunurken, altının ons fiyatı yüzde 2,1 artışla 4 bin 470 dolara yükseldi. Petrol tarafında ise sınırlı bir geri çekilme görülse de risklerin sürmesi düşüşleri kısıtlıyor; Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,4 düşüşle 100,8 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Makroekonomik veriler tarafında ABD’de işsizlik maaşı başvuruları 21 Mart haftasında 210 bine yükselmesine rağmen beklentilerin altında kaldı. Buna karşın hisse senedi piyasalarında satış baskısı dikkat çekti; S&P 500 yüzde 1,74, Nasdaq yüzde 2,38 ve Dow Jones yüzde 1,01 geriledi. Yeni işlem gününde ise ABD vadeli endeksleri pozitif bir başlangıca işaret ediyor.

Avrupa borsaları da benzer şekilde satış ağırlıklı bir görünüm sergiledi. Enerji arzına yönelik kaygılar ve enflasyon baskıları, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası beklentilerinde önemli bir değişime yol açtı. Geçen ay faiz indirimi beklentileri öne çıkarken, son gelişmeler ECB’nin yıl içinde toplam üç faiz artışı yapabileceği yönünde fiyatlanmaya başladı.

Bunun yanında Avrupa Parlamentosu, AB ile ABD arasında varılan Turnberry ticaret anlaşmasına ilişkin süreçte ilerleme kaydetti. Anlaşma kapsamında ABD’den ithal edilen birçok sanayi ve tarım ürününde tarifelerin kaldırılması planlanıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise Orta Doğu’daki savaşın küresel etkilerine dikkat çekerek gerilimin tırmandırılmaması çağrısında bulundu.

Bu gelişmelerle Avrupa’da FTSE 100 yüzde 1,33, CAC 40 yüzde 0,98, DAX 40 yüzde 1,5 ve FTSE MIB 30 yüzde 0,71 düşüş kaydetti. Yeni günde Avrupa vadeli endeksleri ise karışık seyrediyor.

Asya piyasalarında da tablo farklı değil. Çin’de sanayi karlarının yılın ilk iki ayında yüzde 15,2 artması, deflasyon endişelerini bir miktar hafifletirken, bölge genelinde temkinli iyimserlik dikkat çekiyor. Ancak ABD teknoloji hisselerindeki satış dalgası, Güney Kore piyasalarına da yansıdı; SK Hynix ve Samsung hisselerinde düşüş görüldü.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 yüzde 0,2, Güney Kore’de Kospi yüzde 1 gerilerken, Çin Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong Hang Seng endeksi yüzde 0,6 yükseldi.

Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da satış baskısı etkili oldu. BIST 100 endeksi günü yüzde 1,83 düşüşle 12.727 puandan tamamlarken, VİOP’ta BIST 30 nisan vadeli kontrat da akşam seansında yüzde 0,63 geriledi. Dolar/TL kuru 44,45 seviyesine yükseldi.

Analistler, bugün yurt içinde finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülüklerinin, yurt dışında ise İngiltere perakende satışları ve ABD Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin piyasaların odağında olacağını belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100’de 13.100 ve 13.200 seviyeleri direnç, 12.800 ve 12.700 seviyeleri ise destek olarak öne çıkıyor.

YORUM YAZ!..
Modal