Sıradaki Videolar
12 Temmuz 2026 Pazar 13:00 - (Son güncelleme: 11 Haziran 2026 Perşembe 02:30)

Analiz ve Akış - 02.08.19 - Suriyeli Mülteci Sorunu

Furkan hasdemir: analiz ve akış programına hepiniz hoşgeldiniz. bugün kü konuğum halit emre aydın.

Furkan Hasdemir: Analiz ve Akış programına hepiniz hoşgeldiniz. Bugün kü konuğum Halit Emre Aydın. Efendim hoşgeldiniz.
Halit Emre Aydın: Hoşbulduk Furkancığım.
Furkan Hasdemir: Şimdi ben hızlıca giriş yapmak istiyorum müsaadeniz olursa. Uzun zamandır Türkiyenin gündemini meşgul eden bir Suriye'nin mülteci meselesi var. Sayın İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu bu konuyla ilgili bir çaıklama yaptı. Dedi ki; Türkiye'de vatandaşlık verilen Sıuriyeli sayısı 92 bindir. Bu açıklamayla birlikte...
Halit Emre Aydın: Ben açıklamayı dinleyemedim. Bu 92 binin ne kadarı Türkiye'de doğan çocuklar?
Furkan Hasdemir: Açıklamanın detayı şuydu: 47 bini yetişkin, 43 bini çocuk şeklinde bir detay vardı.
Halit Emre Aydın: Onlarında büyük bölümü muhtemelen burada doğan çocuklar.
Furkan Hasdemir: Muhtemelen. Ne dersiniz? Genel anlamda hem Suriyeli mülteci sorununu soruyorum hem bu vatandaşlık mevzusunu soruyorum.
Halit Emre Aydın: Şimdi vatandaşlık meselesi başlı başına değerlendirilmesi gereken bir mesele ama sosyal medyada bizim takip ettiğimiz tezviratlarla Sayın Süleyman Soylu'nun verdiği rakamı kıyasladığımız zaman arada Amerika'nın tabiriyle "Up on the hill" var. Uçurum var. 3,5 - 4 milyon insanın olduğu bir yerde totalde 90 bin kişi civarı bir rakamdan bahsediyorsun. Yüzde 5 civarı bir şey yapar ki yani 78 - 80 milyonluık bir ülkede yüzde 5'lik bir açıkçasını istersen vatandaşlık verilmiş olması da çok anormal bir durum değil.
Furkan Hasdemir: Şimdi müsaade ederseniz tam rakamı söyleyeyim ben size. 92 bin 280 Suriyeliye vatandaşlık verilmiş. Bunların 47 bini ergin, 45 bin 280'i çocuk.
Halit Emre Aydın: Tamam 45 binin de muhtemelen büyük çoğunluğu dediğim gibi Türkiye'de doğan çocuklardır. Yani totalde 4 milyon civarıda Suriyelinin Türkiye'de olduğu Türkiye nüfusunun da 80 milyon+ olduğu düşünüldüğünde 90 bin rakamı çok üzerine konuşulacak bir rakam değil. 90 bin dediğimiz rakam Türkiye sathı mahallinde değerlendirdiğimiz zaman Türkiye'nin ortalama bir ilçesi demektir. Dolayısıyla bu konuyla alakalı çok velvele yaygara koparan kişilerin "Vatandaşlık veriliyor Suriyeliler" yani bunun hepsini bir yere toplasak, Türkiye'de yaklaşık 890 tane ilçe var, 1 tane ilçe etmiyorlar bile. Dolayısıyla dediğim gibi 4 milyon insanın olduğu yerde yüzde 5 normal ama genel olarak Suriyeli meselesi üzerinden tezeükkür ve tefekkür yapmak gerekirse.
Şimdi Suriyeli meselesi çok hassas bir mesele. Böyle üzerine tamamen nefsani şekilde veya tamamen bencilce, narsistçe konuya yaklaşarak yorum yaparsak açıkçasını istersen hem bu güne kadar ortaya koymuş olduğumuz ensarlık vasfına zarar vereceğimizi düşünüyourm. Hem de tarihsel misyonu itibariyle milletimizin bu güne kadar bu anlamda bir çok millete göstermiş olduğu kadirşinaslığı, misafirperverliği bizim neslin bir anlamda akamete uğratması gibi bir durum ortaya çıkar gibi değerlendiriyorum.
Şimdi bir kere şunu ifade edeyim. Biz 1600'lü yıllarda yani 16. yüzyılda daha doğrusu İspanya'dan kaçan Yahudilere kucak açtık. Biz tarihin bir çok döneminde bizimle aynı dinden olmayan bizimle aynı ırkatan olmayan bizimle aynı millet unsurlarını kalbi olarak veya zihinsel olarak hissetmeyen bir çok topluluğa kucak açmış bir milletiz. Hele hele hele ki bundan 70, 80, 100 sene öncesine kadar bizimle kapı komşusu olan Çanakkale'deki Diyarbakır'daki, Trabzon'daki adamdan millet olma itibariyle farkı olmayan atalarımızın 500 sene yönettiği topraklardaki kardeşlerimizi terketmemiz veya onları kabul etmememiz zaten söz konusu olamazdı. Ama bir çok meselede olduğu gibi bu meselede de hem yetkililer hem de vatandaşlar maalesef o gri alanı belirlemede yeteri kadar hassas davranmadılar. Bu gri alandan kastettiğim şey şu; Senin de muhakkak dikkatini çekiyordur. Bu konuda insanlar ya tamamen siyah ya tamamen beyaz. Ya ifrat ya tefrit noktasına gidiyorlar.
E şimdi Suriyeliler biz kucaklarken bir takım kuralları daha net ortaya koymalıydık. Bu kurallar nedir? Nerede ikamet edecekleridir. Bu kurallar nedir? Nereden istihdam edilecekleri ve hangi koşullarda istihdam edilecekleridir. Bu kurallar nedir? Suriyelilerin geldikleri an itibariyle detaylı bir şekilde kayıt altına alınıp onların nasıl geriye dönecekleri ve nereye geri dönecekleri konusunun planlanması demektir. Şimdi bunların hepsini alt alta koyduğumuz zaman Türkiye bir insanlık vazifesi olarak bir Müslümanlık vazifesi olarak ne yaptı, yaklaşık 8-9 sene öncesinden itibaren sınırlarına gelen Suriyeli kardeşlerimizi öncelikle Türkmenleri arkasından diğer Arapları ve Kürtleri kabul etti. Bunları kabul ederken bunları planlı ve programlı bir şekilde maalesef yerleştirmedi. Bu yerleştirme esnasındaki gevşeklik bu insanların doğal olarak yani, basit yaklaşayım bugün Türkiye içinde de büyük şehirlere bir göç var. Ki bu insanlar Suriye'de bütün evlerini barklarını bahçelerini bağlarını bırakıp gelmişler. Hayatlarını devam ettirmek için ekmek kazanmak zorundalar.
Bizim kendi ülkemizdeki adam bile Sivas'tan Trabzon'dan Van'dan çıkıp büyükşehirlere giderken bu adam da mecbur büyükşehire gidecek. Ama o zaman devletin buna müsaade etmemesi ve bu insanların nasıl istihdam edileceğini bir kayıt altına alması, bir kurala bağlaması lazımdı. Şimdi bugün bir kuralsızlığı, alışkanlık haline getirdi. İşveren de alışkanlık haline getirdi, Suriyeliler de alışkanlık haline getirdi. Şimdi ne yapıyor İçişleri Bakanlığımız, haklı olarak bu kuralı işletiyor. Bir karar verdi ve kuralı işletiyor.
Diyor ki, İstanbul'da ikameti olmayan, kaydı olmayan Suriyeliler İstanbul'u terk edecek bir; çalışma kaydı olmayan Suriyeliler çalıştırılmayacak iki; bununla alakalı çeşitli tebligatlar yapılıyor. Tamam bu doğru kuralı işletiyorsunuz ama en başından itibaren, insanların hayat düzenlerini bu matematik çerçevesinde değil de, ilk başta belirlediğiniz kurallar çerçevesinde oluşturmasına müsaade edilmiş olsaydı, bugün yaşanan bu kargaşa yaşanmazdı. Bir daha tekrar ediyorum, birçok meselede olduğu gibi plansızlık, programsızlık ve günün sonunda başka unsurların da devreye girmesiyle bu anlamda bir memnuniyetsizlik ortaya çıkmaya başladı. Net ifade edeyim; bu memnuniyetsizliğin sebebini Suriyeliler olarak görmek çok vicdansızlık ve ahlaksızlık olur.
Ortada yanlış giden bir şeyler var, doğru. Ama, ben sana sorayım; Allah gecinden versin, sen gençken anne babanı kaybetmiş olduğunu düşün. Amcana, teyzene veya dayına sığınmak zorunda kaldığını düşün. Yaşayacağın duygu ne ise, bugün Suriyelilerin yaşadığı duygu o. Onlar da buraya öyle güle oynaya gelmiyorlar.
Burada bizim toplum olarak plansızlığımız ve her şeyi abartmamız, yani gelirken, Macaristan'da ayaklarına çelme takan o gazeteciyi örnek verip "Siz böyle medenisiniz, sizin medeniyetiniz bu kadar, Mehmet Akif'in İstiklal Marşı'nda söylediği 'tek dişi kalmış canavarlık'tan öte bir şey değil" diye hamaset pompalarken, bugün 'Suriyeliler bir an önce defolup gitsin' diyoruz. Olmaz. Bir tutarlılık olması lazım. Ama onların suçu burada en az olan suçtur. Bir daha söylüyorum, doksanlı yıllarda çokça konu edilen baklava ekmek çaldığı için yıllarca hapis yatan çocuğa benzer. Aç olduğu için, ve sen onun önünü açtığın zaman, sen onu kurallar dışında hareket etmesine müsaade ettiğin sürece, sen onu istismar etme zihniyetine geçtiğin sürece adam da doğal olarak hayatını devam ettirmek için o kuralsızlığı bir kaide haline getiriyor. Bu bir boyutu.
İkinci boyutu, ciddi bir iletişim problemi var. Hükümet son bir buçuk seneye kadar, Suriyeliler meselesinde iletişim koordinasyonunu çok iyi götürürken, bugün iletişimdeki el üstünlüğü, benim "mahşerin üç atlısı" diyerek ifade ettiğim, ben ki milliyetçi bir insanım, benim anladığım milliyetçilikten çok öte, milliyetçilik tabiriyle ifade etmekten hicap duyduğum, ırkçılık kisvesiyle,ırkçılık maskesiyle, ırkçılık zihniyetiyle, bir algı operasyonu pompalıyorlar senelerdir. Hükümetin de son bir buçuk iki senedir bu iletişimi doğru yürütmüyor olmasından mütevellit, hassasiyetleri kaşınan bir takım insanlar da bu insanların arkalarına çok kolay takılıyorlar.
Bugün sosyal medyada, Suriyelilerle alakalı haberlerin yüzde doksanı yalan. Özellikle bu konu sosyal medya üzerinden dönen bir mesele. Şimdi bunu bir kenara koyduk. Peki, Suriyeliler özelinde bu yalanlar, doğrulardan çok daha hızlı yayılıyor. Burada bu iletişimi güdenlerin, bu iletişimi takip edenlerin bir sorumluluğu yok mu? Yeteri kadar doğru şekilde cevap vermezseniz, zamanında müdahale etmezseniz, interaktif şekilde insanları bilgilendirmezseniz, insanlar bunun arkasına çok kolay kapılırlar.
Bunu daha da alevlendiren şey şu: Türkiye'de kabul edelim ya da etmeyelim, dile getirelim ya da getirmeyelim, en hafif tabiriyle, iki sene öncesine göre ekonomi daha kırılgan. Ekonominin bu kadar kırılgan olduğu bir ortamda, konunun ilgilileri, "Biz Suriyelilere şu kadar yatırım yaptık, şu kadar para harcadık, şu kadar emek verdik" diye anlattıkları zaman, kendi hanesinde ekonomi problemi yaşayan vatandaş, otomatik olarak Suriyelilere karşı bir öfke, buğuz etme hali veya ondan rahatsız olma hali diyelim hissediyor. Üzerine mahşerin üç atlısının sürekli yalan dolu haber ve söylemleri, en basitinden T.C. Devleti vatandaşlarının içindeki ortalama suç oranıyla, Suriyelilerin suç oranını karşılaştırdığımız zaman hangisinde daha fazla suç oranı var?
Furkan Hasdemir: Tabii ki biz, haber sitemizde de üçüncü sayfa haberlerine yer veriyoruz. Durum ortada. Tabii ki bizim vatandaşlarımızın oranı daha yüksek.
Halit Emre Aydın: Peki, bir soru daha soracağım. Toplamda Suriyelilerle Türklerin veya bizim toplumumuzun, konu edildiği adli vakalarda mağduriyet yaşayanlar Suriyeliler mi yoksa Türkler mi?
Furkan Hasdemir: Tabii ki Suriyeliler.
Halit Emre Aydın: Bu kadar ortadayken, biz nasıl Suriyelileri suçlayabiliriz.
Furkan Hasdemir: Evet sorunu güzel bir şekilde ortaya koydunuz. Çözüm adına bundan sonra ne yapılmalı?
Halit Emre Aydın: Şu an hükümetimizin yaptığı şey zaten çözüm olsun diye yapılıyor.
Furkan Hasdemir: Yeterli mi sizce, ya da çözümde bir hata var mı?
Halit Emre Aydın: Bu kadar kuralsız hareket edilen bir yerde otoriteyi korumak ve sağlamak için bu kadar sert tedbirler almak zorundasın. Bunu şöyle düşün, sen haber sitesi yönetiyorsun, altında yaklaşık 25-30 tane editör çalışıyor. Sen 1 ay boyunca o editörlerin haber girmemesine müsaade edersen, bir ay sonra onların tekrar haber girmesini sağlamak için ne yapmak zorundasın?
Furkan Hasdemir: Sert tedbirler uygulamak zorunda kalırız.
Halit Emre Aydın: Dolayısıyla şu anda hükümetin aldığı tedbirlerin sorgulanacak hali yok. Ama, ben sadece vatandaşımızdan şunu rica edebilirim: Bu insanlar burada keyfe keder bulunmuyorlar. Bu insanlar burayı işgal etmeye gelmediler. Bu insanlar, en son bugün bir video izledim, adam diyor ki, "Burası sizin vatanınız ve biz istiyoruz ki bir an önce gidelim işler düzelsin. Sonuçta biz burada sığıntıyız, yetimiz." Bunu söyleyen Türkmen bir kardeşimiz. Hem dindaşımız, hem sınırın öte yakasında olsa dahi milletimizin bir üyesi. Bakın millet kavramını iyi anlamak lazım; millet demek ortak tarih demektir, millet demek ortak kültür demektir, ortak hedefe bakmak demektir, ortak bilinç demektir. Bu adam, benim milletimin bir parçası. Ve bu adam burada rahatsızlık verdiğini düşündüğü için durmak istemiyor. Bir de üzerine "hadi kalk git" denildiği zaman, bu doğru bir davranış değil. Bu insancıl bir davranış değil.
Bakın gene söylüyorum; biz senelerce batıdaki emsallerimizin bu insanlara gösterdiği edepsiz, haksız, terbiyesiz, vahşi tavrı, sorgulayıp, kendimizle övünüyorduk. O zaman, hepimiz iyilik yapan insanları gördüğümüz zaman, özellikle kendisi zor durumdayken iyilik yapan insanları gördüğümüz zaman takdir etmiyor muyuz? Adamın dibi demiyor muyuz?
Standart Makyevelist bir tavırla standart materyalist bir tavırla standart Türk-İslam medeniyetinin bizim damarlarımıza damıtılmış olan insanlığından nasibini almamış, barbar bir Avrupalı gibi nasıl gitsin dersiniz?
O zaman ne farkınız kaldı, 60'larda, 70'lerde, 80'lerde benim vatandaşımın Almanya'da evini yakan Almanlardan? Ki biz, mecbur değildik. Biz çalışmaya gittik. Onlar ölmemek için buradalar.
Son bir anektod daha anlatayım; Adapazarı'nda meşhum bir olay yaşandı. O olayda bir insanın hamile karısı, çocuğunu taşıyan hamile karısı, ve çocuğu katledildi hain köpekler tarafınan. Adam ne dedi cenazede, "Ben onları korumak için zaten buradaydım, onlar da öldüğüne göre artık Suriye'ye gidebilirim"
Hani diyor ya bazı müptezeller, "Tamam yaşlıları kalsın, gençleri gitsin, kadınlar kalsın, erkekler gitsin"
Tamam kalsınlar, kim onların ekmeğini kazanacak? Kim onlara sahip çıkacak? Türk toplumu, şunun garantisini verebiliyor mu dindaşına, ırkdaşına, "Siz gidin savaşın kardeşim biz burada bunlara canımız pahasına sahip çıkacağız" diye. Yaşanan olaylar ortada.
Allah-u Teala, kendi rızası için kendi kullarına merhamet eden kullarına merhamet eder. Merhamet edersek merhamet görürüz. Herkesin, materyalist davranış biçiminden, bu kadar dünyevileşmiş davranış biçiminden geçerek eskiden "Tanrı misafiri" algısıyla yaklaştığımız bu ve buna benzer insanlara daha merhametli olmaya devam edelim. Ama devletimiz de bu insanların doğru şekilde, nizam içinde kalmasını sağlamak için gerekli adımları alsın.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Meksika'da Seri Katilin İtirafları Ülkeyi Birbirine Kattı

Meksika'da Seri Katilin İtirafları Ülkeyi Birbirin...

Meksika'lı katil işlediği cinayetlerle kan dondurdu. Öldürdüğü kadınla...

TÜBİTAK Başkanı Koronavirüs Aşısı ve İlacı İçin Tarih Verdi!

TÜBİTAK Başkanı Koronavirüs Aşısı ve İlacı İçin Ta...

Tübitak başkanı hasan mandal dünya genelinde etkisini artıra...

İstanbul'da Yasak Aşk Yaşayan Karısını Öldürdü

İstanbul'da Yasak Aşk Yaşayan Karısını Öldürdü

İstanbul'da bir adam karısının kendisini en yakın arkadaşıyla aldattığ...

Yeşilçam Oyuncularının Hüzün Dolu Hikayeleri

Yeşilçam Oyuncularının Hüzün Dolu Hikayeleri

Eskiden bu yana çok sevilerek izlenen Yeşilçam filmlerinin oyuncuların...

Kurye Terörü! Sipariş Götürdüğü Binaya İdrarını Yaptı

Kurye Terörü! Sipariş Götürdüğü Binaya İdrarını Ya...

İstanbul beşiktaş'ta bir eve yemek siparişi götüren kur...

Rolleri Uğruna Değişen Oyuncular

Rolleri Uğruna Değişen Oyuncular

Ünlü oyuncuların rolleri için nasıl değiştiklerini görünce çok şaşırac...

84 Yaşında Koronayı Yendi

84 Yaşında Koronayı Yendi

Gençliğinde sağlıklı beslendiğini anlatan 84 yaşındaki kadın, koronayı...

İnternetten Ders Anlatan Öğretmen Kamerayı Açık Unutunca Rezil Oldu

İnternetten Ders Anlatan Öğretmen Kamerayı Açık Un...

Fizik öğretmeni zoom üzerinden ders anlatırken kamerayı açık unuttu ve...

Kavun Çekirdeğinin Faydaları Neler?

Kavun Çekirdeğinin Faydaları Neler?

Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden kavunu yedikten sonra çekirdekl...

Hırsızlık Yapan Anne Polisi Gözyaşlarına Boğdu

Hırsızlık Yapan Anne Polisi Gözyaşlarına Boğdu

Polis hırsızlık yapan anneyi yakaladı ama sonra kadının aldığı şeyi gö...

Define Ararken Bulduğu Sandıktan Çıkanlar Ağızları Açık Bıraktı!

Define Ararken Bulduğu Sandıktan Çıkanlar Ağızları...

Rus kökenli bir adam defile bulmak için kazılara başladı. Toprağın met...

Hakkari'de Rögara Düşen Kadın Saatler Sonra Kurtarıldı

Hakkari'de Rögara Düşen Kadın Saatler Sonra Kurtar...

Hakkari’de rögara düşerek yardım isteyen kadın, irtibat kuramayınca il...

Erol: Kılıçdaroğlu Aday Olursa Bu Tartışılamaz

Erol: Kılıçdaroğlu Aday Olursa Bu Tartışılamaz

CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaro...

Türk Bayrağını Fırlatan CHP'li Başkandan 'Atatürk'lü Savunma

Türk Bayrağını Fırlatan CHP'li Başkandan 'Atatürk'...

Fethiye Belediyesi tarafından 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor...

Robinson Ziya Dede Üzücü Haberi Verdi!

Robinson Ziya Dede Üzücü Haberi Verdi!

Keban Baraj Gölü Havzası'nda bulunan adada yaşayan Robinson Ziya dede...

Hakkari'de Askeri Üs Bölgesinde 8 Metrelik Kar Temizleniyor

Hakkari'de Askeri Üs Bölgesinde 8 Metrelik Kar Tem...

Hakkari’de bulunan Göllerbaşı ve Binbir bölgesinde, Mayıs ayına rağmen...

Amasya'da Tarihi Konak'ta Yangın Meydana Geldi

Amasya'da Tarihi Konak'ta Yangın Meydana Geldi

Amasya’da korkutan bir yangın meydana geldi. Yangın sırasında etrafta...

Dijital Birliğin Robot Askeri 'Barkan' Sahaya Çıkacak

Dijital Birliğin Robot Askeri 'Barkan' Sahaya Çıka...

HAVELSAN'ın 'dijital birlik' konseptinde kullanılmak üzere geliştirdiğ...

Avusturalya'daki Türk Festivali Yoğun İlgi Gördü

Avusturalya'daki Türk Festivali Yoğun İlgi Gördü

Bu yıl 14'üncüsü düzenlenen 'Türk Pazar Festivali'ne Avusturalya ev sa...

Bella ve Gigi Kardeşler, Filistin’e Destekleri Sebebiyle ABD'de Hedef Oldu

Bella ve Gigi Kardeşler, Filistin’e Destekleri Seb...

İşgalci İsrail zulmüne sessiz kalmayıp tepkilerini gösteren Bella ve G...

Yeni Zigana Tüneli Projesinde Sona Yaklaşıldı

Yeni Zigana Tüneli Projesinde Sona Yaklaşıldı

Trabzon-Gümüşhane kara yolu üzerinde inşaatı süren, Avrupa'nın en uzun...

İşgalci İsrail'in Gazze'ye Saldırdığı Havadan Görüntüler Yayınlandı

İşgalci İsrail'in Gazze'ye Saldırdığı Havadan Görü...

İşgalci İsrail güçlerinin zalimce saldırılarının havadan görüntüleri y...

'Bacak Bacak Üzerine Attın' Kavgası

'Bacak Bacak Üzerine Attın' Kavgası

Metrobüste bir kadın yolcunun karşısına oturan adam bacak bacak üzerin...

CHP Başdanışmanından Çarpıcı Açıklama! Kılıçdaroğlu Aday Olursa Yüzde Yüz Kazanır

CHP Başdanışmanından Çarpıcı Açıklama! Kılıçdaroğl...

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan’dan çarpıcı açıklamalar gel...

HDP Eş Genel Başkanı: Yüzde 15'in Altı Bizim İçin Başarı Değildir

HDP Eş Genel Başkanı: Yüzde 15'in Altı Bizim İçin...

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, katıldığı bir programda önümüzdeki...

Kabe İmamına Cuma Hutbesi Sırasında Bıçaklı Saldırı Girişimi

Kabe İmamına Cuma Hutbesi Sırasında Bıçaklı Saldır...

Kabe İmamlarından Şeyh Bandar Balila’ya cuma hutbesini okuduğu sırada...

Burdur'da Komandolardan Harmandalı Gösterisi

Burdur'da Komandolardan Harmandalı Gösterisi

Burdur Sagalassos Antik Kenti girişinde harmandalı gösterisi yapan sub...

İstanbul Üsküdar'da Ticari Araç Denize Düştü!

İstanbul Üsküdar'da Ticari Araç Denize Düştü!

Üsküdar'da park halindeki ticari araç denize doğru sürüklenerek düştü....

NATO, Türk Zırhlısı ‘Vuran’ı Dünyaya Tanıttı

NATO, Türk Zırhlısı ‘Vuran’ı Dünyaya Tanıttı

NATO, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki zırhlı araç 'Vuran'ı tüm...

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kıbrıs Türk Halkının Bağımsızlığını Reddetmek Demektir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kıbrıs Türk Halkının Bağıms...

KKTC Sulamaları İletim Tüneli Işık Görünme Töreni'nde video konferans...