01.06.2026-15:51
(Son Güncelleme:01.06.2026-16:08)
>Türkiye>’nin deniz yetki alanlarındaki haklarını yasal güvence altına almayı amaçlayan "Mavi Vatan" yasa tasarısı hazırlığı sürerken, Türkiye-Yunanistan arasında ipler geriliyor. Peki Türkiye’ye yönelik ana tehdidin kaynağı kim? Haber 365’e konuşan Prof. Dr. Ata Atun, ABD-İsrail'in vekalet savaşları yürüttüğünü hatırlattı, “Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı tek başına bir gücü yok” dedi.> Özellikle 7 Ekim sonrası yaşanan süreçte İsrail sermayesinin GKRY ve Yunanistan'a odaklanması, Tel Aviv'in Atina üzerinden yürüttüğü bölgesel planları su yüzüne çıkarıyor. Prof. Dr. Ata Atun, ABD ve İsrail>’den gelen yönlendirmelerle bölgede bir kriz havası yaratılmak istendiğini aktardı. Atun, GKRY lideri Nikos Hristodulidis>’in Hindistan>’dan uzun menzilli füzeler alma girişimi ve AB dönem başkanlığı üzerinden yürüttüğü diplomatik temaslarla arkasında geniş bir uluslararası destek varmış gibi davrandığını, bunun da sahada farklı bir algı oluşturduğunu ifade etti."Batı, Yunanistan Uğruna Askerini Türkiye'nin Karşısına Sürmez"İki ülke arasında askeri bir çatışma olasılığının olmadığına değinen Prof. Dr. Atun, hiçbir Avrupa ülkesinin Yunanistan veya Rum yönetimi adına askerini Türkiye>’nin karşısına sürmeyeceğini belirtti. ABD>’nin de 1972 Vietnam Savaşı’ndan sonra iç kamuoyu tepkileri nedeniyle doğrudan askeri müdahilenin ötesinde vekalet savaşlarını tercih ettiğini hatırlattı. Atun, "Yunanistan ve Rum yönetimi; limanlarını Mari>’de, havalimanlarını ise Andreas Papandreu>’da ABD ve Fransa>’ya açarak, Türkiye ile bir gerilim durumunda bu ülkelerin kendi yanlarında savaşa gireceğini düşünüyor. Bu gerçekleşmesi mümkün olmayan bir senaryodur, bunu sadece siyasi bir söylem olarak kullanıyorlar" dedi.Olası bir askeri gerilim durumunda donanma güçleri arasındaki farka dikkat çeken Prof. Dr. Ata Atun, Yunanistan’ın elindeki 15 fırkateynin 25 yaşın üzerinde olduğunu ve denizcilik standartlarına göre bu yaştaki gemilerin operasyonel verimliliğini kaybettiğini aktardı. Buna karşın Türk tersanelerinde üretilen yeni fırkateynlerin yaş ortalamasının üç buçuk olduğunu vurguladı. Türk ordusunun teknoloji ve tecrübe açısından dünyadaki ilk 10 ordu arasında, 9. sırada yer aldığını belirten Atun, dışarıdan gelebilecek provokasyon girişimlerine karşı her iki tarafın da sağduyulu yaklaşacağını ve çatışma ortamına girmeyeceğini düşündüğünü ekledi.
"Mavi Vatan Yasası Büyük Önem Taşıyor"Mavi Vatan yasasının bölge için önemine değinen Atun, bu yasal düzenlemenin Türkiye>’nin Ege ve Doğu Akdeniz>’deki meşru haklarını hukuki olarak tescil edeceğini söyledi. Yunanistan’ın, Türkiye>’ye 5 kilometre uzaklıktaki Meis Adası’nı gerekçe göstererek tüm denizi kendi münhasır ekonomik bölgesi ilan etmek istediğini hatırlatan Atun, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası mahkeme kararlarının buna izin vermediğini hatırlattı. İngiltere ve Fransa arasındaki Jersey Adası örneğini veren Atun, uluslararası mahkemelerin bu tür ana karaya uzak adalara sadece 6 millik karasuyu hakkı tanıdığını, geniş münhasır ekonomik bölgelerin ise ana karalar arasında paylaşıldığını ifade etti.Mavi Vatan yasasıyla Ege Denizi>’nin kuzeyden güneye ortadan ikiye bölüneceğini söyleyen Atun, haritaya göre doğu tarafının Türkiye>’nin, batı tarafının ise Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölgesi olacağını aktardı. Girit Adası çevresinde de Yunanistan’ın haklarının 6 milden öteye geçemeyeceğini, bu sınırın ardından Türkiye>’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının başladığını belirtti.Son olarak GKRY>’nin Doğu Akdeniz>’de ilan ettiği münhasır ekonomik bölge haritalarıyla Türkiye>’yi kendi karasularına hapsetmeye çalıştığını, hatta Mısır’ın deniz alanlarını da kapsayacak şekilde hareket ettiğini söyleyen Prof. Dr. Ata Atun, Rum kesiminin üç ay önce Lübnan ile imzaladığı anlaşmanın Türkiye>’nin itirazı üzerine yürürlüğe giremediğini hatırlattı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti>’nin ve Türkiye>’nin denizlerdeki haklarının korunması adına Mavi Vatan yasasının yasallaşmasının büyük bir önem taşıdığının altını çizdi.
"Mavi Vatan Yasası Büyük Önem Taşıyor"Mavi Vatan yasasının bölge için önemine değinen Atun, bu yasal düzenlemenin Türkiye>’nin Ege ve Doğu Akdeniz>’deki meşru haklarını hukuki olarak tescil edeceğini söyledi. Yunanistan’ın, Türkiye>’ye 5 kilometre uzaklıktaki Meis Adası’nı gerekçe göstererek tüm denizi kendi münhasır ekonomik bölgesi ilan etmek istediğini hatırlatan Atun, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası mahkeme kararlarının buna izin vermediğini hatırlattı. İngiltere ve Fransa arasındaki Jersey Adası örneğini veren Atun, uluslararası mahkemelerin bu tür ana karaya uzak adalara sadece 6 millik karasuyu hakkı tanıdığını, geniş münhasır ekonomik bölgelerin ise ana karalar arasında paylaşıldığını ifade etti.Mavi Vatan yasasıyla Ege Denizi>’nin kuzeyden güneye ortadan ikiye bölüneceğini söyleyen Atun, haritaya göre doğu tarafının Türkiye>’nin, batı tarafının ise Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölgesi olacağını aktardı. Girit Adası çevresinde de Yunanistan’ın haklarının 6 milden öteye geçemeyeceğini, bu sınırın ardından Türkiye>’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının başladığını belirtti.Son olarak GKRY>’nin Doğu Akdeniz>’de ilan ettiği münhasır ekonomik bölge haritalarıyla Türkiye>’yi kendi karasularına hapsetmeye çalıştığını, hatta Mısır’ın deniz alanlarını da kapsayacak şekilde hareket ettiğini söyleyen Prof. Dr. Ata Atun, Rum kesiminin üç ay önce Lübnan ile imzaladığı anlaşmanın Türkiye>’nin itirazı üzerine yürürlüğe giremediğini hatırlattı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti>’nin ve Türkiye>’nin denizlerdeki haklarının korunması adına Mavi Vatan yasasının yasallaşmasının büyük bir önem taşıdığının altını çizdi.
DİĞER Gündem HABERLERİ