Yunan basınının Heybeliada Ruhban Okulu’nda yüksek lisans programı açılacağı yönündeki iddialarına bir değerlendirme de Mavi Vatan doktrininin mimarlarından Emekli Amiral Cem Gürdeniz’den geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden gündemi yorumlayan Gürdeniz, konunun inanç özgürlüğüyle açıklanamayacağını belirterek, "Karşılaştığımız sorun, İstanbul'un ve Heybeliada'nın gelecekte hangi jeopolitik çerçeve içinde tarif edileceğidir" dedi.
"Patrikhane jeopolitik ve stratejik bir konudur"
Fener Rum Patrikhanesi sorununun bir din ve ibadet özgürlüğü konusu olmaktan çok, jeopolitik ve stratejik bir başlık olduğunu vurgulayan Cem Gürdeniz, şu değerlendirmede bulundu:
"Patriğin ısrarla 'ekümenik' sıfatını kullanmasının nedeni Türkiye'deki küçük Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç, kendisini dünya Ortodoksluğunun evrensel lideri, İstanbul'u da yeniden Ortodoks dünyanın merkezi olarak konumlandırmaktır. Tarih boyunca büyük dini merkezler yalnızca ibadet edilen yerler olmamış, aynı zamanda nüfuz ve güç üretmişlerdir. Katolik dünyası için Vatikan'ın entelektüel ve ruhani omurgasını oluşturan kurumlar, özellikle Roma'daki papalık üniversiteleri bu işlevi görmüştür. Sünni İslam dünyasında Kahire'deki El Ezher yalnızca bir eğitim kurumu değil, küresel ölçekte dini otorite üreten bir merkezdir. Protestan dünyasında ise Oxford, Cambridge, Heidelberg ve benzeri köklü ilahiyat merkezleri yüzyıllar boyunca din adamı, akademisyen ve düşünce üretmiştir."
"Rus Ortodoks dünyasına karşı kullanılan bir araç"
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasının birkaç Rum Ortodoks papazın eğitilmesi meselesi olarak görülemeyeceğinin altını çizen Gürdeniz, Batı dünyasının desteğinin arkasındaki jeopolitik kurguya dikkat çekti:
"Asıl mesele, Patrikhane'nin dünya çapında kendi din adamlarını yetiştirebildiği, kendi teolojik doktrinini geliştirebildiği ve uluslararası ağlarını yönetebildiği bir merkeze kavuşmasıdır. Böyle bir okul, Patrikhane'nin ekümenik iddiasına akademik, kurumsal ve uluslararası bir temel sağlayacak, şüphesiz konumunu konsolide edecektir. ABD ve Avrupa Birliği'nin Patrikhane'ye verdiği sürekli güçlü destek de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Fener, özellikle son yıllarda Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks dünyasına karşı kullanılan önemli bir jeopolitik araç haline gelmiştir. Dolayısıyla konu yalnızca dini özgürlükler değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının liderliği üzerindeki küresel güç mücadelesidir."
Doğu Akdeniz vurgusu: "Ankara için yaşamsal bir hata olur"
Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD ekseninin Doğu Akdeniz'de Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde Ankara'nın bu konuyu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü başlığı altında değerlendirmesinin "yaşamsal bir hata" olacağını belirten Cem Gürdeniz, uyarısını şu tarihi hatırlatmayla tamamladı:
"Türkiye'nin kalbinde, Türk hukukunun tanımadığı bir sıfatla hareket eden ve tüm Ortodoks dünyanın lideri olduğunu ileri süren bir yapının Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması ile uluslararası meşruiyet kazanması, sadece dini değil stratejik sonuçlar da doğuracaktır. Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD ekseninin Doğu Akdeniz'de Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde Ankara'nın bu konuyu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü başlığı altında değerlendirmesi yaşamsal bir hata olur.
Karşılaştığımız sorun bir kaç din adamının eğitimi değil, İstanbul'un ve Heybeliada'nın gelecekte hangi teolojik ve jeopolitik çerçeve içinde tarif edileceğidir. Türk Deniz Kuvvetlerine 19.yüzyıldan bu yana deniz subayı yetiştiren adanın, emperyalizmin sözde ekümenik sıfatlı vassalının indoktirnasyon merkezine dönüşmesi tarihin kolay hazmedeceği bir durum değildir.
Unutmayalım ki dini kurumlar bazen yalnızca inanç üretmez, aynı zamanda tarih, kimlik, hafıza ve jeopolitik savlar üretir. Yunanın bu konuda sicili kitaplara sığmayacak kadar kabarıktır."