ABD ile İran arasındaki savaş atmosferi derinleşirken, Pentagon’dan gelen açıklama yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Amerikan halkına yalnızca askerler için değil, savaşta “zafer” için de dua etmeleri çağrısında bulundu. Hegseth’in bu çağrıyı “İsa Mesih’in adıyla” sözleriyle yapması, Washington’un dini söylemi savaşın hizmetine soktuğu eleştirilerini beraberinde getirdi.
Açıklamanın zamanlaması ise dikkat çekici bulundu. Çünkü bu çağrı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yoğun saldırılar yürüttüğü bir dönemde geldi. Çoğunluğu Şii Müslüman olan İran hedef alınırken, Pentagon’dan açık Hristiyan referanslarla zafer duası istenmesi, savaşın yalnızca askeri değil aynı zamanda ideolojik bir dille sunulmaya başlandığı değerlendirmelerine yol açtı.
Hegseth’in sözlerinde en çok tartışılan nokta, çağrının askerlerin güvenliğiyle sınırlı kalmaması oldu. Pentagon’dan yükselen mesaj doğrudan savaşta başarı, üstünlük ve zafer hedefini içerdi. Bu nedenle birçok gözlemci, ABD yönetiminin dini bir inanç alanı olarak değil, toplumsal desteği tahkim eden ve savaşı ahlaki zemine oturtmaya çalışan bir araç olarak kullandığını savunuyor.
Uzmanlara göre Washington burada iki yönlü bir siyasal dil kuruyor. Bir yandan iç kamuoyuna “kutsal bir mücadele” hissi verilerek destek diri tutuluyor, diğer yandan dış dünyaya savaşın sert yüzü dini bir örtüyle sunuluyor. Özellikle muhafazakâr ve Evanjelik tabana seslenen bu dilin, savaş politikalarını sorgulanamaz hale getirme amacı taşıdığı yorumları yapılıyor.
Pentagon’un son dönemde kullandığı “ezici güç”, “ölüm ve yıkım” gibi sert askeri ifadelerle dini referansları aynı çerçevede sunması, ortaya daha ağır bir tablo çıkarıyor. Bu tabloya göre din, bireysel vicdan ve inanç alanından çıkarılıp, savaş psikolojisini besleyen, toplumu saflaştıran ve askeri operasyonlara meşruiyet üreten bir propaganda aparatı haline getiriliyor.
Ortadoğu’da zaten kırılgan olan mezhepsel ve siyasi dengeler düşünüldüğünde, böylesi bir söylemin sahadaki çatışmayı daha da tehlikeli hale getirebileceği belirtiliyor. Çünkü savaşın dini kodlarla konuşulması, askeri hesaplaşmayı çok daha derin bir kimlik çatışmasına dönüştürme riski taşıyor.
Analiz
Bu açıklama basit bir dua çağrısı olarak görülemez. Asıl mesele, ABD’nin dini savaşın kenarında tutması değil, doğrudan savaşın içine çekmesidir. “İsa adına zafer” söylemi, inancı manevi destek alanından çıkarıp askeri hedeflerin psikolojik ve ideolojik taşıyıcısına dönüştürüyor.
Daha net ifadeyle, Washington yönetimi dini burada bir değer olarak değil, bir araç olarak kullanıyor. Amaç; içeride kamuoyunu hizalamak, dışarıda yürütülen saldırıları ahlaki bir kılıfa sokmak ve savaşı sorgulayan sesleri bastırmak. Bu yüzden Pentagon’dan gelen bu mesaj, sadece diplomatik açıdan değil, ahlaki ve siyasi açıdan da son derece tartışmalı bir eşik anlamına geliyor.