1) Daha önce ne yaşandı?
ABD’de Halkbank’a dönük dosya, İran’a uygulanan yaptırımların delinmesine dönük olduğu ileri sürülen geniş bir soruşturmanın uzantısı olarak yıllar içinde büyüdü. Sürecin merkezinde, İran’ın enerji gelirlerinin ve ödeme trafiğinin ABD finans sistemine takılmadan yürütülmesine dönük iddia edilen yöntemler yer aldı.
ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), 15 Ekim 2019 tarihli açıklamasında Halkbank’ın 6 farklı suçlamayla Manhattan federal mahkemesinde suçlandığını duyurdu. DOJ açıklamasına göre iddia edilen düzenekte; paravan şirketler, para hizmet işletmeleri ve farklı ülkelerdeki ağlar üzerinden İran bağlantılı fonların taşınması ve işlemlerin “meşru ticaret” gibi gösterilmesi amaçlandı.
Bu dosyanın daha eski halkasında, Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla ABD’de yargılanmış; jüri kararı sonrasında 2018’de 32 ay hapis cezası almıştı. Bu yargılama, Halkbank dosyasının ABD’de siyaset-hukuk ekseninde daha fazla görünür olmasına yol açan kırılma noktalarından biri oldu.
Özetle: ABD tarafı dosyayı “çok büyük ölçekli yaptırım delme / finansal sistemin yanıltılması” olarak çerçevelerken; Halkbank ise başından beri suçlamaları reddeden bir çizgide durdu.
2) Süreçte neler yaşandı?
Dava yalnızca “delil ve suçlama” tartışması üzerinden değil, Halkbank’ın yargılanabilirliği / dokunulmazlık argümanları üzerinden de ilerledi.
• 2023: ABD Yüksek Mahkemesi, dosyada “Foreign Sovereign Immunities Act (FSIA)” çerçevesinde Halkbank’a mutlak bir koruma tanınmadığına işaret eden kararıyla tartışmayı farklı bir hatta taşıdı ve bazı noktaları alt mahkemeye bıraktı.
• 22 Ekim 2024: ABD 2. Temyiz Mahkemesi (Second Circuit) hattında “common law (örf-adet) yabancı egemen dokunulmazlığı” iddiası da reddedildi.
• 6 Ekim 2025: ABD Yüksek Mahkemesi, Halkbank’ın temyiz başvurusunu ele almayarak (incelemeyi reddederek) bu aşamada sürecin devamının önünü açtı. Bloomberg de kararı bu çerçevede “ceza suçlamalarıyla karşı karşıya kalmayı sürdürdü” şeklinde geçti.
Bu noktadan sonra dosya, yeniden New York Güney Bölgesi (SDNY) çizgisinde takvimlenmeye başladı. 2026 Ocak sonunda Reuters, planlanan bir durum konferansının “ani şekilde iptal edildiğini” ve bunun Borsa İstanbul’da Halkbank hisselerine yansıdığını yazdı.
Ve son olarak: Türkiye’deki Ekonomi basınına yansıyan mahkeme kaydı bilgilerine göre, iptal edilen bu konferans için 3 Mart 2026 tarihine yeniden randevu verildi.
3) “Anlaşma/konsensüs sağlandı” ne demek? Gerçekte ne biliyoruz?
A) Teyitli gerçekler
• Halkbank’a ilişkin ABD’deki ceza davası kapanmış olmasa da mahkeme takvimi sürüyor ve 3 Mart 2026 için yeni bir “durum konferansı” tarihi var.
• Yüksek Mahkeme’nin 2025’te başvuruyu reddetmesi sonrası süreç “normal yargılama akışı” içinde devam ediyor.
B) “Uzlaşı” sinyali veren göstergeler
• Reuters’a konuşan kaynaklara göre Türk yetkililer 2025’te Beyaz Saray temaslarında davaya ilişkin yaklaşık 100 milyon Dolar düzeyinde bir “uzlaşma fikrini” gündeme getirdi. Bu, “konsensüs sağlandı” iddiasının dayandırılabileceği en ciddi arka-plan verilerinden biri.
• Reuters’ın 2026 Ocak haberinde de “uzlaşma” seçeneğinin geçmişte konuşulduğu hatırlatılıyor; ancak dosya, mahkeme ajandasına bağlı şekilde ilerliyor.
• Uzlaşı olursa: Dosya “ceza/itibar riski” baskısını azaltır. Bu aşamadan sonra ise detaylar (ceza tutarı, yaptırım niteliği, suç ikrarı olup olmadığı) önem kazanır.
Kulis: “Ankara–Washington hattında Halkbank dosyasında uzlaşı zemini güçleniyor”
“Kamuya açık kayıtlarda dosyanın kapandığını gösteren bir mahkeme kararı ya da resmi mutabakat metni henüz görülmese de New York’ta 3 Mart 2026 tarihli konferans takviminde konsensüs sağlanması yüksek ihtimaller arasında olduğu görülüyor.”