05.03.2026-18:39 (Son Güncelleme:05.03.2026-18:39)

Türkiye’nin Garantör İzni Yok, Bölge Tehlikede!

Ankara / Lefkoşa (5 Mart 2026) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Ada’daki askeri üs politikalarını sert bir dille eleştirdi. Yılmaz, Rum yönetiminin Ada’daki üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması ve Kıbrıs’ın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olmasını “bölge ülkeleri için ciddi bir güvenlik riski” olarak nitelendirdi.

>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Ada’daki askeri üs politikalarını sert bir dille eleştirdi. Yılmaz, Rum yönetiminin Ada’daki üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması ve Kıbrıs’ın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olmasını “bölge ülkeleri için ciddi bir güvenlik riski” olarak nitelendirdi.

Yılmaz’ın açıklaması, şu ifadelerle özetleniyor:

“Rum yönetiminin Ada’daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanıması ve Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir.”

Bu açıklama, özellikle son dönemde Orta Doğu’daki gerilimlerin (İsrail-İran çatışmaları, İngiliz üslerine yönelik saldırılar) Ada’ya sıçraması endişeleriyle gündeme geldi. Yılmaz, GKRY’nin “adayı tek meşru sahibi gibi” davranarak Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok saydığını vurguladı. Rum tarafının “boyunu aşan kararlar” aldığını belirten Yılmaz, bu politikaların Ada’daki tüm taraflar ile bölge ülkeleri için tehlike yarattığını ifade etti.

Türkiye’nin Garantörlük Sorumluluğu Vurgusu

Açıklamanın en çarpıcı kısmı, Türkiye’nin garantör ülke statüsüne atıf yaparak Rum yönetiminin bu adımlarında Türkiye’nin izninin ve onayının olmadığının net bir şekilde ortaya koyması. 1960 Londra-Zürih anlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmaları gereği Ada’da askeri üs ve operasyon kararlarında üç garantör ülke (Türkiye, Yunanistan, İngiltere) mutabakatı şart koşuluyor. Yılmaz’ın sözleri, Rum tarafının bu anlaşmaları hiçe sayarak tek taraflı hareket ettiğini ve Türkiye’nin garantörlük yükümlülüğünün daha da belirginleştiğini gösteriyor.

Bağlam ve Son Gelişmeler

• Ada’da İngiltere’ye ait Egemen Üst Bölgeleri (Akrotiri ve Dikelya), son yıllarda İsrail’e lojistik, istihbarat ve operasyonel destek iddialarıyla sıkça gündeme geliyor.

• Rum yönetimi ise Baf, Mari gibi kendi üslerini modernize ederek ABD, Fransa ve İsrail ile askeri iş birliklerini artırdı; bu üslere erişim ayrıcalıkları tanındı.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel de benzer şekilde İngiliz üslerinin üçüncü ülkelerin operasyonlarında aktif kullanıldığını belirterek, “Ada’yı çatışmanın parçası haline getiriyor” uyarısında bulundu. Üstel, Rum yönetiminin ek ayrıcalıklarının tüm Ada halkını riske attığını vurguladı.

Türk tarafı, bu gelişmelerin Ada’yı “ileri karakol” veya “operasyon sahası” haline getirdiğini savunuyor. Yılmaz’ın açıklaması, Türkiye’nin garantörlük hakkını ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini koruma kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Gelişmeler, Kıbrıs sorununun askeri boyutunun yanı sıra bölgesel güvenlik dengelerini de doğrudan etkiliyor. Uluslararası toplumun konuya yönelik tutumu yakından izlenirken, Türk yetkililer “barış ve istikrarın korunması için her türlü tedbiri alma” mesajı veriyor.

>


ramdaafsar1@gmail.com