25.03.2026-07:11
(Son Güncelleme:25.03.2026-07:11)
Trump’a destek eriyor: İran savaşı ve hayat pahalılığı Beyaz Saray’da alarm verdi
ABD Başkanı Donald Trump’ın görev onay oranı, Reuters/Ipsos anketine göre ikinci döneminin en düşük seviyesine geriledi. İran savaşı, yükselen akaryakıt fiyatları ve hayat pahalılığına dönük memnuniyetsizlik, Trump yönetiminin iç kamuoyundaki desteğini aşağı çekerken; Beyaz Saray açısından asıl riskin dış politikadan çok ekonomik algıda derinleşen aşınma olduğu görülüyor.
>ABD Başkanı Donald Trump, dış politikada sert güç kullanımını önceleyen çizgisiyle gündemde kalmayı sürdürürken, içeride seçmen desteğinde dikkat çekici bir gerilemeyle karşı karşıya kaldı. Reuters/Ipsos tarafından tamamlanan son ankete göre Trump’ın görev onay oranı yüzde 36’ya düştü. Bu oran, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana ölçülen en düşük seviye olarak kayda geçti. Bir önceki haftada aynı oran yüzde 40 düzeyindeydi.
>
Anket verileri, düşüşün arkasında iki temel başlığın öne çıktığını gösteriyor: İran savaşı ve ekonomik baskı. Özellikle ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik koordineli saldırılar başlatmasının ardından akaryakıt fiyatlarında yaşanan artış, seçmenin günlük hayatına doğrudan yansıdı. Bu tablo, Trump’ın seçim döneminde öne çıkardığı “güçlü Ekonomi” vaadinin sahadaki algısını zayıflattı.
>
Araştırmaya göre Amerikalıların yalnızca yüzde 25’i Trump’ın hayat pahalılığıyla mücadelesini onaylıyor. Ekonomi yönetimine verilen genel destek ise yüzde 29’da kaldı. Reuters, bunun Trump’ın iki başkanlık dönemi içindeki en düşük ekonomik onay oranı olduğunu ve aynı zamanda Joe Biden’ın ekonomi başlığında gördüğü en düşük seviyelerin de altına indiğini aktarıyor.
>
Dış politikadaki sertleşmenin kamuoyunda beklenen konsolidasyonu üretmediği de dikkat çekiyor. Ankete göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını destekleyenlerin oranı yüzde 35’te kalırken, yüzde 61’lik çoğunluk bu operasyonlara karşı çıkıyor. Geçen hafta bu oranlar sırasıyla yüzde 37 ve yüzde 59 seviyesindeydi. Bu da savaş uzadıkça toplumsal desteğin güçlenmek yerine daha da aşındığına işaret ediyor.
>
Amerikan kamuoyunun güvenlik algısında da belirgin bir kırılma var. Katılımcıların yüzde 46’sı İran savaşının uzun vadede ABD’yi daha az güvenli hale getireceğini düşünüyor. Buna karşılık sadece yüzde 26’lık bir kesim, söz konusu sürecin ülkeyi daha güvenli kılacağını savunuyor. Bu veri, Trump yönetiminin “güvenlik için güç kullanımı” tezinin seçmende tam karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.
>
Buna rağmen Trump’ın Cumhuriyetçi tabandaki çekirdek desteği büyük ölçüde korunuyor. Ankette Cumhuriyetçilerin yaklaşık beşte biri Trump’ın genel performansını onaylamadığını belirtirken, hayat pahalılığı konusundaki memnuniyetsizlik bu seçmen grubunda da artış gösterdi. Diğer bir ifadeyle sorun, yalnızca muhalif seçmende değil; iktidar tabanının içinde de ekonomik başlıklarda hissedilmeye başlandı.
>
Reuters/Ipsos araştırması, 1.272 ABD’li yetişkinle çevrim içi olarak gerçekleştirildi ve hata payı 3 puan olarak açıklandı. Veriler, Trump’ın siyasi merkezini dış tehdit söylemiyle tahkim etmeye çalışırken, seçmenin asıl hesabı mutfak, pompa fiyatı ve yaşam maliyeti üzerinden kestiğini gösteriyor.
>
>
>Analiz>
>
Bu tabloyu sadece “Trump savaş yüzünden oy kaybediyor” diye okumak eksik olur. Asıl mesele, dış politika maliyetinin artık iç ekonomiyle birleşmiş olması. Seçmen, jeopolitik hamleyi televizyonda izlediği sürece tolere edebilir; fakat o savaşın faturası benzin istasyonunda, markette ve aylık bütçede hissedilmeye başladığında siyasi destek çok daha hızlı aşınır. Reuters/Ipsos verileri tam olarak bunu söylüyor.
>
Trump’ın temel açmazı da burada oluşuyor. Çünkü kendisi göreve, “gereksiz savaşlardan kaçınan ama güçlü liderlik sergileyen” bir profil vaadiyle geldi. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, ne savaşın kamuoyunda güçlü bir meşruiyet ürettiğini ne de ekonomik baskının kontrol altına alınabildiğini gösteriyor. Yani Beyaz Saray aynı anda iki cephede baskı görüyor: dışarıda maliyetli gerilim, içeride satın alma gücü sorunu.
>
Bir başka kritik nokta ise şu: Trump’ın desteği gerilese de bu durum otomatik olarak Demokratların güçlendiği anlamına gelmiyor. Reuters/Ipsos verilerine göre kayıtlı seçmenler arasında ekonomi yönetiminde Cumhuriyetçiler hâlâ Demokratların önünde görülüyor; oranlar sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 34. Bu nedenle mevcut düşüş, bir “iktidar çöküşü”nden çok, bir “güven aşınması”na işaret ediyor. Fakat bu aşınma devam ederse ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler için ciddi bir savunma yükü doğabilir.
>
Sonuç olarak Trump açısından risk, yalnızca anketlerde birkaç puan kaybetmek değil. Esas risk, güçlü lider imajının ekonomik gerçeklikle çarpışması. Çünkü Amerikan seçmeni dış politikada ideolojik olabilir; ama en sonunda kararını çoğu zaman cebine bakarak verir. Bu yüzden İran savaşı Washington’da stratejik dosya olarak konuşulsa da sandıkta belirleyici başlık yine hayat pahalılığı olacaktır.
>
Anket verileri, düşüşün arkasında iki temel başlığın öne çıktığını gösteriyor: İran savaşı ve ekonomik baskı. Özellikle ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik koordineli saldırılar başlatmasının ardından akaryakıt fiyatlarında yaşanan artış, seçmenin günlük hayatına doğrudan yansıdı. Bu tablo, Trump’ın seçim döneminde öne çıkardığı “güçlü Ekonomi” vaadinin sahadaki algısını zayıflattı.
>
Araştırmaya göre Amerikalıların yalnızca yüzde 25’i Trump’ın hayat pahalılığıyla mücadelesini onaylıyor. Ekonomi yönetimine verilen genel destek ise yüzde 29’da kaldı. Reuters, bunun Trump’ın iki başkanlık dönemi içindeki en düşük ekonomik onay oranı olduğunu ve aynı zamanda Joe Biden’ın ekonomi başlığında gördüğü en düşük seviyelerin de altına indiğini aktarıyor.
>
Dış politikadaki sertleşmenin kamuoyunda beklenen konsolidasyonu üretmediği de dikkat çekiyor. Ankete göre ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını destekleyenlerin oranı yüzde 35’te kalırken, yüzde 61’lik çoğunluk bu operasyonlara karşı çıkıyor. Geçen hafta bu oranlar sırasıyla yüzde 37 ve yüzde 59 seviyesindeydi. Bu da savaş uzadıkça toplumsal desteğin güçlenmek yerine daha da aşındığına işaret ediyor.
>
Amerikan kamuoyunun güvenlik algısında da belirgin bir kırılma var. Katılımcıların yüzde 46’sı İran savaşının uzun vadede ABD’yi daha az güvenli hale getireceğini düşünüyor. Buna karşılık sadece yüzde 26’lık bir kesim, söz konusu sürecin ülkeyi daha güvenli kılacağını savunuyor. Bu veri, Trump yönetiminin “güvenlik için güç kullanımı” tezinin seçmende tam karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.
>
Buna rağmen Trump’ın Cumhuriyetçi tabandaki çekirdek desteği büyük ölçüde korunuyor. Ankette Cumhuriyetçilerin yaklaşık beşte biri Trump’ın genel performansını onaylamadığını belirtirken, hayat pahalılığı konusundaki memnuniyetsizlik bu seçmen grubunda da artış gösterdi. Diğer bir ifadeyle sorun, yalnızca muhalif seçmende değil; iktidar tabanının içinde de ekonomik başlıklarda hissedilmeye başlandı.
>
Reuters/Ipsos araştırması, 1.272 ABD’li yetişkinle çevrim içi olarak gerçekleştirildi ve hata payı 3 puan olarak açıklandı. Veriler, Trump’ın siyasi merkezini dış tehdit söylemiyle tahkim etmeye çalışırken, seçmenin asıl hesabı mutfak, pompa fiyatı ve yaşam maliyeti üzerinden kestiğini gösteriyor.
>
>
>Analiz>
>
Bu tabloyu sadece “Trump savaş yüzünden oy kaybediyor” diye okumak eksik olur. Asıl mesele, dış politika maliyetinin artık iç ekonomiyle birleşmiş olması. Seçmen, jeopolitik hamleyi televizyonda izlediği sürece tolere edebilir; fakat o savaşın faturası benzin istasyonunda, markette ve aylık bütçede hissedilmeye başladığında siyasi destek çok daha hızlı aşınır. Reuters/Ipsos verileri tam olarak bunu söylüyor.
>
Trump’ın temel açmazı da burada oluşuyor. Çünkü kendisi göreve, “gereksiz savaşlardan kaçınan ama güçlü liderlik sergileyen” bir profil vaadiyle geldi. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, ne savaşın kamuoyunda güçlü bir meşruiyet ürettiğini ne de ekonomik baskının kontrol altına alınabildiğini gösteriyor. Yani Beyaz Saray aynı anda iki cephede baskı görüyor: dışarıda maliyetli gerilim, içeride satın alma gücü sorunu.
>
Bir başka kritik nokta ise şu: Trump’ın desteği gerilese de bu durum otomatik olarak Demokratların güçlendiği anlamına gelmiyor. Reuters/Ipsos verilerine göre kayıtlı seçmenler arasında ekonomi yönetiminde Cumhuriyetçiler hâlâ Demokratların önünde görülüyor; oranlar sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 34. Bu nedenle mevcut düşüş, bir “iktidar çöküşü”nden çok, bir “güven aşınması”na işaret ediyor. Fakat bu aşınma devam ederse ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler için ciddi bir savunma yükü doğabilir.
>
Sonuç olarak Trump açısından risk, yalnızca anketlerde birkaç puan kaybetmek değil. Esas risk, güçlü lider imajının ekonomik gerçeklikle çarpışması. Çünkü Amerikan seçmeni dış politikada ideolojik olabilir; ama en sonunda kararını çoğu zaman cebine bakarak verir. Bu yüzden İran savaşı Washington’da stratejik dosya olarak konuşulsa da sandıkta belirleyici başlık yine hayat pahalılığı olacaktır.
DİĞER Dünya HABERLERİ