01.07.2026-11:09 (Son Güncelleme:01.07.2026-11:09)

NATO Genel Sekreteri Rutte’den Ankara Zirvesi öncesi Türkiye’ye övgü: "En güçlü ordulardan biri, devasa bir avantaja sahip"

7-8 Temmuz'da gerçekleşecek olan Ankara Zirvesi öncesi konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, "Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı" dedi. Türkiye'nin 1952'den bu yana ittifakın en güçlü ordularından biri olduğunu belirten Rutte, Türk savunma şirketlerinin gücüne de dikkat çekti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek Ankara Zirvesi öncesinde Brüksel'deki NATO Karargahı'nda AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin ittifak içindeki sarsılmaz konumuna dikkat çeken Rutte, "Türk Silahlı Kuvvetleri son derece iyi donanımlı ve eğitimli. Yaklaşık 3 bin şirketten oluşan devasa bir savunma sanayisi altyapısına sahip olmanız NATO için büyük bir avantaj" dedi. Rutte ayrıca "NATO 3.0" doktrinini ilk kez ayrıntılarıyla ilan etti.

"Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi uygulama zirvesi olacak"

Ankara Zirvesi'nin kağıt üzerindeki taahhütlerin fiilen hayata geçirildiği tarihi bir dönüm noktası olacağını vurgulayan Genel Sekreter Rutte, zirvenin başarı kriterlerini şu sözlerle özetledi:

"Ankara Zirvesi'ne gelecekte dönüp bakıldığında, insanların bunun verilen taahhütlerin hayata geçirildiği bir zirve olduğunu söylemesini umuyorum. Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı.

Savunma harcamaları, hem Lahey'de ele alındı, hem de Ankara'da ele alınacak 3 temel başlıktan biri. Bu alanda Avrupalılar ve Kanada'nın yalnızca 2 yıl içinde savunmaya ilave 250 milyar dolara varan kaynak ayırmış olması gerçekten etkileyici.

Dolayısıyla 1 ya da 2 yıl içinde savunma harcamalarını artırabileceğimiz üst sınıra yaklaşmış bulunmaktayız. Ancak mesele yalnızca daha fazla kaynak ayırmak değil; silahlı kuvvetlerde görev yapacak kadın ve erkek personeli temin etmemiz, savunma sanayisinin üretim kapasitesini artırmamız gerekiyor. Bu kapasiteyi hızla büyütmek zorundayız."

"Üretim süreleri çok uzun, Türkiye’nin 3 bin şirketi en büyük avantajımız"

Genel Sekreter Rutte, ittifakın en acil çözmesi gereken krizlerden birinin savunma sanayisindeki lojistik ve üretim darboğazı olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu düğümü çözecek anahtar ülke olduğunu şu sözlerle ifade etti:

"Önceliğimiz ise daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa anlamına gelen "NATO 3.0"ı inşa etmek. Bunun için savunma sanayisi üretimini ciddi ölçüde artırmamız gerekiyor. Çünkü savunma sanayisinin üretim kapasitesi, caydırıcılığımızın ayrılmaz bir parçası.

Bu da Lahey Zirvesi'nin önemli sonuçlarından biriydi. Ancak bu alanda hem ABD'de hem de Avrupa'da hala yapmamız gereken çok iş var. Yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketine sahip Türkiye de bu açıdan önemli bir ülke. Ancak NATO olarak genel tabloda daha fazlasını yapmak zorundayız. Çünkü üretim ve teslimat süreleri hala çok uzun, üretim miktarımız ise ihtiyacın gerisinde kalıyor.

Bazı başarılı örnekler var ve genel olarak olumlu yönde ilerleme kaydediliyor. Ancak sözünü ettiğim 3 öncelik arasında savunma sanayisi üretiminin artırılması en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkabilir. Nitekim Ankara Zirvesi'nin ilk gününde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu'nda da ağırlıklı olarak bu konuya odaklanacağız."

Yeni askeri doktrin: Nedir bu "NATO 3.0"?

Son dönemde küresel diplomaside sıkça duyulan "NATO 3.0" kavramına açıklık getiren Rutte, bu yapının ABD’ye aşırı bağımlı olunan eski sistemden (NATO 2.0) çok farklı olacağını belirtti:

"NATO 3.0, Kanadalılar ve Avrupalıların sadece taahhütlerde bulunmayıp, bunları fiilen yerine getirdiği bir yapıdır. ABD, konvansiyonel askeri kapasitesi ve nükleer caydırıcılığıyla Avrupa'da kalmaya devam edecek ancak bundan sonraki süreçte Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlendiği bir NATO göreceğiz."

"Avrupa ülkeleri, çok yakın bir gelecekte NATO'nun 3 Müşterek Kuvvet Komutanlığı'nın komutasını devralacak."

"Ukrayna'ya sağlanan mali destek konusunda da Avrupalılar öncü rol üstlenecek. ABD kritik askeri teçhizat sağlamaya devam edecek ancak bunların finansmanını Avrupalılar ve Kanada karşılayacak. Bu, külfet paylaşımının daha adil olduğu bir NATO anlamına geliyor."

"Beni geceleri uykusuz bırakan temel tehdit: Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore dörtlüsü"

İttifakın karşı karşıya olduğu en büyük güvenlik risklerini sıralayan Rutte, uzun vadeli tehdit odağının Moskova olduğunu vurguladı:

"Genelde uyumaya çalışıyorum ancak beni uyanık tutacak bir konu varsa o da Rusya'dır. Ne yazık ki uzun vadede karşı karşıya olduğumuz temel tehdit Rusya. Putin, bu akıl dışı savaşta kendi vatandaşlarından, çoğunluğu erkek olmak üzere ayda 35 bin askerin öldürülmesini ya da ağır yaralanmasını göze alıyor. Bu durum Ukrayna'nın sahada başarılı olduğunu gösteriyor ancak büyük bir trajedidir. Rusya; Kuzey Kore, İran ve Çin'le birlikte hareket ediyor. Çin de askeri kapasitesini hızla artırıyor ve 2030'a kadar 1000 nükleer savaş başlığına sahip olması bekleniyor. Bu dörtlü içinde uzun vadeli temel tehdit yine Rusya'dır."

"Türkiye, NATO açısından son derece önemli bir ülke"

Türkiye’nin ittifaka olan tarihi ve stratejik katkılarını detaylandıran Genel Sekreter Mark Rutte, Türkiye'nin askeri gücünü ve terörle mücadeledeki kilit rolünü şu sözlerle övdü:

"Türkiye, NATO açısından son derece önemli bir ülke. Kurucu üyeler arasında yer almasa da İttifakın kuruluşundan yalnızca 3 yıl sonra, 1952'de NATO'ya katıldı. Dolayısıyla neredeyse en başından beri İttifakın bir parçası. Bugün de NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip. Türk Silahlı Kuvvetleri son derece iyi donanımlı ve iyi eğitimli.

Bunun yanı sıra, yaklaşık 3 bin şirketinden oluşan devasa bir savunma sanayisi altyapısına sahip olmanız da önemli bir avantaj. Büyük, orta ve küçük ölçekli bu şirketler inovasyona büyük önem veriyor; en yeni teknolojileri geliştiriyor ve örneğin Ukrayna savaşında sahadan edinilen dersleri savunma sanayisi üretimine yansıtıyor. Bu da Türkiye'nin savunma sanayisini son derece güçlü kılıyor.

İşte bu nedenle NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu'nu 7 Temmuz'da Ankara'da düzenleme konusunda son derece kararlıydık. Amacımız elbette yalnızca Türkiye'nin değil, NATO'nun genel savunma sanayisi kapasitesini de ortaya koymak. Ancak böyle bir foruma Türkiye'nin ev sahipliği yapması son derece isabetli bir tercih."

"ASELSAN ziyaretimde çok etkilendim, terörizme karşı 360 derece şart"

Nisan ayında Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete de değinen Rutte, savunma sanayisindeki küresel iş birliklerine ve Türkiye'nin istihbari önemine vurgu yaptı:

"ASELSAN'ı ziyaret ettim. Bu şirketi yakından görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Ayrıca ASELSAN'ın Türkiye'deki çok sayıda şirketle nasıl işbirliği içinde çalıştığını, Türk savunma sanayisinin Avrupa'nın dört bir yanında ve ABD'li şirketlerle nasıl ortaklıklar geliştirdiğini görmek de son derece etkileyiciydi. Türkiye'nin ABD'de yatırım yapması, ABD'li ve Avrupa'nın diğer ülkelerindeki şirketlerin de Türkiye'ye yatırım yapması güçlü bir işbirliği ortaya koyuyor. Buna ihtiyacımız var çünkü caydırıcılığımızın temelini bu oluşturuyor.

NATO, 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle hareket ediyor, yani tehditlere her yönden bakıyoruz. Bu nedenle Rusya'yı ön plana çıkarmış olsam da terörizm de bu 360 derecelik yaklaşımın önemli bir parçası. Türkiye'nin siyasi ve askeri liderliğinin bu konuda bize sağladığı değerlendirmeler ve bilgiler, İttifakın tamamının güvenliğinin korunması açısından kritik önem taşıyor."

AB'nin "Türkiye'yi dışlayan" savunma planlarına Brüksel'den set: "Kapsayıcılık şart"

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Savunma Komiseri Andrius Kubilius’un ortaya attığı, Türkiye’yi denklemin dışında bırakan "Avrupa Savunma Birliği" ve "Stratejik Özerklik" çıkışlarına ilişkin soruyu yanıtlayan Rutte, net bir kapsayıcılık uyarısı yaptı:

"Ursula von der Leyen'e büyük saygı duyuyorum, kendisi eski bir savunma bakanı. Ancak NATO olarak sürekli vurguladığımız konu kapsayıcılıktır. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de transatlantik niteliğini koruyan, California'dan Ankara'ya kadar uzanan ve aradaki tüm müttefikleri kapsayan bir ittifak inşa etmeniz gerekiyor. Avrupa söz konusu olduğunda, AB üyesi olan 23 NATO müttefikinin yanı sıra, AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda, İngiltere ve Türkiye gibi müttefikler de bulunuyor. Hepimiz, mümkün olan en kapsayıcı yapıyı oluşturduğumuz ölçüde daha güçlü olacağımız konusunda hemfikiriz. Türkiye dışarıda bırakılarak güvenlik sağlanamaz."

Nükleer caydırıcılıkta Fransa hamlesi

Avrupa'daki nükleer caydırıcılık mimarisine de değinen Genel Sekreter Rutte, Fransa'nın son dönemdeki nükleer kapasite adımlarını memnuniyetle karşıladığını belirtti:

"ABD ve İngiltere, NATO'nun Nükleer Planlama Grubunun üyeleri. Fransa ise bu grubun dışında yer almasına rağmen nükleer kapasitesi kolektif savunmamız açısından son derece önemli bir unsur. Fransa son dönemde bu kapasitenin kullanımına ilişkin yaklaşımını daha da ileri taşıdı; ABD'yle yakın koordinasyon içinde, Avrupalı müttefiklerle daha yakın işbirliği yaparak bu kapasiteden daha etkin şekilde yararlanmak istediğini ortaya koydu. Bence bu durum Rusya açısından ilave bir ikilem ve stratejik caydırıcılık unsuru oluşturuyor. İngiltere, ABD ve Fransa'nın oluşturduğu bu ortak tablo, ihtiyaç duyduğumuz caydırıcılığı eksiksiz sunuyor."



Kaynak: AA


beren.alpugan@haber365.com.tr