05.04.2026-11:44 (Son Güncelleme:05.04.2026-11:44)

İsrail Basını: Savaş Sonrası Bölgesel Düzende Türkiye Kilit Aktör Olacak

İsrail’in önde gelen gazetesi Haaretz, İran savaşı sonrası oluşacak yeni bölgesel mimaride Türkiye’nin etkisinin belirgin şekilde artacağını ve Körfez ülkelerinin güvenlik stratejilerinde Ankara’nın merkezî bir rol üstleneceğini vurguladı.

>Haaretz gazetesinde Hayfa Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Araştırmaları Bölümü öğretim üyesi Elad Giladi tarafından kaleme alınan analiz, ABD ve İsrail ile İran arasındaki olası çatışmanın ardından Orta Doğu’da köklü bir dönüşüm yaşanacağını öngörüyor. Yazıya göre, bölge ülkeleri güvenlik ihtiyaçlarını artık tek bir dış güce bağımlı kalmadan karşılamaya yöneliyor; bu yeni düzende Türkiye, stratejik konumu, gelişmiş savunma sanayii ve etkin diplomasisiyle öne çıkan başlıca aktör olarak değerlendiriliyor.

>Analiz, Türkiye’nin son dönemde Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ile kurduğu çok boyutlu ilişkileri özel bir vurguyla ele alıyor. Bu yakınlaşmanın, Körfez başkentlerinde “kendi sorunlarını kendi çözme” iradesini güçlendirdiği ve dış güçlerin dayatmalarına karşı bölgesel bir alternatif oluşturduğu belirtiliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Bölge ülkeleri kendi sorunlarını çözmezse dış güçler kendi çıkarlarını dayatır” yaklaşımının Körfez’de geniş yankı bulduğu kaydediliyor.

>Türkiye’nin ileri teknolojiye dayalı savunma sanayii ürünleri, Körfez ülkelerine ABD’ye alternatif bir güvenlik çeşitliliği sunuyor. Bu durum, Washington’un bölgedeki rolünü tamamen ortadan kaldırmasa da “tek garantör” olmaktan çıkarıp “ortak” konumuna indirgeyecek bir paradigma değişikliğine işaret ediyor. Haaretz’e göre, 19 Mart’ta Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının düzenlediği dörtlü zirve, bu yeni arayışın somut bir yansıması niteliğinde.

>Uzman analiz, savaşın Körfez ülkelerinin İran tehdidine karşı duyduğu kaygıları gidermeye yönelik yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi doğuracağını ve bu yapının merkezinde Türkiye’nin yer alacağını öngörüyor. Söz konusu gelişme, Türkiye’nin diplomatik ağırlığını ve bölgesel liderlik kapasitesini bir kez daha teyit ediyor. Ankara’nın izlediği dengeli ve yapıcı politika, çatışma sonrası dönemde Orta Doğu’da istikrarın ve işbirliğinin anahtar unsurlarından biri haline geliyor.

>Bu değerlendirme, Türkiye’nin barışçıl ve çok taraflı diplomasi vizyonunun uluslararası arenada giderek daha fazla takdir gördüğünü gösteriyor. Savaş sonrası oluşacak yeni dengelerde Türkiye’nin artan etkisi, hem bölgesel aktörler hem de küresel güçler açısından dikkate alınması gereken stratejik bir gerçeklik olarak öne çıkıyor.

ramdaafsar1@gmail.com