İran’dan ABD Yanıtı Açıklaması: “Pakistan Aracılığıyla Gelen Teklifi İnceliyoruz”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen görüşmelerin Pakistan arabuluculuğuyla sürdüğünü ve Washington’dan gelen yanıtın değerlendirildiğini açıkladı.sssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssss
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında ABD, Avrupa ülkeleri, nükleer görüşmeler, ateşkes süreci ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Pakistan’ın arabuluculuğuyla ABD’ye iletilen teklif ve Washington’dan gelen yanıta da değinen Bekayi, sürecin halen değerlendirme aşamasında olduğunu ifade etti.
Bekayi, ABD’nin İran’a yönelik politikalarını “düşüncesiz adımlar” olarak nitelendirerek, bu yaklaşımın yalnızca bölgesel değil, uluslararası düzeyde de ciddi sonuçlar doğurduğunu savundu. Washington’un attığı adımların bazı müttefik ülkeler arasında dahi görüş ayrılıklarına yol açtığını belirten Bekayi, “Daha önce ABD ile aynı çizgide hareket eden ülkeler arasında belirgin bir ayrışma ve fikir farklılığı oluşmuştur. Bu da birçok ülkenin ABD’nin saldırgan tutumunun farkına vardığını göstermektedir” dedi.
Avrupa ülkelerinin tutumuna da değinen Bekayi, özellikle Alman yetkililerin açıklamalarını hatırlatarak, ABD’nin çatışmalara dahil olmasının Avrupa’ya ağır maliyetler yüklediğini ve bu sürecin herhangi bir stratejik planlama olmadan yürütüldüğünün bizzat Avrupalı yetkililerce dile getirildiğini söyledi. ABD’nin askeri adımlarına doğrudan ya da dolaylı şekilde destek veren ülkelerin de sorumluluk taşıdığını vurgulayan Bekayi, “Bu saldırılara ya aktif katılan ya da sessiz kalarak destek veren tüm tarafları sorumlu kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Avrupa ülkelerine çağrıda bulunan Bekayi, Batı Asya’daki gelişmeler ve İran’la ilgili meseleler başta olmak üzere, Avrupa’nın artık ABD politikalarını sorgusuz takip etmek yerine daha bağımsız bir dış politika hattı oluşturması gerektiğini belirtti.
İran’daki karar alma mekanizmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sözcü Bekayi, ülkesinde sürecin tamamen şeffaf işlediğini söyledi. Müzakere kararlarının açık biçimde alındığını vurgulayan Bekayi, İran heyetinin Muhammed Bakır Galibaf başkanlığında İslamabad’daki görüşmelere katılmasının da ülkenin uluslararası konulardaki aktif ve sorumlu yaklaşımını gösterdiğini dile getirdi. Kısa süre içinde önemli kararlar alındığını ve bunların uygulamaya geçirildiğini belirten Bekayi, bundan sonraki sürecin de gelişmelere göre şekilleneceğini ifade etti.
ABD ile İran arasında sağlanan ateşkes süreci ve İsrail’in rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bekayi, söz konusu ateşkesin İran ile ABD arasında yapıldığını hatırlattı. ABD’nin kendi resmi açıklamalarında bu çatışmaya İsrail adına dahil olduğunu açıkça ifade ettiğini söyleyen Bekayi, savaş sürecinde İsrail’e çatışmanın başlaması için onay verildiğini ve ardından ABD’nin de doğrudan sürece müdahil olduğunu savundu. Son saldırılarda iki tarafın birlikte hareket ettiğini belirten Bekayi, olası yeni bir ateşkes veya anlaşmanın İsrail’i de kapsaması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca İran’ın İsrail’i resmiyette tanımadığını ve bu politikada herhangi bir değişiklik olmadığını vurguladı.
Pakistan’ın arabuluculuğuyla yürütülen ABD görüşmelerine de değinen Bekayi, İran’ın ilettiği teklifin karşılığında Washington’dan gelen cevabın şu anda detaylı şekilde incelendiğini açıkladı. Görüşmelerin tamamen şeffaf bir şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Bekayi, nihai bir sonuca varıldığında İran’ın görüşlerinin yine Pakistanlı arabulucu aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.
Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik ve olası yeni düzen tartışmalarına da değinen Sözcü Bekayi, İran’ın ilgili tüm kurumlarıyla sürekli istişare halinde olduğunu belirtti. İran deniz sahaları yasasının, ülkenin dış tehdit veya saldırı durumlarında ulusal güvenliği koruyacak gerekli önlemleri alma yetkisi verdiğini ifade etti. İran’ın Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmamasına rağmen uluslararası teamül hukukuna göre hareket ettiğini söyleyen Bekayi, tehdit durumlarında gerekli adımların atılabileceğini vurguladı. Hürmüz Boğazı’ndan geçiş güvenliğinin hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk çerçevesinde güvence altına alınması gerektiğini