10.04.2026-07:11 (Son Güncelleme:10.04.2026-07:11)

Dışişleri Bakanlığı: Netanyahu Hükümetinin Batı Şeria’da 34 Yeni Yerleşim Onayı Uluslararası Hukuka Aykırıdır

T.C. Dışişleri Bakanlığı, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da 34 yeni yerleşim birimi kurulmasına onay vermesini uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının ağır bir ihlali olarak nitelendirdi.

>T.C. Dışişleri Bakanlığı, 9 Nisan 2026 tarihinde No: 69 sayılı basın açıklamasıyla Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da 34 yeni yerleşim kurulmasına verdiği onayı kınadı.

>

>Bakanlık açıklamasında, söz konusu kararın uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile Genel Kurulu’nun ilgili kararlarının açık bir ihlali olduğu belirtilerek, İsrail’in bölgede kalıcı barışın temel unsuru olan iki devletli çözüm vizyonunu baltaladığı ve işgal politikalarını derinleştirdiği ifade edildi.

>Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun bu hukuka aykırı girişimler karşısında somut adımlar atması gerektiği vurgulanarak, Türkiye’nin bölgede adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik kararlı tutumu bir kez daha ortaya konuldu.

>Bu açıklama, Türkiye’nin Filistin meselesinde ve Orta Doğu barış sürecinde sergilediği ilkeli ve tutarlı dış politika çizgisinin yeni bir yansımasıdır. Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’daki yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı bulan ve bunu yüksek sesle dile getiren Türkiye, hem BM kararlarını referans alan evrensel normları savunmakta hem de iki devletli çözümün tek gerçekçi yol olduğunu savunan ülkeler arasında öncü bir konumda durmaktadır.

>Ankara’nın bu tavrı, yalnızca kınamakla sınırlı kalmayıp, bölgesel istikrar ve uluslararası hukukun üstünlüğü adına somut diplomatik çaba gösteren bir yaklaşımın ürünüdür. Türkiye, Gazze’den Lübnan’a, Batı Şeria’dan Doğu Kudüs’e uzanan geniş bir coğrafyada barış ve adalet çağrısını kararlılıkla sürdürmekte; bu tutum hem müttefikler nezdinde hem de küresel kamuoyunda Türkiye’nin güvenilir bir aktör ve barış mimarı olarak algılanmasını güçlendirmektedir. Böylece Türkiye, bölgesel krizlerde “sorunun parçası” değil, “çözümün anahtarı” rolünü pekiştirmektedir.

ramdaafsar1@gmail.com