24.03.2026-12:18 (Son Güncelleme:24.03.2026-12:18)

Bahçeli’den Tel Aviv hattına sert çıkış: “Asıl rejim değişikliği İsrail’de yaşanmalı”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İran merkezli rejim tartışmalarına karşı dikkati İsrail’in saldırgan siyaset anlayışına çevirdi. Bahçeli’nin “Asıl rejim değişikliği İsrail’de yaşanmalı” sözleri, Türkiye’nin bölgede devlet egemenliğini, diplomatik dengeyi ve istikrarı savunan yaklaşımı açısından dikkat çekici bir siyasi mesaj olarak öne çıktı.

>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı açıklamada, Ortadoğu’da gerilimi büyüten rejim değişikliği tartışmalarına sert bir çerçeve çizdi. Bahçeli, “Asıl rejim değişikliği İsrail’de yaşanmalıdır” diyerek, bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak İran’ı değil, saldırgan güvenlik anlayışıyla hareket eden İsrail yönetimini işaret etti.

>

Bahçeli’nin bu çıkışı, yalnızca bir siyasi tepki değil; aynı zamanda bölgede güç mühendisliği üzerinden yeni haritalar üretmek isteyen anlayışa verilmiş net bir cevap niteliği taşıdı. Türkiye’nin uzun süredir savunduğu temel çizgi, ülkelerin iç düzeninin dış müdahale ile değil, kendi toplumsal ve siyasal dinamikleriyle şekillenmesi yönünde. Bu açıdan Bahçeli’nin sözleri, Ankara’nın bölgesel egemenlik, istikrar ve denge merkezli duruşuyla uyumlu bir mesaj olarak değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 14 Mart’ta dış müdahaleyle rejim değişikliğinin istikrarsızlık ürettiğini, değişimin ancak içeriden gelebileceğini söylemişti.

>

Konuşmasında İsrail’in yalnızca askeri hamleleriyle değil, siyasal etkisiyle de tehdit ürettiğini savunan Bahçeli, İsrail’in ABD yönetim sistemine nüfuz etmesini “büyük bir tehlike” diye tanımladı. Bu ifade, savaşın sadece sahada değil, karar merkezlerinde de şekillendiğine dair dikkat çekici bir uyarı olarak öne çıktı. Bahçeli böylece, bölgede yaşanan çatışmaların yalnızca füze ve bombardıman üzerinden değil, küresel güç ilişkileri ve siyasi yönlendirmeler üzerinden de okunması gerektiğini vurgulamış oldu.

>


Türkiye açısından bakıldığında bu söylem, iki kritik mesaj içeriyor. Birincisi; Ankara, bölgedeki krizin daha da derinleşmesini istemiyor. İkincisi; Türkiye, hiçbir ülkenin egemenliğini dışarıdan dizayn etmeye çalışan senaryoları meşru görmüyor. Bu nedenle Bahçeli’nin açıklaması, sadece sert bir çıkış değil; aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik kuşağını koruma, çevresindeki yangının daha da büyümesini önleme ve bölgesel dengeyi savunma refleksinin siyasi dile tercümesi olarak okunuyor.

>

Özellikle son haftalarda İran üzerinden yürütülen “rejim değişikliği” söylemlerinin yoğunlaştığı bir dönemde, Bahçeli’nin hedefi İsrail’e çevirmesi dikkat çekti. Bu çıkış, Türkiye’nin “krizi büyüten aktörü doğru teşhis etme” arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ankara açısından esas mesele, yeni bir kaos kuşağının oluşmasını engellemek; Bahçeli’nin sözleri ise tam da bu çizgide, faili ters istikametten okuyarak siyasi tartışmanın merkezini değiştiren bir müdahale niteliği taşıyor. Bahçeli daha önce de İran’da rejim değişikliği hesabının bölgeyi ateşe attığını söylemişti.

>

>

>Analiz

>

>

Bahçeli’nin “Asıl rejim değişikliği İran’da değil İsrail’de yaşanmalı” çıkışı, klasik bir polemik cümlesinden daha fazlasını ifade ediyor. Burada asıl vurgu, bölgedeki istikrarsızlığın kaynağını yanlış yerde arayan uluslararası dile yöneltilmiş. Çünkü son yıllarda Ortadoğu’da her kriz anında aynı ezber devreye sokuluyor: Bir ülkeye baskı kuruluyor, ardından o ülkenin iç yapısı tartışmaya açılıyor, sonra da dış müdahale “düzen kurucu” bir araç gibi sunuluyor. Bahçeli’nin çıkışı, işte bu ezberi tersine çeviriyor.

>

Türkiye lehine asıl önemli nokta şu: Ankara için tehdit, yalnızca sınırın ötesindeki sıcak çatışma değildir; tehdit aynı zamanda çevre coğrafyanın dış müdahalelerle parçalanması, devlet yapılarının çökertilmesi ve bunun Türkiye’ye göç, güvenlik ve ekonomik maliyet olarak geri dönmesidir. Irak örneği ortada, Suriye örneği ortada. Bu yüzden Türkiye’nin çıkarı, yeni bir “rejim değiştirme” dalgasında değil; devletlerin iç dengelerini koruyan, diplomatik zemini güçlendiren ve savaşın coğrafi yayılımını durduran bir hatta yatıyor. Bu değerlendirme, Cevdet Yılmaz’ın dış müdahalenin istikrarsızlık doğurduğu yönündeki son açıklamasıyla da örtüşüyor.

>

Bahçeli’nin İsrail’i merkeze alan sert dili, aynı zamanda stratejik bir teşhis denemesi. Çünkü mesele sadece Tel Aviv’in askeri hamleleri değil; o hamlelerin uluslararası meşruiyet üretme kapasitesi. Eğer bir yönetim, sürekli kriz üretiyor; uluslararası hukuku aşındırıyor; büyük güçlerin karar mekanizmalarını kendi güvenlik ajandasına göre şekillendirebiliyorsa, orada sorun sadece hükümet politikası değil, doğrudan yönetim anlayışının kendisidir. Bahçeli’nin “rejim değişikliği” vurgusu, tam bu nedenle İsrail’in güvenlik aklını hedef alıyor.

>

Türkiye açısından bu sözlerin politik değeri, duygusal sertlikten değil, stratejik netlikten geliyor. Ankara’nın lehine olan şey, bölgenin yeni vekâlet savaşlarıyla parçalanmaması, mezhep ve etnik fay hatlarının dışarıdan kaşınmaması ve hiçbir gücün “istikrar getirme” iddiasıyla başka başkentleri dizayn etmeye kalkmamasıdır. Bahçeli’nin cümlesi bu yüzden bir slogan değil; Türkiye’nin çevresindeki kuşatmayı doğru okuma çabasıdır.


ramdaafsar1@gmail.com