11.04.2026-09:01 (Son Güncelleme:11.04.2026-09:01)

Abdullah Gül’den Ege, Kıbrıs ve İran Mesajı: “Karşılıklı Adım ve Diyalog Şart”

Abdullah Gül, Ege’de 12 mil ve “casus belli” kararlarının karşılıklı geri çekilmesini önerirken, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün değerlendirilebileceğini söyledi. İran’daki savaşa yönelik ABD’yi eleştiren Gül, bölgedeki dengelerin değişeceğini ve Türkiye’nin dengeli diplomasi izlediğini vurguladı.

Abdullah Gül, Yunanistan’da yayımlanan “TA NEA” gazetesinin hafta sonu eki NEA Savvatokiriako’ya verdiği kapsamlı röportajda, Ege’den İran’a, Kıbrıs’tan Türkiye-ABD ilişkilerine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Eski Cumhurbaşkanı Gül, Ege’de uzun süredir tartışma konusu olan 12 mil ve “casus belli” meselesine ilişkin, çözümün karşılıklı adımlardan geçtiğini ifade etti. Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarma iddiasından vazgeçmesi halinde Türkiye’nin “savaş sebebi” deklarasyonunun da otomatik olarak anlamını yitireceğini belirten Gül, bu sorunun çözümünün iki tarafın da söz konusu kararları karşılıklı olarak geri çekmesiyle mümkün olabileceğini dile getirdi. Gül, burada temel unsurun karşılıklı iyi niyet, güven ve empati olduğunu vurguladı.

Kıbrıs meselesine de değinen Gül, geçmişte iki toplumlu yapıya dayanan çözüm arayışlarını hatırlatarak, Annan Planı’nın çözüm için en somut fırsatlardan biri olduğunu ancak Rum tarafının bunu reddettiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kaldığını belirten Gül, mevcut şartlar altında iki devletli çözüm seçeneğinin değerlendirilmesinin daha gerçekçi bir yaklaşım olabileceğini söyledi.

İran’daki savaş ve bölgesel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gül, ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini uluslararası hukuk açısından meşru bulmadığını ifade etti. İsrail’in etkisiyle ABD’nin bu sürece dahil olduğunu savunan Gül, yapılan saldırıların bölgede büyük yıkıma yol açtığını ve uzun vadeli sonuçlar doğuracağını belirtti. İran’ın Körfez’deki Amerikan askeri hedeflerine yönelik karşılık vermesinin şaşırtıcı olmadığını dile getiren Gül, bu sürecin bölgedeki güç dengelerini köklü biçimde değiştireceğini söyledi.

ABD’nin artık Körfez ülkeleri tarafından öngörülebilir bir aktör olarak görülmediğini belirten Gül, Washington’un istikrar sağlayıcı rolünü kaybettiğini ve bunun yerine istikrarsızlığın kaynağı olarak algılandığını ifade etti. Bu durumun Körfez ülkelerini Çin ile daha derin iş birliklerine yönelteceğini vurgulayan Gül, Pekin’in hem İran hem de Körfez ülkeleriyle kurduğu dengeli ilişkiler sayesinde gelecekte arabulucu rolü üstlenebileceğini dile getirdi. 2023’te İran ile Suudi Arabistan arasında sağlanan diplomatik yakınlaşmada Çin’in oynadığı rolü hatırlattı.

İsrail’in mevcut süreçte kendisini güçlü görse de uluslararası alanda daha yalnız bir konuma sürüklendiğini belirten Gül, Orta Doğu’daki savaşın ve yıkımın sorumlusu olarak görüldüğünü ifade etti. Bölge liderlerinin halk tepkilerini göz ardı edemeyeceğini ve bu nedenle İsrail ile diplomatik ilişkilerin zorlaşacağını söyledi. İsrail’in kısa vadede güvenlik kaygılarıyla daha içine kapanık bir “kale-ülke” haline geleceğini de sözlerine ekledi.

Türkiye’nin bu süreçteki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gül, Ankara’nın çatışmanın dışında kalmayı başardığını ve bunu dengeli diplomasi sayesinde gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin temel hedefinin güney sınırlarında barışı sağlamak olduğunu belirten Gül, Ankara’nın savaşın sona ermesi için diplomatik çabalara katkı sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin İran’a yönelik saldırıyı eleştirdiğini ve NATO kapsamındaki askeri varlıkların bu operasyonlarda kullanılmadığını vurguladı.

Türkiye-ABD ilişkilerine de değinen Gül, mevcut süreçte bazı görüş ayrılıklarının yaşandığını ancak Türkiye’nin bölgesel gerçeklikler çerçevesindeki tutumunun Washington tarafından anlaşılabilir olduğunu dile getirdi.

Ege’deki sorunlara daha geniş bir perspektiften yaklaşılması gerektiğini ifade eden Gül, bu meselelerin tek tek değil, bütüncül bir çerçevede ele alınmasının daha doğru olacağını söyledi. Nihai hedefin Ege’yi bir çatışma alanı değil, iş birliği denizi haline getirmek olması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile özellikle savunma alanında daha yakın ilişkiler kurma isteğine de değinen Gül, bunun yalnızca Türkiye için değil Avrupa için de önemli bir kazanım olacağını ifade etti. Türkiye’nin NATO’daki güçlü konumuna dikkat çekerek, Avrupa güvenliğine katkı sağlamaya devam edebileceğini belirtti.

Kıbrıs konusunda ise Gül, geçmişte yürütülen müzakerelerin sonuç vermediğini ve mevcut şartlarda iki tarafın yeni bir çözüm sürecine hazır görünmediğini ifade etti. Bu nedenle iki devletli çözüm seçeneğinin artık daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.

Genel çerçevede Gül, hem Ege’de hem Orta Doğu’da hem de Kıbrıs’ta kalıcı çözümlerin karşılıklı anlayış, diyalog ve gerçekçi yaklaşımlar temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

safiyehaber365@gmail.com