Ana Sayfa

Z Raporu - 18.09.2026

Giriş: Okuma: ~3 dk Editör: Ramda Afsar
Paylaş
Yatırım fonlarında başlayan likidite sorunu ekonomi gündeminin merkezine yerleşirken, alınan önlemler piyasalardaki baskıyı sınırladı. Küresel faiz artışları ve yüksek petrol fiyatları ise enflasyon görünümü üzerindeki riskleri canlı tutuyor.

Türkiye ekonomisinde haftanın son işlem gününe yatırım fonlarında yaşanan likidite sıkışıklığı, finansal piyasalara yönelik destekleyici adımlar ve küresel merkez bankalarının faiz kararları damga vurdu. Ekonomi yönetimi, bazı fonlarda yoğunlaşan sorunların finansal sistemin geneline yayılmadığını vurgularken, tasfiye ve ödeme süreçlerine ilişkin yeni ayrıntılar kamuoyuyla paylaşıldı.


Fonlarda tasfiye süreci başladı


Sermaye piyasasında son günlerde yaşanan dalgalanmanın ardından, yedi portföy yönetim şirketine ait 130’u aşkın yatırım fonu için tasfiye süreci başlatıldı. Fonların nakde dönüştürülmesi ve yatırımcılara yapılacak ödemelerin planlanması amacıyla Türkiye İş Bankası ile Ziraat Bankası görevlendirildi.


Tasfiye işlemlerinin fonların portföy yapısına ve varlıkların nakde çevrilme hızına bağlı olarak üç aya kadar sürebileceği belirtiliyor. Bazı fonların likit olmayan ve işlem hacmi düşük hisselerde yoğunlaşmasının, yatırımcıların çıkış talepleri karşısında ödeme sıkışıklığına yol açtığı değerlendiriliyor.


Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunlu alanın kontrol altına alındığını ve finansal sistem açısından yapısal bir risk bulunmadığını açıkladı. Şimşek, işlem yapılan fonların sektörün sınırlı bir bölümünü oluşturduğunu, geri kalan fon piyasasının faaliyetlerini normal biçimde sürdürdüğünü bildirdi.


Piyasaya likidite desteği


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, piyasadaki TL likiditesini güçlendirmek amacıyla repo fonlamasını artırdı. Bankaların para piyasasından borçlanma limitlerinin yükseltilmesi de olası nakit sıkışıklığının finansal sistemin diğer bölümlerine taşınmasını engellemeye yönelik bir adım olarak değerlendirildi.


Sermaye Piyasası Kurulu ise kredili işlemlerde uygulanan asgari öz kaynak oranını geçici olarak yüzde 35’ten yüzde 20’ye indirdi. Düzenlemenin, aracı kurumlarda zorunlu satış baskısını azaltması ve piyasadaki sert fiyat hareketlerini sınırlaması bekleniyor.


Alınan önlemler sonrasında Borsa İstanbul’da önceki gün başlayan toparlanma eğilimi güç kazanırken, yatırımcıların odağı fonların tasfiye takvimine ve ödeme planlarının nasıl uygulanacağına çevrildi. Bununla birlikte haftalık kayıpların henüz tamamen telafi edilmemesi, piyasalarda temkinli görünümün sürdüğünü gösterdi. 


Küresel faiz dalgası Türkiye’yi de etkiliyor


Küresel piyasalarda merkez bankalarının enflasyona karşı yeniden sıkılaşma eğilimine girmesi, gelişmekte olan ülkelerin finansman koşullarını zorlaştırıyor. ABD Merkez Bankasının faiz artırması, Japonya Merkez Bankasının politika faizini 31 yılın en yüksek seviyesine çıkarması ve diğer büyük merkez bankalarından gelen sıkı duruş mesajları tahvil faizlerinin yükselmesine neden oldu.


Bu görünüm, Türkiye açısından dış finansman maliyetleri ile döviz kuru üzerindeki baskının yakından izlenmesini gerektiriyor. Küresel faizlerin uzun süre yüksek kalması, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını sınırlandırabilecek önemli riskler arasında bulunuyor.


Orta Doğu’daki savaşın petrol fiyatlarını 100 doların üzerinde tutması da Türkiye’nin enerji ithalatı, cari dengesi ve enflasyon görünümü açısından baskı oluşturuyor. Petrol fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması durumunda ulaştırma, üretim ve lojistik maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarına yeni yansımalar görülebilir. 


TOKİ borçlarına yüzde 25 indirim


Günün hane halkını doğrudan ilgilendiren gelişmelerinden biri TOKİ’den geldi. TOKİ’den konut veya iş yeri satın alan ve ödemeleri devam eden hak sahipleri için peşin borç kapatma kampanyası başlatılacağı açıklandı.


22 Eylül-19 Ekim tarihleri arasında borcunun tamamını peşin ödeyen vatandaşlara yüzde 25 indirim uygulanacak. Borç bakiyesinin en az yüzde 25’ini kapatmak isteyen hak sahipleri de ödedikleri tutar üzerinden aynı indirim oranından yararlanabilecek. Kampanyanın yaklaşık 228 bin hak sahibini kapsaması öngörülüyor.


Gözler güvenin yeniden tesisinde


18 Eylül ekonomi gündeminin ana başlığını, fon piyasasında ortaya çıkan sorunun finansal sisteme yayılmadan yönetilmesi oluşturdu. Sağlanan likidite desteği ve tasfiye sürecinin büyük bankaların gözetimine verilmesi kısa vadede piyasa baskısını azalttı.


Ancak kalıcı güven için yalnızca likidite desteği yeterli görülmüyor. Fon portföylerindeki yoğunlaşmanın, ilişkili şirket işlemlerinin, likit olmayan hisselerdeki fiyat oluşumunun ve risk bildirimlerinin daha sıkı denetlenmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü; tasfiye edilen fonlardan yatırımcılara yapılacak ödemeler, olası yeni düzenlemeler, petrol fiyatları ve küresel faiz görünümü belirleyecek.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

Ramda Afsar
Editör: Ramda Afsar