30.06.2026-20:58 (Son Güncelleme:30.06.2026-20:58)

Seda Ateşoğlu sordu, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı açıkladı: Pusula'nın ilk bölümünde AP raporu masaya yatırıldı

Haber365 Youtube kanalında yayınlanan pusula programının ilk bölümünde, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı Avrupa Parlamentosu'nun 'Türkiye Raporu'nu satır satır deşifre etti. Heybeliada Ruhban Okulu'ndan Mavi Vatan'a kadar Türkiye'yi hedef alan maddelerin arkasındaki gerçekleri ve lobileri tek tek anlattı.

>Haber365 Youtube kanalında yayınlanan Pusula programının ilk bölümünde, sunucu Seda Ateşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından oylanan 2026 Türkiye Raporu’na dair uyarılarda bulundu. Raporu hazırlayan raportörlerin arkasındaki lobileri tek tek ifşa eden Yaycı, 65 maddelik metnin alışılagelmiş bir ilerleme raporu olmadığını, doğrudan Türkiye'nin haklarını, yargısını ve bağımsızlığını hedef alan bir "kuşatma ve bağımlılık dayatması" olduğunu vurguladı.

"Raporu hazırlayan 7 kişiden ikisi Rum yönetimi"

Raporun mutfağındaki isimlere dikkat çeken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, metnin İspanyol milletvekili Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alındığını ancak arkasındaki "gölge raportörler" incelendiğinde asıl niyetin ortaya çıktığını belirtti. Yaycı, "Bu raporda yardımcı raportör dediğimiz 7 kişi var. Bunların 5'i Çekya, Hollanda, Lüksemburg, Slovenya ve Almanya'dan. Peki ya kalan ikisi? Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY). Yani raporu hazırlayan ekibin yedide ikisi doğrudan Rum. Bu durum Yunanistan ve GKRY'nin taleplerinin, Avrupa Birliği’nin resmi talebi gibi bu rapora nasıl güzelce monte edildiğini açıkça gösteriyor" dedi.

"Heybeliada Ruhban Okulu dini ihtiyaç değil, İstanbul'da Vatikanvari bir yapı kurma projesidir"

Fener Rum Patrikhanesi’nin "ekümeniklik" iddiaları ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması baskılarına da değinen Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, kamuoyunda yanlış bilinen tarihi bir gerçeği düzeltti:

"Halkımız şunu unutmasın; Heybeliada Ruhban Okulu'nu Türkiye Cumhuriyeti kapatmadı, okul bizzat Patrikhane tarafından kapatıldı. 'Biz Milli Eğitim Bakanlığı ya da YÖK denetimine girmeyiz, bağımsız oluruz' dedikleri için kendileri bu kararı aldı. Şimdi ise okulu sanki Türkiye kapatmış gibi bir imaj çiziyorlar."

İstanbul'da az sayıda Ortodoks vatandaş olduğunu, milyonlarca Ortodoks'un yaşadığı Yunanistan, Bulgaristan veya Sırbistan yerine illa İstanbul'da bu okulun açılmak istenmesinin dini değil siyasi bir amaç taşıdığını belirten Yaycı, "Amaçları, patrikhaneye uluslararası tüzel kişilik kazandırıp İstanbul'da Vatikanvari bir yapı kurmaktır. Raporda dillerinin altındaki baklayı çıkarıp açıkça bunu yazmışlar. Bu ruhban okulunu açmaya kalkanlar, Amerika istedi diye buna önayak olanlar bu vebalin altından kalkamazlar" dedi.

"Mavi Vatan ifadesi ilk kez resmi raporda: Denizlerdeki hukuki altyapımızı hedef alıyorlar"

Mucidi olduğu Mavi Vatan doktrini ve Libya Mutabakatı'nın raporda doğrudan hedef alınmasını değerlendiren Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, AP'nin bu hamleyle bir ilke imza attığını vurguladı:

"Mavi Vatan ifadesi ilk defa bir AP raporunda doğrudan zikrediliyor ve bundan 'üzüntü duyulduğu' açıklanıyor. Deniz yetki alanlarımıza dair yasal düzenleme yapmamızı engellemek istiyorlar. Doğrudan denizlerdeki hukuki altyapımızı hedef alıyorlar. Halbuki Mavi Vatan doktrini ne yayılmacıdır, ne fetih politikasıdır, ne de saldırganlıktır. Mavi Vatan Türkiye'nin deniz yetki alanlarını belirleme ve deniz yetki alanlarında nasıl hareket edeceğini anlatan, onları nasıl sahipleneceğini, nasıl geliştireceğini, kaynaklarını nasıl kullanacağını, güvenliğini nasıl sağlayacağını anlatan Türkiye'nin haklarını koruma doktrinidir. Dünyanın her tarafında vardır."

Yunanistan'ın dış politikasının üç temel bacağı olan "Libya Mutabakatı'nın iptali, Mavi Vatan'ın engellenmesi ve Kıbrıs'tan Türk askerinin çekilmesi" maddelerinin aynen rapora girdiğini söyleyen Yaycı, egemen iki devlet arasında imzalanan Libya anlaşmasının AP tarafından "hukuki sonuç doğurmaz" ilan edilmesine tepki gösterdi.

"Lozan'da karasuları 3 mildir, AP raporunda Lozan'a tek bir atıf bile yok"

Ege’deki karasuları tartışmalarına da değinen Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgedeki asli hukuki metnin Lozan olduğunu hatırlatarak AP’nin tutumunu şu sözlerle özetledi:

"Raporda Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarma maksimalist iddiaları destekleniyor. Ben Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin imzacısı değilim. Dolayısıyla sen gelip bana bunu dayatamazsın. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nde de '12 mil' diye kesin bir hak yok. Maksimum 12 mil olabilir der. Yarı kapalı denizlerde de 'Anlaşacaksın, başkasının özgürlüklerini kısıtlamayacaksın' der. Sen açık denizleri alıp kendi sınırın gibi ortaya koyamazsın.

Bu konuda iki devletin birlikte imzaladığı tek bir anlaşma vardır; o da Adalar Denizi'ndeki statüyü belirleyen Lozan Anlaşması'dır. Lozan dışında Yunanistan ve Türkiye'nin birlikte imzaladığı başka hiçbir anlaşma yoktur. Lozan Anlaşması'nda karasuları 3 mildir. Ege'de sınırları arttıran, karasularını 6 mile çıkartan Yunanistan oldu. Lozan'da açık açık '3 mil' yazmasa bile, anlaşmanın ruhunda anakaranın ve adaların karasularının 3 mil olduğu belirtilir. Zaten öyle olmasaydı, Yunanistan 1936'da karasularını 3 mildir diye bilmese 6 mile çıkartmaya kalkmazdı. Demek ki aslı 3 milmiş. İşte bu 3 mil meselesine bugün pekâlâ geri dönülebilir. Ama bakın, Avrupa Parlamentosu bütün bunlardan bahsediyor, raporda bir yerde dahi Lozan Anlaşması'na atıf yok. Lozan'ı tamamen yok sayıyorlar, gerçekleri kasıtlı gizliyorlar."

"Rusya ilişkilerimiz, enerji politikalarımız eleştiriliyor: 'Biz ne diyorsak onu yapın' diyorlar"

Raporun sadece Ege ve Akdeniz'le sınırlı kalmadığını, Türkiye'nin tüm egemen dış politika hatlarına müdahale içerdiğini belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Raporun sonunda her şey birbirine bağlanıyor. Rusya'yla olan ilişkilerimiz, Suriye politikamız, Orta Doğu ve İsrail'e karşı tavrımız da eleştiriliyor. Hatta kendi milli enerji politikalarımız, sondaj faaliyetlerimiz bile eleştiriliyor. Aslında bize açıkça şunu söylüyorlar: 'Siz kendinize göre, bağımsız bir dış politika gütmeyeceksiniz. Siz, biz ne diyorsak onu yapacaksınız.' Ben senin Avrupa Birliği üyen falan değilim ki. Hele sen beni bir üye yap, ondan sonra konuşuruz. Sen bugün Bulgaristan'a bir şey diyemiyorsun, Macaristan'a, Polonya'ya bir şey demiyorsun. Onun için bu bu rapor Türkiye'nin hükümranlık haklarına, Türkiye'nin devlet olmasına karşı olan bir rapordur."

"Tüm partiler milli bir duruşla tepki vermeli"

AP raporunun Türkiye'ye "Biz ne diyorsak onu yapacaksınız, kendi başınıza bağımsız dış ve iç politika yürütemezsiniz" dayatması yaptığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, duruma çarpıcı bir benzetmeyle son noktayı koydu:

"Bize resmen şunu söylüyorlar: 'Masada biz yemek yeriz, siz mutfakta oturup bizim istediğimiz servisi bize yapmak zorundasınız.' >Türkiye'ye görülen muamele budur. Hizmetçi muamelesi. Türkiye'de bunu kabul etmeyecektir. Bu rapor karşısında iktidarıyla muhalefetiyle milli duruşu olan tüm siyasi partilerin sert bir tepki vermesi gerekir."


Programının tamamını izlemek için:

beren.alpugan@haber365.com.tr