18.03.2026-10:08 (Son Güncelleme:18.03.2026-10:08)

18 Mart’ta yazılan destan: Çanakkale

18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’nı zorlayan İtilaf donanması, Osmanlı savunması karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. Nusret Mayın Gemisi’nin gizlice döşediği mayınlar, tabyaların direnişi ve cephede anlatılan kahramanlık hikâyeleri, “Çanakkale Geçilmez” sözünü tarihe kazıdı. Bugün 18 Mart, Türkiye’de hem Çanakkale Deniz Zaferi’nin hem de şehitleri anma gününün simgesi olarak hatırlanıyor.

>Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik kırılma anlarından biri olan Çanakkale Deniz Savaşı, 18 Mart 1915 sabahı İtilaf filosunun boğaza yönelik büyük harekâtıyla yeni bir safhaya girdi. Plan, kıyıdaki tabyaları susturmak, mayın hatlarını temizlemek ve ardından Marmara’ya geçmekti. Ancak hesap edilmeyen şey, Boğaz savunmasının yalnızca toplardan değil, dikkatle kurulan bir savunma düzeninden oluşmasıydı. Osmanlı tarafında Müstahkem Mevkii birlikleri, dar geçitleri ve manevra alanlarını çok iyi okuyarak saldırının yönünü değiştirdi.


Zaferin kaderini değiştiren en kritik hamlelerden biri, Nusret Mayın Gemisi’nin 7/8 Mart gecesi Erenköy Koyu’na gizlice döşediği 26 mayın oldu. Resmî ve akademik kaynaklara göre bu mayınlar, düşman gemilerinin dönüş ve kaçış manevrası yaptığı hatta, kıyıya paralel şekilde bırakıldı. 18 Mart günü daha önce temizlendiği sanılan bu hatta giren İtilaf gemileri ağır kayıplar verdi. Fransız Bouvet ile İngiliz HMS Irresistible ve HMS Ocean battı; Inflexible başta olmak üzere bazı gemiler de ağır hasar aldı. Saldırı bunun ardından durduruldu ve donanma tek başına boğazı geçemeyeceğini kabul etti.

>

Çanakkale’nin hafızaya kazınan en güçlü hikâyelerinden biri de Seyit Onbaşıdır. Havran Belediyesi’nin aktardığı anlatıya göre, Rumeli Mecidiye Tabyası yoğun bombardıman altındayken birçok asker şehit oldu ya da yaralandı. Bu sırada Seyit Onbaşı’nın, yaklaşık 276 kiloluk top mermisini sırtlayarak topa sürdüğü, peş peşe atış yaptığı ve Ocean’ın dümen tertibatını bozacak isabetlerden birine katkı sunduğu anlatılır. Aynı anlatıda, daha sonra o anın yeniden fotoğraflanmak istenmesi sırasında aynı mermiyi bir daha kaldıramadığı, bunu da o günkü ruh hâline ve vatan savunmasının verdiği güce bağladığı belirtilir. Bu hikâye, Çanakkale’nin yalnızca bir askerî başarı değil, aynı zamanda insan iradesinin sembolü olarak görülmesinin başlıca nedenlerinden biridir.

>

18 Mart Zaferi, yalnızca o gün kazanılmış bir deniz muharebesi olarak değil, sonraki süreci belirleyen tarihî bir dönüm noktası olarak da değerlendiriliyor. Britannica’ya göre İtilaf donanmasının 18 Mart’taki başarısızlığının ardından, boğazın sadece deniz gücüyle geçilemeyeceği kanaati oluştu ve daha sonra kara harekâtı planı devreye alındı. Bu yönüyle 18 Mart, Çanakkale cephesinin hem askerî hem de psikolojik eşiklerinden biri oldu.


Aradan 111 yıl geçmiş olsa da Çanakkale, Türkiye’de hâlâ bir zafer tarihinden daha fazlası olarak görülüyor. Resmî programlarda ve anma mesajlarında 18 Mart; fedakârlık, bağımsızlık iradesi ve millet hafızasının ortak sembolü olarak öne çıkıyor. Çünkü Çanakkale’de verilen mücadele, yalnızca boğazın savunulması değil; bir milletin “geri çekilmeyeceğiz” iradesinin tarihe mühür vurmasıydı.


ramdaafsar1@gmail.com