“Yüksek karlı gizli fon” davasında Seçil Erzan'ın yeniden yargılanmasına başlandı
Kamuoyunda “yüksek karlı gizli fon” olarak bilinen dolandırıcılık davasında yerel mahkeme tarafından 102 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın yeniden yargılanmasına başlandı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla bozulan hükmün ardından Erzan, İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden hakim karşısına çıktı.
Duruşmaya tutuklu sanık Seçil Erzan'ın yanı sıra bazı müştekiler ve tarafların avukatları katıldı.
Duruşmada, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesinin 30 Haziran'da aldığı kararla İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin faaliyetlerinin 3 Temmuz itibarıyla durdurulduğu belirtildi. Söz konusu mahkemenin derdest ve kesinleşmemiş dosyaları ile çeşitli aşamalarda bulunan diğer dosyalarının İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine ilişkin karar da tutanağa geçirildi.
Erzan: Suçlamaları kabul etmiyorum
Savunmasını yapan Seçil Erzan, hiç kimsenin iradesini fesada uğratmadığını ve yaşananların kendi iradesi dışında, baskı altında gerçekleştiğini öne sürdü.
Müştekilere ödeme yapabilmek amacıyla sahip olduğu her şeyi sattığını belirten Erzan, faiz oranı üzerinden kimsenin kandırılamayacağını savundu. Süreç içerisinde tehdit edildiğini ve darbedildiğini iddia eden Erzan, soruşturma sırasında savcıya verdiği ifadelerin de bağlamından koparıldığını söyledi.
Üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Erzan, tahliyesini ve beraatini talep etti.
Bazı müşteki avukatları ise mahkemenin önceki kararında direnmesini istedi. Cumhuriyet savcısı da Erzan'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirdi.
Tutukluluk halinin devamına karar verildi
Mahkeme heyeti, Erzan'ın üzerine atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu, suçlar için öngörülen ceza sınırları ve dosyanın tamamını dikkate alarak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu değerlendirmesinde bulundu.
Adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı kanaatine varan heyet, Erzan'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Heyet ayrıca Erzan'ın aralarında Fernando Muslera, Arda Turan, Fatih Altıntaş, Bülent Çeviker ve diğer müştekilerin bulunduğu 15 katılan yönünden uzlaştırma raporlarının dönüşünün beklenmesine ve süreçlerin akıbetinin ilgili mercilerden sorulmasına hükmetti.
Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla 9 Ekim'e ertelendi.
İlk davada 102 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Aralık 2025'te verdiği kararla Seçil Erzan'ı 27 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” ve “güveni kötüye kullanma” suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.
Mahkeme, “özel belgede sahtecilik” suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 günlük hapis cezası yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve Erzan'ın 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar vermişti.
Erzan'ın bazı müştekiler ile müşteki-sanıklar yönünden ise beraatine hükmedilmişti.
Diğer sanıklar da çeşitli cezalara çarptırılmıştı
İlk derece mahkemesi, davadaki diğer sanıklardan Ali Yörük'ü 15 yıl 1 ay 15 gün, Atilla Yörük'ü 7 yıl 6 ay 17 gün, Nur Erkasap'ı 9 yıl 4 ay 15 gün ve Hüseyin Eligül'ü 5 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırmıştı.
Sanık Nazlı Can hakkında da 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 31 bin 500 lira para cezasına hükmedilmişti. Süleyman Arslan'a ise “tefecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 20 bin lira para cezası verilmişti.
Bazı sanıklar hakkında ise beraat kararı kurulmuştu.
İstinaf mahkemesi kararı bozmuştu
Gerekçeli kararın ardından dosyanın istinafa taşınması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi inceleme yaptı.
Daire, ilk derece mahkemesinin hüküm kurulurken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere yer vermemesinin denetim açısından güçlük oluşturduğunu belirledi. Erzan'ın yargılanması sırasında bazı usuli işlemlerin de yerine getirilmediğini değerlendiren daire, kararı bozarak dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine hükmetti.
Bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezaları da usuli eksiklikler gerekçesiyle bozulurken, diğer bazı sanıklar yönünden verilen kararlar hukuka uygun bulundu.