Ana Sayfa

Türkiye iklim zirvesine ev sahipliği yapacak: COP31 için geri sayım başladı

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Safiye İşgören
Paylaş
Türkiye, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Zirvenin dönem başkanlığını da üstlenecek Türkiye, 1990'lı yıllardan bu yana yürüttüğü iklim diplomasisi çalışmalarını uluslararası müzakerelerin merkezine taşıyacak.

Dünyanın en kapsamlı iklim toplantılarından biri olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nın (COP) 31'incisi bu yıl Türkiye'de düzenlenecek. Antalya'da gerçekleştirilecek zirvede, küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen uluslararası çalışmalar ve ülkelerin taahhütleri gündeme gelecek.

2004 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (UNFCCC) taraf olan Türkiye, bugüne kadar uluslararası anlaşmalar, emisyon azaltım hedefleri ve çevre projeleriyle iklim diplomasisinde çeşitli adımlar attı.

Türkiye'nin iklim diplomasisi 1990'lı yıllarda başladı

İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin temelleri, 1992 yılında Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen Yeryüzü Zirvesi'nde atıldı.

Zirvede imzaya açılan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, 1994 yılında yürürlüğe girdi. Sözleşmenin uygulanmasını takip etmek ve ülkeler arasındaki müzakereleri yürütmek amacıyla Taraflar Konferansları (COP) oluşturuldu.

İlk COP toplantısı 1995 yılında Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirildi.

Türkiye, 2004 yılına kadar bu toplantılarda gözlemci ülke olarak yer aldı. 24 Mayıs 2004'te sözleşmeye taraf olmasının ardından iklim müzakerelerine taraf ülke statüsünde katılmaya başladı.

Aynı yıl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu yeniden yapılandırılarak sekiz teknik çalışma grubu oluşturuldu. Ankara'da 1-3 Eylül 2004 tarihlerinde İklim Değişikliği Konferansı düzenlendi.

2006 yılında Türkiye'nin ilk sera gazı envanteri UNFCCC Sekretaryasına sunulurken TBMM'nin 22. ve 23. dönemlerinde küresel ısınmaya ilişkin araştırma komisyonları kuruldu.

Kyoto Protokolü ile yeni bir aşamaya geçildi

Türkiye'nin uluslararası iklim politikalarındaki önemli adımlarından biri Kyoto Protokolü'ne katılması oldu.

1997 yılında kabul edilen ve 2005'te yürürlüğe giren protokol, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik uluslararası düzenlemeler arasında yer aldı. Türkiye ise 2009 yılında protokole taraf oldu.

İklim politikalarına yönelik ulusal çalışmalar da sonraki yıllarda devam etti.

Mayıs 2010'da Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi yayımlandı. Bunu 2011 yılında Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı ile İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı izledi.

Söz konusu belgeler, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede izleyeceği politikaların ve uluslararası yükümlülüklerine yönelik çalışmalarının temelini oluşturdu.

Paris Anlaşması'nda 2030 için yüzde 41 hedefi

Küresel iklim politikalarında önemli bir dönüm noktası olan Paris Anlaşması, 12 Aralık 2015'te düzenlenen COP21'de kabul edildi. Anlaşma, 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye, Paris Anlaşması'nı 22 Nisan 2016'da imzaladı ve 10 Kasım 2021'de taraf oldu.

Anlaşma kapsamında ülkeler, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla Ulusal Katkı Beyanları (NDC) sunuyor.

Bu beyanlar, beş yılda bir daha iddialı azaltım hedefleri içerecek şekilde güncelleniyor.

Türkiye, COP26'da kabul edilen Glasgow İklim Mutabakatı çerçevesinde hazırladığı Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı'nı 13 Nisan 2023'te BM'ye iletti.

Beyanda, 2012 yılı referans alınarak oluşturulan senaryoya kıyasla 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının yüzde 41 azaltılması hedefi teyit edildi.

2035 yılı için yeni emisyon taahhüdü

Türkiye, İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0) ile iklim hedeflerini daha ileri bir aşamaya taşıdı.

Yeni beyanda, 2035 yılına kadar referans senaryoya kıyasla 466 milyon ton karbondioksit eş değeri sera gazı azaltımı gerçekleştirilmesi taahhüt edildi.

Ayrıca Türkiye'nin 2035 yılındaki toplam sera gazı emisyonlarının 643 milyon ton karbondioksit eş değeriyle sınırlandırılması hedeflendi.

Bu hedefler, Türkiye'nin uluslararası iklim müzakerelerinde sunduğu güncel emisyon azaltım taahhütleri arasında yer alıyor.

Sıfır Atık Projesi uluslararası gündeme taşındı

Türkiye'nin iklim ve çevre alanında yürüttüğü çalışmalar arasında Sıfır Atık Projesi de bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2017 yılında başlatılan proje, ilerleyen yıllarda uluslararası alanda da gündeme geldi.

BM Genel Kurulu, 14 Aralık 2022 tarihinde aldığı kararla 30 Mart'ı "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan etti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in duyurduğu BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu ise 12 Nisan 2023'te kuruldu.

Guterres'in teklifi üzerine Emine Erdoğan, söz konusu danışma kurulunun başkanlığını üstlendi.

COP31 Antalya'da 9 Kasım'da başlayacak

Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapması, 2025 yılında Brezilya'nın Belem kentinde gerçekleştirilen COP30'da sağlanan uzlaşıyla kararlaştırıldı.

Bu kapsamda Türkiye, zirvenin düzenlenmesinin yanı sıra dönem başkanlığı sorumluluğunu da üstlendi.

Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde yapılacak COP31, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin politikalarının, emisyon azaltım hedeflerinin ve uluslararası iş birliği çalışmalarının ele alınacağı bir platform olacak.

1990'lı yıllarda gözlemci statüsüyle başladığı iklim diplomasisi sürecini 2004'ten itibaren taraf ülke olarak sürdüren Türkiye, COP31 ile ilk kez bu ölçekteki bir küresel iklim zirvesine ev sahipliği yapacak. 

Safiye İşgören
Editör: Safiye İşgören