Okul döneminde çocuklarda şiddetin kökenleri: duygulara dikkat
Okul döneminde çocuklar arasında yaşanan şiddet olayı, genellikle "çocuklar arasında olur" şeklinde normalleştirilebiliyor. Ancak, şiddetin tekrarlayıcı bir davranış haline gelmesi, güç dengesizlikleri içermesi veya çocuğun fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit etmesi gibi durumlar, bu konunun daha derinlemesine ele alınmasını gerektiriyor.
Şiddet davranışı yalnızca görünen bir durum değil
Medicana Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Cansu Kaya, çocuklarda şiddet davranışlarının yaramazlık veya disiplin problemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Duygu düzenleme becerileri, aile içindeki iletişim biçimi, akran baskısı ve dijital içerikler gibi birçok faktör, bu davranışların ortaya çıkmasında rol oynuyor. Kaya, bir çocuğun şiddet davranışını anlamaya çalışmanın, o davranışı onaylamak anlamına gelmediğini vurguluyor. Davranışın altında yatan duyguları anlamak, olaylara müdahale etmenin etkili bir başlangıcıdır.
Çocukların duygusal ifadeleri ve sosyal çevreleri
Çocuklar, öfke, hayal kırıklığı veya kaygı gibi yoğun duyguları ifade etme becerisine sahip olmayabilirler. Düyüğün tanıma ve düzenleme becerileri henüz gelişim aşamasında olduğu için, bu tür içsel gerilimleri davranış yoluyla dışa vurma ihtiyacı hissedebilirler. Cansu Kaya, “Çocuk öfkelendiğinde, bu duygusunu doğru bir şekilde ifade edebilmeyi öğrenmediğinde, davranış üzerinden kendini ifade etmeye yöneliyor,” diyor.
Ayrıca, çocukların şiddet davranışını öğrenebileceği sosyal çevrelerinin etkisi de büyük. Evde sorunlar, tehdit veya fiziksel güç kullanımı gibi yollarla çözüldüğüne tanık olan çocuklar, bu davranışları çözüm yöntemi olarak benimseyebiliyor. Bu durumda, ebeveynlerin sergiledikleri davranışlar da çocuklar üzerinde büyük bir rol model niteliği taşıyor.
Bazı çocuklar akran grubu içinde kabul görmek veya güçlü görünmek adına, tek başına yapmayacakları eylemlere dahil olabiliyorlar. Bu da, şiddet davranışının bir çeşit statü kazanma aracı olarak kullanılmasına yol açabilir. Bu noktada, akran grubu dinamiklerini anlamadan yalnızca bireysel davranışa odaklanmak yeterli olmayabilir.
Dijital dünyanın, çocukların şiddeti normalleştirme üzerinde etkisi büyüktür. Schizoid içerikler ve çevrimiçi zorbalık, çocukların şiddete yönelik algısını olumsuz yönde etkileyebilmekte. Cansu Kaya, bu nedenle çocukların dijital dünyadaki deneyimlerinin dikkatlice izlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Ebeveynler için dikkat edilmesi gereken işaretler
Çocukların şiddet davranışları sergilemesi kadar, şiddete maruz kalmalarının da vurgulanması gerektiğini belirten Kaya, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bazı işaretleri sıralıyor. Okula gitmeme isteği, arkadaşlardan uzaklaşma, ani öfke patlamaları, uyku veya yeme düzeninde belirgin değişiklikler gibi durumlar, göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Sonuç olarak, çocukların şiddet davranışlarının önlenmesinde yalnızca cezai yaptırımlar değil, önleyici ruh sağlığı çalışmalarının da önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Okul-aile-çocuk iş birliğinin güçlendirilmesi, bu konuda etkili bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Kaya, çocuklara sağlıklı duygularını ifade etmeyi, çatışmaları çözebilmeyi ve gerektiğinde yardım istemeyi öğretmenin kritik olduğunu belirtiyor.
MEDİCANA SAĞLIK GRUBU’NDAN KLİNİK PSİKOLOG CANSU KAYA