Ana Sayfa

KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf’tan Kıbrıs uyarısı: Daha fazla toplantı değil, eşit bir masa şart

Giriş: Okuma: ~4 dk Editör: Beren Alpuğan
Paylaş
KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Lider Hristodulidis'in haftada bir görüşme kararı almasını değerlendirdi. Rum tarafının tecrit politikaları sürerken görüşme sıklığının çözüm getirmeyeceğini belirten Yusuf, "Egemen eşitliğimiz teyit edilmeden masaya dönülmemeli" dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Lider Nikos Hristodulidis’in haftada bir görüşme kararı almasını değerlendiren KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, Rum tarafının zihniyeti değişmeden ve egemen eşitlik tanınmadan yapılacak görüşmelerin sonuç vermeyeceğini vurguladı. Yusuf, "Bizim ihtiyacımız daha fazla toplantı değil, daha eşit bir masadır" dedi.

Haber365’e konuşan KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, yarım asrı aşkın süredir devam eden müzakere geçmişine atıfta bulunarak, temel sorunun tarafların görüşme sıklığı değil, masaya hangi statüde oturduğu olduğunun altını çizdi.

"Rum tarafı kendisini adanın tek sahibi görmeye devam ediyor"

Yarım asırdır yüzlerce toplantı yapıldığını ve sayısız belge hazırlandığını hatırlatan Macit Yusuf, Rum zihniyetinin değişmediğine dikkat çekti:

"Rum tarafının temel zihniyeti değişmediği müddetçe haftada bir değil, sabah akşam görüşsek de sonuç almamız mümkün değildir. Çünkü esas mesele görüşmelerin sıklığı değil, tarafların hangi statüyle masaya oturduğudur. Rum tarafı hâlâ kendisini adanın tek meşru devleti, Kıbrıs Türk halkını ise bu devlet içerisinde bir toplum veya azınlık olarak görmektedir. Kıbrıs Türk halkının 1960 Cumhuriyeti’ndeki eşit kurucu ortaklık statüsünün gasp edilmesiyle ortaya çıkan tarihi eşitsizlik giderilmiş değildir."

"Bir yandan tecrit, bir yandan çözüm söylemi çelişkidir"

Rum yönetiminin bir taraftan "çözüm" söylerken diğer taraftan Kıbrıs Türk halkını dünyadan tecrit etmek için sistematik müdahalelerde bulunduğunu belirten KKTC Gezici Büyükelçisi, uygulanan ambargo ve şikâyet hatlarını sıraladı:

"Uluslararası spor ve kültür organizasyonlarına müdahale ediliyor. Çocukların katılacağı Barcelona Academy kampının dahi Kuzey Kıbrıs’ta yapılmasına tahammül gösterilmiyor. Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ve halkımızın enerji geleceğini ilgilendiren doğal gaz boru hattı anlaşması Birleşmiş Milletler’e şikâyet ediliyor. Böyle bir ortamda sormak gerekiyor; bir taraftan Kıbrıs Türk halkını dünyadan tecrit etmeye çalışırken, diğer taraftan hangi güven ortamından ve hangi çözüm iradesinden söz ediyoruz?"

"Çocukların futbol kampından doğal gaz anlaşmasına kadar her şeye müdahale ediliyor"

Rum tarafının hâlâ kendisini adanın tek meşru devleti, Kıbrıs Türk halkını ise bir azınlık olarak gördüğünü belirten KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, 1960 Cumhuriyeti’ndeki eşit kurucu ortaklık statüsünün gasp edilmesiyle ortaya çıkan tarihi eşitsizliğin hâlâ giderilmediğinin altını çizdi.

Rum yönetiminin bir taraftan "çözüm" söylerken diğer taraftan Kıbrıs Türk halkını dünyadan tecrit etmek için sistematik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Büyükelçi Yusuf, uygulanan baskıları ve somut engellemeleri şu sözlerle sıraladı:

"Bir taraftan ‘çözüm’ ve ‘müzakere’ denilirken diğer taraftan Kıbrıs Türk halkının dünyayla temas kurmasına karşı sistematik girişimler sürdürülmektedir. Uluslararası spor ve kültür organizasyonlarına müdahale ediliyor. Çocukların katılacağı Barcelona Academy kampının dahi Kuzey Kıbrıs’ta yapılmasına tahammül gösterilmiyor. Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ve halkımızın enerji geleceğini ilgilendiren doğal gaz boru hattı anlaşması Birleşmiş Milletler’e şikâyet ediliyor. Böyle bir ortamda sormak gerekiyor; bir taraftan Kıbrıs Türk halkını dünyadan tecrit etmeye çalışırken, diğer taraftan hangi güven ortamından ve hangi çözüm iradesinden söz ediyoruz?"

"İki devletli çözüm siyasetinden geri adım atılmamalı"

Diyaloğa karşı olmadığını ancak zemini belirsiz ve Rum tarafına üstünlük kazandıran bir sürece karşı çıktığını belirten KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, Kıbrıs Türk tarafının durması gereken çizgiyi şu sözlerle çizdi:

"Kıbrıs Türk tarafının tavrı açık ve net olmalıdır. Rum tarafının gasp ettiği eşit ortaklık statümüz iade edilmeden, egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz teyit edilmeden kapsamlı müzakere masasına dönülmemelidir. İki devletli çözüm siyasetinden geri adım atılmamalıdır. Görüşülecekse de ilk görüşülmesi gereken konu federasyon müzakerelerinin yeniden nasıl başlatılacağı değil, iki taraf arasındaki statü eşitsizliğinin nasıl giderileceği olmalıdır. Çünkü eşit olmayan taraflar arasında gerçek anlamda bir müzakere olmaz. Bir taraf uluslararası toplum tarafından “devlet”, diğer taraf “toplum” muamelesi görürken kurulacak masa daha ilk günden adaletsizdir. Bu nedenle Kıbrıs Türk tarafı masaya oturmak için değil, masayı eşitlemek için diplomasi yürütmelidir."

"AB tarafsız olamaz, müzakere BM çatısı altında yürütülmeli"

Avrupa Birliği’nin (AB) Kıbrıs meselesine müdahil olma çabalarını da sert dille eleştiren KKTC Gezici Büyükelçisi Hüseyin Macit Yusuf, AB'nin tarafsız bir arabulucu olamayacağını vurguladı:

"Aynı şekilde Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesinde hakem veya arabulucu gibi sürece müdahil olmasına da izin verilmemelidir. Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olduğu, Kıbrıs Türk tarafının ise Birlik içerisinde eşit bir statüye sahip olmadığı bir yapının tarafsız arabulucu olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Müzakere olacaksa BM çatısı altında ve iki tarafın eşit statüsüne dayalı olarak yürütülmelidir."

"Erhürman’ın önündeki tarihi sorumluluk"

Sık görüşme kararı üzerinden Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a yüklenen tarihi sorumluluğu hatırlatan Büyükelçi Hüseyin Macit Yusuf, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Sayın Erhürman’ın önündeki tarihi sorumluluk da budur. Hristodulidis ile haftada bir görüşmek başlı başına bir başarı değildir.Başarı, Rum tarafına Kıbrıs Türk halkının azınlık olmadığını kabul ettirmek; gasp edilen eşitliğimizi yeniden tesis etmek ve egemen eşitliğimiz ile eşit uluslararası statümüz temelinde yeni bir müzakere zemini yaratmaktır. Bunlar gerçekleşmeden toplantıların sayısını artırmak Kıbrıs sorununu çözmez. Sadece yıllardır sonuç vermeyen sürecin takvimini sıklaştırır. Bizim ihtiyacımız daha fazla toplantı değil, daha eşit bir masadır."



Beren Alpuğan
Editör: Beren Alpuğan