Keşmir Kara Günü'nde dayanışma mesajları: Türkiye ve Pakistan birlikte anarak seslerini yükseltti
Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliği’nde, Keşmir Kara Günü dolayısıyla anlamlı bir anma töreni gerçekleştirildi. Etkinlikte, Hindistan’ın Yasa Dışı İşgali Altındaki Cammu ve Keşmir (IIOJK) halkıyla dayanışma vurgulanarak, bu halkın kendi geleceğini tayin etme hakkına yönelik Pakistan’ın güçlü destek ifadesi öne çıktı.
Programa diplomatik misyon temsilcileri, Türkiye’nin önde gelen isimleri, siyasetçiler, aydınlar ve medya mensupları katıldı. Tören, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayarak Pakistan ve Türkiye milli marşlarının okunması ile devam etti. Anma etkinliği sırasında, Keşmir Kara Günü’nün tarihi önemi ve Keşmir halkının sürdürdüğü mücadeleyi anlatan bir belgesel gösterildi.
Çarpıcı Konuşmalar ve Mesajlar:
Etkinlikte, Jeopolitik Öngörü Enstitüsü Başkanı Güray Alpar, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye’nin eski Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Recep Akdağ ve Pakistan’ın Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Shaiq Ahmed Bhutto önemli konuşmalara imza attı.
Güray Alpar, konuşmasında Keşmir halkının mücadelesinin insan onuruyla doğrudan ilgili olduğunu belirtti. Halkın uluslararası alanda daha fazla ilgi görmesi gerektiğini vurgulayan Alpar, bu konuda dayanışmanın önemine dikkat çekti. Mustafa Kaya, Keşmir ve Filistin meseleleri arasında var olan bağlantılara değinerek, bu iki sorunun çözüme kavuşmasının kalıcı barış için kritik olduğunu ifade etti.
Uluslararası Hukukun Önemi:
Prof. Dr. Akdağ, uzun süreli ihtilafların çözümünde adalet ve diyaloğun önemine vurgu yaparak, Keşmir halkının Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde kendi geleceğini tayin etme hakkını kullanabilmesi gerektiğini belirtti. Bunun yanı sıra, Maslahatgüzar Shaiq Ahmed Bhutto, 27 Ekim 1947 tarihindeki olaylara atıfta bulunarak, ihtilafların çözümünün zamanla ilgili olmadığını vurguladı.
Bhutto, Hindistan’ın Nisan 2025’te İndus Suları Antlaşması’nı tek taraflı olarak askıya alma kararını kınayarak, bu tür eylemlerin bölgede su güvenliği ve istikrarı tehdit ettiğine dikkat çekti. Ortak su kaynaklarının siyasi baskı aracı olarak kullanılmaması gerektiği çağrısını başta uluslararası hukuk olmak üzere yürürlükteki antlaşmalara uyulması gerektiği mesajı ile pekiştirdi.
MUSTAFA KAYA