İsrail Basını: Mekke anlaşmasında hedef Tahran
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, iç kamuoyuna İsrail karşıtı bir savunma hattı olarak yansıtılsa da uluslararası basın ve stratejik analizler paktın odak noktasının çok daha farklı bir jeopolitik eksen olduğunu vurguluyor.
İran'ı, Filistin'i, Lübnan Hizbullahı’nı ve Yemenli Ensarullah Hareketi'ni (Husiler) yani Batı ittifakıyla çatışma halindeki ana aktörleri dışarıda bırakan mutabakat; küresel analistlere göre Riyad yönetiminin Tahran ve müttefiklerine karşı kurduğu bir güvenlik kalkanı niteliğinde.
İsrail basınından "Sünni İttifakı" ve bölgesel denge yorumu
İsrail medyasında yer alan değerlendirmelerde, oluşturulan "Sünni İttifakı"nın İran ve bağlantılı güçlerine karşı caydırıcı bir bölgesel denge kurabileceği vurgulanıyor.
Gelişmeyi değerlendiren İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) Körfez Araştırmaları Programı Başkanı Yoel Guzansky, anlaşmayı Riyad’ın bir "dengeleme stratejisi" olarak nitelendirdi. Guzansky, paktın Suudi Arabistan’ın güvenlik seçeneklerini çeşitlendirme ve kendisini İran karşısında daha az kırılgan hale getirme arayışının bir parçası olduğunu savundu. Eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Jacob Nagel ise güvenlik arayışının arka planında İran ve müttefiklerinin saldırı kapasitesi olduğuna dikkat çekerek:"Riyad yönetimi, İran ve müttefiklerinin oluşturduğu somut tehdit karşısında kendisini savunmasız hissediyor. Bu anlaşma aynı zamanda Amerikan yönetimi üzerinde baskı oluşturmayı hedefleyen diplomatik bir manevra niteliğinde."değerlendirmesinde bulundu.
Zamanlama İran savaşı ve füze tehditlerine işaret ediyor
Times of Israel ve Reuters tarafından yapılan analizlerde, anlaşmanın tırmanan bölgesel krizler ve İran’ın füze tehditleri gölgesinde imzalandığı kaydedildi. Güney Florida Üniversitesi Küresel ve Ulusal Güvenlik Enstitüsü Araştırmacısı Dr. Arman Mahmoudian, Washington Post’a verdiği demeçte ittifakın askeri boyutunun altını çizdi: "Bunlar üç büyük Sünni güç: Pakistan nükleer silahlara, Türkiye ise bölgenin en güçlü konvansiyonel ordularından birine sahip. Özellikle İran ile Körfez ülkeleri arasındaki son gerilimlerin ardından Tahran, anlaşmanın amacının İran ve müttefiklerine karşı caydırıcılığı güçlendirmek olduğu olasılığını göz ardı edemez."
Tahran’dan ilk tepki: "Kağıt üzerindeki anlaşmalar güvenlik getirmez"
Mekke Anlaşması’na İran makamlarından gelen tepkiler genel olarak temkinli ve ılımlı seyretse de İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai sert bir çıkış yaptı. Rızai, Riyad yönetimine yüklenerek şu ifadeleri kullandı: "Suudiler, Türkiye ve Pakistan ile yapılan kağıt üzerindeki bir anlaşmanın kendilerine güvenlik getirmeyeceğini bilmelidir. Tıpkı yıllarca Amerikalılara tek taraflı kaynak aktarmanın güvenlik getirmediği gibi. Başkalarından güvenlik dilenmek zorunda kalmamak için politikalarınızı düzeltin." İran basınından Tehran Times gelişmeyi Suudi Arabistan'ın "stratejik paniği" olarak yorumlarken, Press TV ise ittifakın temel nedeninin ABD’nin Körfez bölgesine sağladığı güvenlik garantilerinin zayıflaması olduğunu öne sürdü.