İran'dan Hürmüz açıklaması. "Umman ile yürütülen müzakerelerde son aşamaya gelindi"
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği ve geçiş koridorlarına ilişkin Umman ile yürütülen teknik ve siyasi müzakerelerin son aşamaya ulaştığını duyurdu.
İran resmi haber ajansı IRNA'ya değerlendirmelerde bulunan Garibabadi, Maskat yönetimiyle varılan mutabakatın boğazın derhal ve tamamen açılması anlamına gelmediğinin altını çizerek yeni modelin ayrıntılarını paylaştı.
Geçici yeni rota
Görüşülen yeni planın stratejik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Garibabadi, şu ifadeleri kullandı:
"Hürmüz Boğazı üzerinden geçecek yeni rota geçicidir ancak 2 ila 4 ay veya daha uzun süre geçerli olabilir. Umman ile uzlaştığımız bu yeni düzenleme, son 60 yıldır uygulanan sistemden farklı ve yeni bir modeldir. Bu kapsamda Lark Adası yakınlarındaki kuzey güzergahı ile Umman iç sularında yer alan güney güzergahı tamamen kapatılacaktır. Giriş ve çıkış koridorlarının belirli bölümleri İran karasularından geçecek; böylece İran’ın boğaz üzerindeki etkin egemenliği ve ulusal güvenlik çıkarları korunmuş olacaktır."
"ABD ile doğrudan görüşme yapılmadı"
Washington yetkililerinin basına yansıyan iddialarını yalanlayan Garibabadi, sürecin yalnızca iki kıyı ülkesi arasında yürütüldüğünü ifade etti. Müzakerelerin İran ve Umman arasında gerçekleştiğini kaydeden Bakan Yardımcısı, bu süre zarfında ABD ile doğrudan bir temas kurulmadığını dile getirdi.
"Hürmüz'ün tamamen açılması ABD'nin adımlarına bağlı"
Geçici rotadan sonra ikinci aşamaya geçilip boğazın tamamen açılması kararının henüz verilmediğini hatırlatan Garibabadi, düğümün ABD'nin tutumunda olduğunu vurguladı:
"ABD'den, daha önce varılan İslamabad Mutabakatı'ndaki taahhütlerine geri dönmeye hazır olduğuna dair mesajlar aldık. Ancak mutabakatın 5. maddesi gereğince Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması anlamına gelecek ikinci aşamaya geçilip geçilmeyeceği hususu üst makamlarımızca incelenmektedir. Boğaz'ın geleceğine dair kararları alma yetkisi yalnızca İran ve Umman'a aittir; bu süreçte başka hiçbir ülkeye hak tanınmamıştır."