Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’dan Ege ve Doğu Akdeniz analizi: "51. Komando Tugayı’nın Söke’ye kaydırılması stratejinin parçası"
Türkiye’nin en seçkin birliklerinden biri olan 51. Komando Tugayı’nın Tunceli Hozat’tan Aydın’ın Söke ilçesine konuşlandırılmasını TGRT'de değerlendiren Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, hamlenin Meis Adası ve Ege'deki anlık gelişmelere indirgenmesinin doğru olmadığını belirtti. Tugayın operasyonel geçmişine vurgu yapan Ağar, 51. Komando Tugayı'nın hem yurt içinde en yoğun ve riskli terörle mücadele görevlerini üstlendiğini hem de Suriye'deki Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarında aktif ve kritik roller oynadığını hatırlattı.
Kararın çok daha önceden alındığını ve komutan tayinlerinin dahi buna göre yapıldığını belirten Ağar:
"Bu durum anlık bir tepki değil; stratejik bir planlamanın bir parçası olarak kendisini gösteriyor. Miçotakis'in Meis Adası'na gelmesi ve ona bağlı olarak tugayın oraya kaydırıldığı gibi bir cümle kurmamız doğru olmaz. Bu tugayın oraya kaydırılması kararı çok daha önceden verilmişti. Yani karar daha önceden alınmış, şu an uygulanma safhası.
Mesele Meis ile ilgili gelişmeler mi? Hayır, bana sorarsanız çok daha büyük bir fotoğrafın parçası. Komando tugaylarının reaksiyon kabiliyetleri son derece yüksektir; en zorlu görevleri en hızlı şekilde icra edebilme kabiliyet ve kapasitesine sahiptirler. Coğrafyayla ve Söke ile birleştiği zaman angaj birtakım alanlar kendisini gösteriyor. Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı gövde gösterileri yapmaya kalktığı, tehditler üretmeye çalıştığı ve birtakım oldubittiler ortaya koymaya kalkıştığı bir dönemde Türkiye orada son derece kudretli komando tugaylarından bir tanesini konuşlandırıyor.
Söke tabii bir boğum değil, bir düğüm. Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Muğla, Aydın ve arka tarafta Denizli hattını kapsayan büyük bir stratejik planlamanın parçasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, benim görebildiğim kadarıyla daha içeride olan ağırlık merkezini daha batıya ve daha güneye taşıyor."
"Yunanistan İsrail ve Batı desteğiyle ihtirasını kabarttı"
sağlayabileceğine inanan bir Yunanistan fotoğrafı var karşınızdaAğar, Söke’deki konuşlanmanın arka planında Ege ve Doğu Akdeniz’de tırmanan jeopolitik mücadelenin yer aldığını vurguladı. Yunanistan’ın Fransız Rafale savaş uçakları, ABD’den alacağı F-35’ler, Viper seviyesindeki F-16’lar ve son olarak İsrail’den temin ettiği 3.06 milyar euroluk Aşil Kalkanı denilen hava savunma sistemleriyle stratejik üstünlük sağlama zannına kapıldığını ifade etti.
Yunanistan'ın İsrail ile kurduğu ittifak ve Batı desteğine güvenerek hareket ettiğini belirten Ağar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bunlara güvenerek ve silahları temin ettiği ülkelerin arkasında olduğu zannıyla Yunanistan'ın tekrar maksimalist yaklaşımlar ortaya koyduğunu görüyoruz. Bu stratejik fotoğraf üzerinden Türkiye'ye karşı bir üstünlük kurabileceğini ve bununla yayılmacı emellerini 12 mile çıkartmak, adaları silahlandırmak ve adaların uluslararası hukukunu tanımamak gibi yaklaşımlara girdiğini gözlemliyoruz.
Özellikle asıl kavganın sebebi Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, enerji kaynaklarının paylaşılması ve Doğu Akdeniz'in özellikle İsrail ve Orta Doğu'yla IMEC koridorunun yeni bir versiyonunun hayata geçirilmesi. Buna elektrik enerjisinin transfer edilmesini dahil edin, verilerin transfer edilmesi dahil edilir enerjiyle birlikte; hatta Mısır'ı da kendi yanlarına çekmeye çalıştıkları gözüküyor. Suriye'yle bir şekilde yanlarında görmek istediklerine dair çabalar var, Lübnan benzeri bir fotoğraf. Bu açıdan bakıldığı zaman son derece büyük, jeopolitik bir mücadele yaşanıyor aslında Doğu Akdeniz üzerinden; sadece Adalar Denizi üzerinden değil.
Türkiye ise reaksiyon kabiliyeti ve hareket kapasitesi en yüksek tecrübeli komando birliklerinden birini bu kilit noktaya konuşlandırarak gereken mesajı veriyor."
Doğu Akdeniz'de büyük jeopolitik satranç
Asıl mücadelenin sadece Adalar Denizi (Ege) ile sınırlı kalmadığını, Doğu Akdeniz’deki enerji ve ticaret yolları üzerinden şekillendiğini kaydeden Abdullah Ağar; İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs hattında yürütülen projelere dikkat çekti. 2020 yılında iki ülke savaş gemilerinin karşı karşıya gelmesiyle yaşanan gerilimin ardından sorunların çözülmediğini belirten Ağar, TSK'nın yeni konuşlanma düzeniyle bölgedeki her türlü oldubittiye karşı caydırıcılığını en üst seviyeye çıkardığını vurguladı.