Göz hakkı tartışmaları: hırsızlık ve kul hakkının dinen tanımı
Avukat Süleyman Yalım, halk arasında yaygın olarak bilinen göz hakkı kavramının aslında hukuken hırsızlık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. Yalım, ALO 190 Diyanet Fetva Hattı’ndan edinilen bilgilerle de, mal sahibinin izni olmadan alınan eşyaların kul hakkı oluşturduğunun altını çiziyor.
Hukuki boyutu nedir?
Yalım, göz hakkının kanunlar açısından basit hırsızlık suçu olarak değerlendirildiğini ve bu durumun 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşılandığını ifade ediyor. Halk arasında alışkanlık haline gelmiş olan bu durumun, hukuki boyutunu göz ardı etmemek gerektiğini vurgulayan Yalım, "Bir meyve alındığında, bu durum hırsızlık suçunu oluşturur" diyor. Açık alanda bulunan bir malın alınmasının yanı sıra, muhafaza altındaki eşyaların çalınmasının da nitelikli hırsızlık kapsamında değerlendirileceğini belirtiyor.
Şikayet durumu ve sonuçları
Yalım, yapılan eylemlerin şikayete tabi olmadığını ve çoğu zaman kamu davalarına dönüşebileceğini belirtiyor. Hırsızlık suçunun çoğu durumda şikayete bağlı olmadığını vurgulayan Yalım, sadece birkaç istisna olduğuna dikkat çekiyor. Akrabalık ilişkisi, geçici alım durumu gibi vakaların şikayet durumunu etkilediğini söylerken, alınan eşyaların sahibinden izin alınması gerektiğinin altını çiziyor.
Yalım, başkasının emeği olan bir malın izinsiz alınmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini hatırlatarak, "Bir salkım üzüm, bir elma bile olsa sahibinden izin almak gerekir" şeklinde konuştu.
Dinî açıdan ise, ALO 190 Diyanet Fetva Hattı’ndan alınan verilere göre, göz hakkı kavramı dinimizde yer almamakta ve izin alınmadan yapılan eylemler hırsızlık ve kul hakkı olarak kabul edilmektedir. Rıza olmadan alınan bir malın zorla alınmış gibi değerlendirileceği de belirtiliyor.
AVUKAT SÜLEYMAN YALIM, HALK ARASINDA ‘GÖZ HAKKI’ OLARAK TABİR EDİLEN DURUMUN HUKUK ÖNÜNDE DÜPEDÜZ HIRSIZLIK OLDUĞUNU SÖYLERKEN, ALO 190 DİYANET FETVA HATTI’NDAN EDİNİLEN BİLGİYE GÖRE DE MAL SAHİBİ RIZASI OLMADAN ALINAN EŞYA KUL HAKKINI OLUŞTURUYOR.