Ana Sayfa

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı: Türkiye milli iradenin hedef alınmasına asla izin vermeyecek

Giriş: Okuma: ~5 dk Editör: Safiye İşgören
Paylaş
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye'nin darbelere ve milli iradenin vesayet altına alınmasına izin vermeyeceğini belirterek, demokrasiye ve milli iradeye kararlılıkla sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Türkiye'nin darbelere, darbecilere ve milli iradenin vesayet altına alınmasına izin vermeyeceğini belirterek, "15 Temmuz'da tüm dünyaya gösterdiğimiz gibi Türkiye darbelere ve darbecilere, millî iradenin vesayet altına alınmasına, demokrasinin ve millet iradesinin hedef alınmasına asla izin vermeyecektir" dedi.

Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca İstanbul Bölge Müdürlüğü'nde düzenlenen "Vesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi Paneli"nin açılışında konuştu.

17 Eylül'ün tarihin en karanlık ve utanç verici sayfalarından birine işaret ettiğini belirten Duran, bu tarihin merhum Başbakan Adnan Menderes'in idam edildiği gün olduğunu söyledi. Duran, 16 Eylül'ün ise Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilişinin 65'inci yıl dönümü olduğunu ifade etti.

Adnan Menderes, dava arkadaşları ve Türkiye'nin demokrasi mücadelesinde yer alan isimleri minnetle yad eden Duran, bugünlere gelinmesinde vesayet odaklarına karşı onurlu bir duruş sergileyen kişilerin önemli rol oynadığını kaydetti.

Duran, siyasetçilere idam cezası verilmesini savunan anlayışın, Türk milletinin geleceğini ve milli iradesini hedef aldığını söyledi. Milletin benimsediği liderlerin ve siyasi hareketlerin tarih boyunca varlığını sürdürdüğünü belirten Duran, darbecilerin ise tarihin karanlık sayfalarında anıldığını ifade etti.Millet iradesinin, kendi siyasetçilerine zaman içerisinde sahip çıkmasıyla tecelli ettiğini belirten Duran, her darbe girişiminin ardından halkın darbecileri tarihin karanlık sayfalarına gömdüğünü ve milli iradeyi temsil edenlere sahip çıktığını dile getirdi.

Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürüldü

Yargılamaların yapıldığı Yassıada'nın yıllarca "yaslı ada" olarak anıldığına dikkati çeken Duran, yaşanan kayıpların geri getirilemeyeceğini ancak adanın Demokrasi ve Özgürlükler Adası'na dönüştürülerek geçmişte yaşananlara duyulan saygının ortaya konulduğunu söyledi.

Adanın Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin kalıcı sembollerinden biri haline getirildiğini belirten Duran, bölgede müzeler, anıtlar ve sosyal alanlar oluşturulduğunu aktardı.

Duran, geçmişte yaşananların unutulmaması ve aynı acıların tekrar yaşanmaması için demokrasiye ve milli iradeye kararlılıkla sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, 15 Temmuz'da Türk milletinin darbe girişimine karşı ortaya koyduğu tutumun bunun göstergesi olduğunu söyledi.Duran, "Milletimiz o gece sokaklara, meydanlara, köprülere ve Cumhurbaşkanımızı karşılamak için havalimanına giderek bu vesayet dönemini inşallah bir daha geri gelmeyecek şekilde sona erdirmiştir" ifadelerini kullandı.

"Müdahaleler bir siyasi mühendislik projesiydi"

Türkiye'nin son 60 yıllık siyasi tarihinde 1960 darbesiyle başlayan müdahale sürecinin sonraki yıllarda da devam ettiğini belirten Duran, milli iradenin güçlendiği dönemlerde benzer müdahalelerin devreye sokulduğunu savundu.

Bu müdahalelerin bir siyasi mühendislik projesi olduğunu belirten Duran, milletin söz konusu girişimlere izin vermediğini ifade etti. Devleti kendi ideolojik ve dar çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen yapıların sonunda başarısız olduğunu dile getiren Duran, seçilmiş iktidarlara yönelik gayrimeşru girişimlerin bir iktidar mücadelesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Duran, Türkiye'deki vesayet girişimlerinin uluslararası boyutunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek, Türkiye'de darbe veya darbe girişimi yaşandığında bazı ülkelerin, uluslararası basın ve medya kuruluşlarının bu girişimleri meşrulaştırmaya çalıştığını öne sürdü.

Bu müdahalelerin arkasında stratejik bir aklın bulunduğunu savunan Duran, içeride orduyu müdahaleye çağıran ve tankları alkışlayan kesimlerin Türkiye'yi tarihsel köklerinden, medeniyet değerlerinden ve gelecek hedeflerinden koparmayı amaçladığını söyledi.

Bağımsızlık ve egemenliği küresel statükonun çıkarları uğruna göz ardı eden anlayışın Türkiye'yi ekonomik, kültürel, siyasi ve toplumsal açıdan dışa bağımlı hale getirmeyi amaçladığını belirten Duran, bu süreçte yalnızca devlet adamlarının değil, Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ ve Şakir Zümre gibi ülkenin kalkınması için sorumluluk alan isimlerin de vesayet odaklarının baskısıyla karşılaştığını ifade etti.

Duran, milletin özgüvenini zedelemeye ve milli kalkınmayı durdurmaya yönelik girişimlerin siyasi tarihe kara lekeler olarak geçtiğini, ancak darbe geleneğinin milletin ortaya koyduğu güçlü iradeyle durdurulduğunu söyledi.

"Gezi kalkışmasında sokak terörüyle hükümeti devirmeyi hedeflemişlerdi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen siyasi ve toplumsal mücadeleyle vesayet odaklarının etkisinin ortadan kaldırıldığını belirten Duran, geçmiş dönemde yaşanan çeşitli gelişmeleri örnek gösterdi.

Duran, "Elbette vesayetçiler Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük yürüyüşünü durdurmak için çok sayıda hamle yaptılar. 28 Şubat karanlığını bin yıl sürdürme gayretinde olanlar, 2007'de e-muhtırayla siyasete deyim yerindeyse yeniden ayar vermeye kalkmışlardı. 7 Şubat MİT Krizi'nde devleti ve devletin en kritik kurumlarını felç etmeye yönelmişlerdi. 17-25 Aralık kumpaslarıyla yargı ve emniyet içindeki hücrelerini harekete geçirmişlerdi. Gezi kalkışmasında sokak terörüyle hükûmeti devirmeyi hedeflemişlerdi. Bu karanlık girişimlerden sonuç alamayanlar, uluslararası ekonomik saldırılarla ülkemize bedel ödetmeye, Türkiye'yi istedikleri hizaya sokmaya çabaladılar. 15 Temmuz gecesi dış mihrakların taşeronu olan FETÖ ihanet şebekesi eliyle devleti işgal etmeye, milleti kendi tankları ve uçaklarıyla katletmeye cüret ettiler. Şükürler olsun ki başaramadılar, başaramayacaklar" ifadelerini kullandı.

Duran, milli iradenin içeride güçlenmesinin Türkiye'nin dış politikada ve uluslararası alanda daha güçlü bir konuma gelmesine de katkı sağladığını savundu. Türkiye'nin çeşitli krizlerde daha aktif rol üstlendiğini belirten Duran, bunun milli iradenin güçlenmesiyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Duran'dan Gazze değerlendirmesi

Orta Doğu'da devam eden insani krizlere de değinen Duran, Türkiye'nin yürüttüğü diplomasiyle uluslararası kamuoyunda Gazze'ye ilişkin farkındalığın artırıldığını belirtti.

Duran, "Gazze'de eşi benzeri görülmemiş soykırım ve katliamlar karşısında uluslararası kurumların sessizliğine inat, dünya halklarının zaman içerisinde harekete geçmesini sağlayan en gür seda yine Cumhurbaşkanımızdan, Türkiye'den çıkmıştır" dedi.

Türkiye'nin mazlumların yanında durmasının tarihsel ve medeniyet sorumluluğu olduğunu ifade eden Duran, bunun için vesayetlere karşı mücadelenin de önemli olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının temel görevlerinden birinin Türkiye'nin yürüttüğü mücadeleleri uluslararası kamuoyuna aktarmak olduğunu belirten Duran, panel ve hazırlanan kitabın da bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.

Fotoğraf sergisi ve panel düzenlendi

Duran, etkinlik kapsamında hazırlanan "Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs" başlıklı fotoğraf sergisini gezdi.

Açılış konuşmasının ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Arslan'ın moderatörlüğünde panel gerçekleştirildi.

Panele Türkolog, dil bilimci ve akademisyen Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem, Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ülkü Nur Zengin ile Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş konuşmacı olarak katıldı.

Panelde Yassıada'daki özel mahkemelerde yaşanan hukuk ihlalleri, sivil siyasetin karşı karşıya kaldığı vesayet baskısı ve kurumsallaşma mücadelesi akademik perspektifle ele alındı.

Program kapsamında ayrıca, tarihi fotoğraf ve belgeler aracılığıyla milli irade bilincinin güçlendirilmesi ve toplumsal hafızanın canlı tutulması amacıyla hazırlanan "Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs" adlı kitap tanıtıldı.

Kitapta, 27 Mayıs dönemine ışık tutmak ve kurumsal hafızayı canlı tutmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nden ilk kez yayımlanan tarihi belgeler ve fotoğraflara da yer verildi. 

Safiye İşgören
Editör: Safiye İşgören