Ana Sayfa

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten gündeme dair açıklamalar: Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili tüm ihtimaller araştırılıyor

Giriş: Güncelleme: Okuma: ~7 dk Editör: Haber365 Editör
Paylaş
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı muhabirleriyle bir araya gelerek, AHBAP suç örgütü ve uyuşturucu ile mücadeledeki son gelişmeleri aktardı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündemdeki kritik soruşturmalara, yargı reformlarına ve terörle mücadele süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Faili meçhul dosyalar ve özel dairenin başarıları

Bakanlık bünyesinde kurulan yeni birim sayesinde faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasında önemli adımlar atıldığını belirten Gürlek, "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız kurulalı henüz 4 ay oldu ve bu sürede 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı gösterilerek vatandaşın adalete güveni artırılıyor" ifadelerini kullandı.

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması

İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde soruşturmanın devam ettiği, bakanlık bünyesindeki özel dairenin de dosya inceleme ve koordinasyonunu sürdürdüğü aktarıldı. Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" ifadelerini kullandı.

Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi.

Gülistan Doku dosyası

Gülistan Doku soruşturmasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosya kapsamında Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını aktardı.

Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" ifadelerini kullandı.

Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimalinin de değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor" dedi.

Gürlek açıklamasının devamında, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı.

Rojin Kabaiş soruşturması

Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek,DNA ve cep telefonu teknik incelemelerinin sürdüğü, henüz kesin bir sonuca varılmadığını aktardı.

Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi.

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü

Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü ifade eden Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.

Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu.

Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu.

Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" dedi.

AHBAP soruşturmasında 4.6 milyon dolarlık iddialar ve yeni bulgular

AHBAP Derneği'ne yönelik soruşturmanın detaylarına değinen Bakan Gürlek, MASAK tespitleri, itirafçı beyanları ve çok sayıda müşteki ifadesinin dosyada yer aldığını vurguladı:

Toplanan yardımların durumu: Yardım paralarının amacına uygun kullanılmadığına ilişkin bulgular olduğunu belirten Gürlek, depolarda çürümeye terk edilen malzemelerin ve yeni görüntülerin ortaya çıktığını kaydetti.

4.6 milyon dolarlık senet iddiası: Bir müştekinin ABD'de bulunan kliniğine giden Haluk Levent'e 4,6 milyon dolar yardım ve senet verdiğini aktaran Gürlek, şahsi borçlar ve gayrimenkul alımlarına dair senetlerin adli makamlarca incelendiğini belirtti.

Şike, bahis, uyuşturucu ve piyasa manipülasyonu ile mücadele

Gürlek, kamu sağlığını ve ekonomik hayatı doğrudan etkileyen suçlarla mücadelenin aralıksız süreceğini ifade etti:

Sporda bahis ve şike: Soruşturmaların yalnızca futbolla sınırlı kalmadığı, basketbol dahil diğer spor branşlarındaki iddiaların da incelendiği bildirildi.

Uyuşturucu operasyonları: Sanat camiası ve kamuoyunda tanınan isimlere yönelik operasyonların caydırıcı bir etki yarattığı ve mücadelede taviz verilmeyeceği vurgulandı.

Sektörel ve borsa incelemeleri: SPK ile koordineli olarak borsadaki manipülasyonların yanı sıra kamu sağlığını ilgilendiren beyaz et ve şeker sektörlerine yönelik adli süreçlerin takip edildiği açıklandı.

"FETÖ bir casusluk örgütüdür"

FETÖ ile mücadelenin kararlılıkla devam ettiğinin altını çizen Gürlek, "FETÖ sadece bir ihanet değil, aynı zamanda bir casusluk örgütüdür. Kabuğuna çekilmiş gibi görünseler de yeni finansal kaynak arayışları ve kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletimiz son derece dikkatlidir" dedi.

Devletin son derece dikkatli olduğunu vurgulayan Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" dedi.

Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Yurt dışından iade süreçleri: Eylem Tok ve Umut Altaş

Umut Altaş: İade talebinin yapıldığı ve olumlu gelişmelerin yaşandığı, nihai kararın ilgili ülkenin adli makamlarında olduğu belirtildi.

Eylem Tok: İade yönündeki kararın üst mahkemeye taşındığı, bu sürecin de hassasiyetle takip edildiği ifade edildi.

"Terörsüz Türkiye" süreci ve hukuki altyapı

Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesini büyük bir başarı olarak nitelendiren Gürlek, örgütün tamamen silah bırakması ve tasfiye sürecinin Milli Savunma Bakanlığı ile MİT tarafından izlendiğini, Adalet Bakanlığının ise yasanın yürürlüğe girmesiyle oluşacak hukuki süreçlere hazırlandığını aktardı.

Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi.

Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi.

"Çocuk paketi" yürürlüğe girdi

Suça sürüklenen çocuklar yerine "adli süreçteki çocuk" yaklaşımının getirildiğini açıklayan Gürlek, düzenlemenin amacını suç örgütlerinin çocukları kullanmasını engellemek ve ailelerin hukuki sorumluluklarını artırmak olarak özetledi.

Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" dedi.

Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk' kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk' yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır.

Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı.

Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu.

Ekrem İmamoğlu davası ve ek iddianame hazırlığı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada nihai kararın mahkemeye ait olduğunu ifade etti.

Soruşturma aşamasında alınan ‘İnsanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler; mahkemede bu ifadelerinden dönecekler' şeklindeki iddialar hakkında konuşan Gürlek, "Başsavcılık görevini yürüttüğüm dönemde, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatimi ifade etmiştim. Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" dedi.

Kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu belirten Gürlek, "Mahkeme yargılamasını yapıyor, tanıkları dinliyor, sanık müdafilerinin beyanlarını alıyor ve savunmaları değerlendiriyor. Bu yargılamanın ne zaman tamamlanacağını benim söylemem mümkün değil. Sürecin takvimi ve verilecek karar tamamen mahkemenin yetkisinde." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı sorusuna da yanıt veren Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" dedi. 

Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek hakkındaki incelemeler

Ahmet Davutoğlu: Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla yürütülen soruşturmada zamanaşımı süresinin dolmadığı ve CİMER başvuruları ile ihbarların hukuki çerçevede değerlendirildiği açıklandı.

Melih Gökçek: Melih Gökçek ve oğulları hakkındaki ihbar ve şikayetler üzerine savcılıkça soruşturma başlatıldığı ve ifadelerin alındığı doğrulandı.

Cezasızlık algısıyla mücadele ve hakim-savcı denetimi

Toplumdaki "Suç işleyenin yanına kar kalıyor" algısını yıkmakta kararlı olduklarını belirten Gürlek; kaynağı açıklanamayan servetlerin ve lüks yaşamın sosyal medyada teşhir edilmesine izin verilmeyeceğini vurguladı. Yargı teşkilatı içindeki hakim ve savcıların da hukuk karşında eşit olduğunu belirten Bakan, meslek onurunu zedeleyen küçük bir kesim yüzünden tüm teşkilatın zan altında kalmasına müsaade etmeyeceklerini ve disiplin süreçlerinin sıkı şekilde izlendiğini ifade etti.

Gazetecilere yönelik saldırılar

Basın mensuplarına yapılan fiziki saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin kamusal bir görev yürüttüğünü belirterek, "Gazetecilere yönelik saldırılar sadece şahsa değil, toplumun haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Haber365 Editör
Editör: Haber365 Editör