Haber365 Ana Sayfa » Magazin » Oya Başar Kanseri Nasıl Yendi?

Oya Başar Kanseri Nasıl Yendi?

Oya Başar Kanseri Nasıl Yendi?
24.10.2011 Pazartesi 13:56
Bu Habere 0 Yorum Yapıldı
Bu Haber 583 Defa Okunmuştur
Oya Başar 4 yıl önce yakalandığı meme kanseri hastalığı nedeniyle 5 kez ameliyat olduktan sonra sağlığına kavuştu.
Yarım asırdır tiyatro sahnesinde olan Oya Başar 4 yıl önce yakalandığı meme kanseri hastalığı nedeniyle 5 kez ameliyat olduktan sonra sağlığına kavuştu. Şu sıralar atv ekranlarında yayınlanan 'Alemin Kralı' dizisinde oynayan ünlü sanatçı ile Nilüfer ve Vahide Gördüm'ü de sarsan meme kanseri hastalığını, mutlu birlikteliğini ve hayatı konuştuk.

KANSERİ HİÇ DERT ETMEDİM

Oya Başar 4 yıl önce meme kanserine yakalandı, 5 kez ameliyat olduktan sonra da sağlığına kavuştu. Şimdi kendisi gibi kanser olan arkadaşları Vahide Gördüm ve Nilüfer'e şunları tavsiye ediyor: "Kanseri grip gibi düşünün. Kafalarında fazla büyütmesinler"

-Meme kanseriydiniz çok şükür atlattınız. Şimdi sağlığınız nasıl iyi misiniz?

Bizim gibi hastalar için "İyiyiz atlattık" diye bir şey yok. Her an her şey olabilir. Ama şu anda yaşam kalitem ve keyfim yerinde.

-Tekrar nüksedecek diye korkuyor musunuz?

Göğüsten sonra bende nüksetti. Bunu çok deşifre etmedim. Kemiğime de atladı, lenflerime de. Bu 4 sene zarfında geçiştirmeye çalıştım. Muhteşem bir doktorum var, Sualp Tansam. Allah'tan sonra ona emanetim.

STRES KESİNLİKLE YASAK


-Oyuncu Vahide Gördüm ve şarkıcı Nilüfer de meme kanserine yakalandı. Bu hastalığı geçirmiş biri olarak onlara neler tavsiye edersiniz?

İnşallah en kısa zamanda sıhhatlerine kavuşurlar. Onlara tavsiyem kansere grip muamelesi yapsınlar. Ben öyle yaptım. Onu çok fazla büyütmedim. Kanserin bir ceza olarak geldiğini hiç düşünmedim. Açıkçası ben kanserin yiyecek ve içecekle çok ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Stresten uzak kalmak gerekiyor. Vakti zamanında beni kahretmiş bir şeye şimdi, "Aslında çok önemsizmiş" diyorum. Çünkü hayat çok kısa. Yarın ölebilirim. Ölmekten korkmuyorum. Çünkü zaten öleceğim ha 10 sene sonra ölmüşüm ha şimdi. Eninde sonunda gideceğim yer belli.

-Kanseri nasıl yendiniz?


Sağlık sistemi biz de de çok ilerledi. Her şeyi çok güzel tedavi ediyorlar. Ben hiçbir zaman, "Aaaay ben mahvoldum. Kanser oldum. Ne yapacağım şimdi ölüyorum" deyip halime yanmadım. Oldum ne yapalım? Bu yaştan sonra su çiçeği olacak halim yok canım? Eğer işim olmasaydı belki bu kadar ayakta olamazdım. Yaşama sarılmamı sağladı. Kemoterapi alıyordum, iki gün ağlıyorum diyordum ki "Öbür gün kalkacağım işe gideceğim ne güzel? Arkadaşlarımla birlikte olacağım, güzel bir iş yapacağım." Bu çok önemli.

Hayatı kendinize kahretmeyin

Yaşadığınız hayatta bir bakıyorsunuz sizi mutsuz eden şeyler oluyor, üzülüyorsunuz. Ama hep bunları telafi etmek durumundasınız. Bunları telafi ederken de bünye kendinden bir sürü şey veriyor. Halbuki hayatta her şey olabilir. "Ne yapacağım eyvah ben kanser oldum öleceğim" diye bakmamak lazım. Çünkü yolda yürürken ayağınız kayar, kafanızı vurursunuz yine ölürsünüz. Öleceksiniz ölürsünüz. Kader diye bir şey var yani. Ben kanser oldum diye hayatı kendime kahretmedim. Geçen gün sabah yürüyüşe çıktım ve düştüm. Dudağıma üç dikiş attılar. Günlerce ağzım burnum şişti. O anda kafamı çarpıp ölebilirdim. Her şey bizim için...

Hiçbir zaman şımarıklık yapmadım

Şöhret hiç başınızı döndürdü mü?

Şöhret ballı kaymak. İnsanın tanınması, sevilmesi, bunlar çok önemli şeyler. Hayatta taşınan iki şey vardır; biri şöhret, öteki para. Bu ikisini taşıyabilmeniz için kişiliğinizin iyi gelişmesi gerekir. Ben hayatta şımarıklık hiç yapmadım, yapamam da. Beni tanıyan insanlar çok iyi bilirler. 45 yıl önceki Oya neyse bugünkü Oya da aynıdır.

-Kalıcı olmak için nasıl yaşamak gerekir?

İlk şöhret olduğum yıllarda sokakta tanınmak çok hoşuma giderdi. Ben de elbette şöhretten etkilendim ama başım dönmedi. Şımarıklığı sevmem. Çocuklarım da benim gibidir. İnsan kendisi ayakta durduğu zaman güzeldir. Bilmem nenin kızı bilmem nenin oğlu diye ortalarda gezmenin hiç manası yok. Sen varsan varsın. Hiç kimsenin soyadıyla kimse övünmesin. Ancak kendi yaptığınız şeyle övünün. Şöhret güzel ama taşıyabilmek de bir hayli zor.

-Özelikle bazı genç oyuncular şöhreti taşımakta zorlanıyorlar. Ne düşünüyorsunuz?

Bence bir işi yaparken önce efendi olmak, insan olmak çok önemli. Böylece o işin yüzde 40'ını yapmış olursunuz. Bir de kabilİyetiniz varsa. Kendinizi parlatırsınız.

SAHNEYE HER ÇIKTIĞINMDA DİZLERİM TİTRER

-Merak ediyorum, hayatınız boyunca canlandırdığınız ve unutamadığınız bir rol var mı?

Oynadığım her rolü çok seviyorum çünkü onlar benim çocuklarım. Çocuklarınız arasında ayrım yapamazsınız. Ama zaman zaman, "Bazı çocuk karakteriyle kendini sevdirir" derler ya, onun bir ayrıcalığı olur. Öyle yaşamımda çok sevdiğim iki tane oyunum var. Biri 'Morfin'dir; Ali Poyrazoğlu'yla birlikte oynadık. Çok güzel bir oyundur. Bir de Aziz Nesin'in Levent Kırca'yla birlikte rol aldığımız 'Toros Canavarı'nı çok severim. 'Morfin' dramatik bir oyundu. Morfinman bir adamın eşini canlandırıyordum. Sonra 'Toros Canavarı'nda bir erkek rolünü kadına çevirdim. Orada da bir ev sahibi, kiracısına eziyet eden, şiddet yanlısı despot bir kadını oynadım.

-Sahneye ilk çıktığınızda dizleriniz titremiş miydi?

8 yaşında ilk defa sahneye çıktım. Ama benim şu anda da sahneye çıktığımda dizlerim titrer. Çünkü o ayrı bir heyecan. Ve o heyecanın beni ayakta tuttuğuna inanıyorum. O muhteşem bir zevk veriyor. Yani sahnede olmak çok güzel bir şey. Sahnede kendimi Allah'a daha yakın hissediyorum. Allah'a yaklaştığımı hissediyorum. Çok kutsal bir şey. Allah'ıma her oyundan sonra hep şükür etmişimdir. Oyun bittikten sonra şöyle derim, "Allah'ım bana bunu verdiğin için sana şükrediyorum. Çok teşekkür ederim" demişimdir. Gerçekten sanatçı olmak ayrıcalık... Yani yabancıların 'Gifted' dediği Türkçe manasıyla bir hediye. Bu gerçekten Allah vergisi bir şey...

Son nefesime kadar çalışmak isterim

-Allah gecinden versin sahnede mi son nefesinizi vermek istersiniz?

Böyle bir ölüm isteğim olamaz. Hepimizin dünyaya gelirken kabul ettiği tek gerçek ölüm... Ben de şöyle olsun isterim, acısız bir ölüm nasıl olursa olsun, nerede gelirse gelsin beni Allah'ın yanına götürür. Son nefesime kadar çalışmak isterim. Benim pilim orada şarj oluyor. Bizim esas işimiz tiyatro... Tiyatro, insanı insana insanla anlatma sanatıdır. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Tiyatroyu çok sevdiğim için elim ayağım tuttuğu sürece, Allah beynimi almazsa, bana iş verirlerse o güne kadar hep oynayacağım. Çünkü öyle olduğum zaman kendimi daha hissediyorum. Çünkü biz tiyatrocuyuz. Biz de "Şimdi işi bitti bunun" diye bir şey yok. Tiyatrocunun yaşı yoktur.

-Nasıl yani?

Biz yaşsısız. Her dönemde her şeyi oynayabiliriz.

Şiddeti eğitimle yeneriz

Erkeğin erkeğe kadının kadına, erkeğin kadına uyguladığı şiddet çok yanlış. Tabii bizim toplumumuzda kadının ekonomik özgürlüğü olmadığı için kadın daima kocasına mahkum yaşıyor. Anne ve babaların kendilerini eğitmesi lazım. çocuklarımızı sevgiyle büyüteceğiz. Bir çiçeği bile sevgiyle yetiştirirseniz daha güzel açar. Çocuğunuza sevgi veriyorsanız ve çocuğunuz size güveniyorsa, ailesinde o sıcaklığı buluyorsa, mümkün değil dışarıdaki hiçbir insana şiddet uygulamaz.

Kaynak: Bugün
Advertorial
Bu Habere Oy Verin
Bu Haber Oylanmadı. İlk Siz Oy Kullanın.