Haber365 Ana Sayfa » Medya » Mahsun Kırmızıgül Hayat Öyküsünü Anlattı

Mahsun Kırmızıgül Hayat Öyküsünü Anlattı

Mahsun Kırmızıgül Hayat Öyküsünü Anlattı
25.11.2011 Cuma 13:23
Bu Habere 1 Yorum Yapıldı
Bu Haber 1134 Defa Okunmuştur
Hayat Devam Ediyor'la izleyiciyi can evinden vuran Mahsun Kırmızıgül'ün bilinmeyen hayat öyküsü.
"Babam dört evlilik yapmış, üçü imam, biri resmi nikahlı. Çok uzun yıllar yüzünü bile göremedim onun. Özellikle bayram sabahları çok üzülürdüm." 21 kardeşi, dört annesi oldu! Irak ve İran sınırında yaşamış, Kurtuluş savaşı sırasında Güneydoğu bölgesinde Kuvayı Milliye adına Fransızlar'la İtalyanlar'a kafa tutmuş bir avuçluk aşiretin reisidir Mahmut Bazencir. 1968'de Diyarbakır'ın Han ilçesinin Vezir köyünde doğan Abdullah Bazencir de çocukluğunda hep büyük dedesinin kahramanlıklarını dinleyerek büyür. Gün gelip, Mahsun Kırmızıgül adıyla tüm Türkiye'nin de onun sesinden türküler dinleyeceği hiç kimsenin aklına gelmez, o günlerde. Ailesi yoksuldur ama anne konusunda inanılmaz bir zenginliktir yaşadığı, Abdullah'ın. Biri öz, üçü üvey, tam dört tane annesi vardır. 21 tane de kardeşi. Ne var ki, babasıdır, önemli olan onun için.

'Babam dört evlilik yapmış, üçü imam, biri resmi nikahlı. Annem imam nikahı kurbanı olmuş, ben de tabii. Ben doğduktan sonra babam bizi bırakıp Bingöl'e gitmiş, orada resmi nikahla evlenmiş. Çok uzun yıllar yüzünü bile göremedim onun. Arayıp da sormazdı bizi. Özellikle bayram sabahları çok üzülürdüm. Babamın elinden tutup gezmeye gitmek isterdim hep.'

Abdullah, şimdi bildiğimiz adıyla Mahsun, ilkokul çağına gelince, aile Diyarbakır'a göç eder. Ailenin direği ise Mahsun'un baba gibi sevdiği ağabeyi Mahmut'tur. Diyarbakır'ın Kore Mahallesi'nde büyür Mahsun.
'
Roman mahalleleri de yakındı Kore Mahallesi'ne. Oralarda yaşayan çocuklar, kemanla, klarnetle, darbukayla büyürler. Benim yetiştiğim mahallede de davulcular vardı, zurnacılar vardı. Ben türkü söylemeye çok meraklıydım. Bir de Yılmaz Güney'in filmlerine. Ağbim Mahmut'la birlikte giderdik sinemaya. Ailenin yükü onun üzerindeydi. Mesleği elektrikçiydi. Ama mezarlıklarda Yasin okur para kazanırdı ayrıca.

Bizim oralarda bir oduncu vardı. Bir gün hızarı bozulmuş, 'Mahmut ağbi, oduncu seni çağırıyor' dediler. Ağbim gitti, bir daha dönmedi. Ağbim, 'Elektrik fişini çekin, elektrik direğine çıkacağım' demiş. Adam fişi çekmeyince ağbim direkte can vermiş. Ben koştuğumda ağbimi direkten indirmişlerdi. Bana göstermediler yüzünü. Hem ağbimi, hem babamı kaybetmiştim.'

Mahsun'u bekleyen zor günlerdir. Hem okur, hem çalışır. Dur durak yoktur artık onun için.
'Ağabeyim Mahmut'un ölümünden sonra annem de çalışmaya başladı. Kiremit ocağında çalışırdı annem. Saatlerce toz toprağın içinde kalırdı. Bu arada ben de çalışmaya başladım zaten. Her işi yapardım. Çiğ köftecide çalıştım, boyacılık yaptım, sigara sattım. Marlboro, Kent, Winston. O zaman kaçaktı yabancı sigara. Polis kovalardı beni. Sonra 12 Eylül oldu, bu kez asker kovalamaya başladı.
Diyarbakır'da Yeşil Çınar Aile Çay Bahçesi vardı. 600 metrekarelik bir alandı. Orada çaycılık yaptım okul yıllarımda. Süpür süpür bitmiyor. Okuldan çıkar oraya giderdim.'

O ara Kore Mahallesi'ne çok yakın olan genelevi de keşfeder Mahsun...

'Faytonla gelir geçerdi oradaki hanımlar. Ben onlara hep acıyarak bakardım. Daha o yaşta, onlar için üzülürdüm. Bizim mahallede yetişen çocuklar feleğin çemberinden çok küçük yaşlarda geçerlerdi. Hepsi bitirim olurdu. Hırsızlığı, cüzdan araklamayı öğrenirlerdi. Bugün Türkiye'de suç işlemiş ne kadar Diyarbakırlı varsa yüzde 80'i bizim mahalleden çıkmıştır. Oysa ben o dünyanın içinde, bambaşka bir dünyada yaşardım. Allah'tan korkardım. Mahmut ağbim dindardı, beş vakit namaz kılardı... Ben de bu yüzden hatadan, günahtan korkardım hep.'
Advertorial
Bu Habere Oy Verin
Bu Haber Oylanmadı. İlk Siz Oy Kullanın.
Bu Habere Yorum Ekle
  • Misafir
    26.11.2011 10:25
    anladık zor bir hayat.
    ama askerin polisin suçu ne?sen kim olursan ol böyle konuşamazsın.