Haber365 Ana Sayfa » Medya » 'Hürriyet'in Ölümü' Habertürk'ü Böldü

'Hürriyet'in Ölümü' Habertürk'ü Böldü

'Hürriyet'in Ölümü' Habertürk'ü Böldü
08.02.2012 Çarşamba 11:08
Bu Habere 0 Yorum Yapıldı
Bu Haber 3367 Defa Okunmuştur
Hürriyet gazetesinin pazar günkü, "Türk kızına VİP nikah' manşeti eski dostları birbirine düşürdü.
Hürriyet Gazetesi'nin Enis Berberoğlu yönetiminde geldiği noktayı eleştiren Habertürk yazarı Serdar Turgut, dünkü köşesinde Hürriyet'in pazar günkü manşetini yerden yere vurarak 'basının amiral gemisi'nin ölüm ilanını yayınladı.

Turgut, "Gazeteyi mümkün olduğunca renksizleştirme, etkisizleştirme ve hatırlanabilecek hiçbir iş yapmama talimatıyla başa gelen Enis Berberoğlu, atanma kararının nasıl da doğru olduğunu gazeteyi kısa sürede tüketerek ve en sonunda bir 'manşet altın vuruşuyla' intihar sürecini tamamlayarak göstermiştir" diye yazdı.

Serdar Turgut'a cevap ise Hürriyet yerine Habertürk'ün Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'dan geldi. Turgut'un eleştirisinde dozunu aştığını yazan Altaylı, eski dostluğu hatırlatarak şöyle dedi: "Enis, Serdar ve ben, Hürriyet'te neredeyse sürekli birlikte olan üç dosttuk.Bu dostluğun hatırı, kimseye zarar vermeyen toplumsal bir sorun yaratmayan bir manşetten derindir."

FATİH ALTAYLI'NIN BUGÜNKÜ YAZISI


Serdar'ın ilanı başlıklı yasızında Altaylı şunları yazdı:

Serdar Turgut dün köşesinde bir ölüm ilanı yayınladı. Hürriyet gazetesinin ölüm ilanını. Serdar'a göre Hürriyet gazetesi geçen pazar günü atığı manşet ve ilavesinde yer alan 4yüz köşesinde ele alınan konuyla ölümünü açıklamıştı.

Habertürk yazarları istediğini yazmakta özgür. Satırlarına karışmam... Hukuk ve terbiye kurallarını aşmadıkça.

Burada hepimiz özgürüz. Ama karşıt düşüncemi açıklamak da benim özgürlüğüm. Kimse yanlış anlamasın. Herşeyden önce herkesin gazeteleri öldürmek için el birliği ile uğraştığı bir yerde biz gazeteciler gazeteleri öldürmek için değil, yaşatmak için uğraşmalıyız.

Hürriyet'in manşeti iyi miydi, kötü müydü değerlendirmek bana düşmez, ama diyelim ki o manşeti beğenmedik, 70 yıllık gazeteler hatalı bir manşet attı diye ölmez.

Her gazete zaman zaman yanlış kararlar verebilir. Üstelik de Enis, Serdar ve ben, Hürriyet'te neredeyse sürekli birlikte olan üç dosttuk.

Bu dostluğun hatırı, kimseye zarar vermeyen toplumsal bir sorun yaratmayan bir manşetten derindir.

Serdar'ın belki de haklı olabilecek eleştirisinde dozu kaçırdığını düşünüyorum.

SERDAR TURGUT'UN HÜRRİYET'İN ÖLÜM İLANINI YAYINLADIĞI DÜNKÜ YAZISI


VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI HÜRRİYET GAZETESİ (1 Mayıs 1948 - 5 Şubat 2012) başlıklı yazısında Turgut şunları yazdı: 

Uzun zamandır can çekişmekte olan Hürriyet Gazetesi, 5 Şubat Pazar günü hazırladığı birinci sayfayla amansız hastalığa yenik düşmüş ve tarihe  gömülmüştür.

Sendromları bilinçli bir şekilde anlamsız gazete hazırlamak, yine anlamsız ve mümkün olduğunca fazla sıradan manşetler atmak şeklinde tezahür eden bu amansız hastalık nedeniyle en sonunda pazar günü attığı manşetle bir "anlamsızlık altın vuruşu" yapmış ve zaten az biçilen ömrünü kendi arzusuyla bitirmiştir.

Böylece bu intihar sürecinin başında durması için yayın yönetmenliğine getirilen Enis Berberoğlu misyonunu başarıyla tamamlamış ve dünyada hiçbir insanın manşet olabileceğini düşünemeyeceği bir tuhaf konuyu manşete taşıyarak gazeteyi bir kararıyla tamamen bitirmiştir.

Gazeteyi mümkün olduğunca renksizleştirme, etkisizleştirme ve hatırlanabilecek hiçbir iş yapmama talimatıyla başa gelen Enis Berberoğlu, atanma kararının nasıl da doğru olduğunu gazeteyi kısa sürede tüketerek ve en sonunda bir "manşet altın vuruşuyla" intihar sürecini tamamlayarak göstermiştir.

"Siyaset olmasın diye uğraşırken..."

"Şimdi bilmem farkında mısınız ama aslında Hürriyet'in birinci sayfası bir süredir zaten yoktu." diyen Turgut, Berberoğlu'nu Pazar günü manşetteki haber yüzünden uzun uzun eleştirdi.

"Düşünsenize şöyle bir olay: Bir Türk kızı, Amerika'ya okumaya gitmiş (hayır manşet olan bu değildi ama Hürriyet'in yeni anlayışına göre gazetenin biraz daha hayatı olsaydı, ileride sadece bu da manşet kesinlikle olurdu), orada üniversiteye başlamış, bir gün derse giren kendinden 40 yaş büyük profesörünü görmüş.

Birbirlerine âşık olmuşlar. (Ne! Kendinden büyük hocasına âşık olan genç kız hikâyesi mi, bu hayatta çok ender olan şey tabii ki manşet olabilir, "Hem de kız dönem birincisi bile olmuş" diye konuştular herhalde yazı işleri toplantısında.)

"Eş-dost için mi?"

Evet eskiden önemli olan Hürriyet Gazetesi'nin bir gün manşete çekmek için önemli gördüğü olay bundan ibaret. Ne vizyon, ne müthiş bir bakış açısı değil mi, insanın ağlayası geliyor.

Ben bu haberi birçok insana okuttum, kendim de birkaç kez "Acaba bir şey mi kaçırıyorum?" diye tekrardan okudum ve sonuçta bu manşetin olabilmesi için varabildiğim tek makul gerekçe şu: Haberde adı geçen kız ya Enis'in kızının ya da yazı işlerinde bir kişinin çocuğu veya çocuğunun arkadaşı olmalı.

Şimdi Enis bir açıklama yapsa, "Bunu patron haber yapmamı istedi; kız onun tanıdığı bir işadamının kızıymış" dese, emin olun ki onu mazur görebiliriz. Bu haberin manşet olmasını açıklayabilecek bir makul neden o zaman elimizde olabilirdi.

İŞTE HÜRRİYET'İN PAZAR GÜNÜ YAYINLANAN 'TÜRK KIZINA VİP NİKAH' BAŞLIKLI MANŞET HABERİ


Columbia Üniversitesi öğrencisi Maya Ondalıkoğlu gönlünü ‘James Bond’ lakaplı öğretmeni Prof. Philip Bobbitt’e kaptırdı. Evlenmek için sabırsızlanan çift, Türkiye’den gelmesi gereken nüfus kaydını beklemeden ülkenin ünlü yargıcının kıydığı nikâhla hayatlarını birleştirdi.İSTANBUL’da liseyi bitirdikten sonra Pennsylvania Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve yakındoğu dilleri üzerine lisans eğitimi alan Maya Ondalıkoğlu, 2008 yılında bu okulu birincilikle bitirdi. Okulun mezuniyet töreninde öğrencileri temsilen bir konuşma yapma hakkı kazanan Maya Ondalıkoğlu, tam 7 lisanı rahatlıkla konuşabiliyor.

Kitapları Obama’nın elinden düşmüyor

Karizmasıyla James Bond lakabı alan hukuk profesörü Philip Bobbitt’in dünyanın en değerli okulları Princeton, Yale ve Oxford’dan hukuk diplomaları var. Columbia Üniversitesi’nde anayasa hukuku ve modern tarih dersleri veriyor; ABD başkanları Jimmy Carter, George Bush ve Bill Clinton yönetimlerinde de yer alan Bobbitt’in yazdığı kitaplar, Başkan Barack Obama ve başkan adayı Mitt Romney’nin elinden düşmüyor. Maya’nın kendisinin sadece 2 hafta için öğrencisi olduğunu ve geçtiğimiz eylül ayında tanıştıklarını anlatan Bobbitt, “Bir insanı tanımanın en iyi yolu, onu hiçbir yere kaçamayacağı bir otomobilin içine koyup uzun yola çıkarmaktır” diyor. Washington’daki “National Defense Üniversitesi”ndeki bir konferansa konuşmacı olarak giderken yanına Maya’yı da aldığını ifade eden tecrübeli profesörün öğrenci- öğretmen ilişkisi 4 saatlik yol boyunca duygusal yakınlığa dönüşmüş.

Washington’da çok özel nikâh


Birbirlerine aşık olduklarını anladıktan sonra derhal evlenmeye karar veren çift, New York eyalet yasaları gereği Maya’nın Türkiye’den alması gereken Nüfus Cüzdanı Örneği’nin çıkmasının zaman alması nedeniyle kuralların daha gevşek olduğu Washington D.C.’de evlendi.

Yılbaşı öncesinde ABD’nin Anayasa Mahkemesi yargıçlarından Elena Kagan’ın kıydığı nikâhla evlenen çift, İngiltere’de iki haftalık bir balayı yaptı.



Kaynak: İsmail Gıyasoğlu / Haber365
Advertorial
Bu Habere Oy Verin
Bu Haber Oylanmadı. İlk Siz Oy Kullanın.